admin

Twitter yazılarm 1

Kriz yönetimi mi,yöneylemi mi? Kapitalist birikim;sermaye transferi kamu birikimleri yeşil kapitalist oluşturmak satıldı.yaratılan ucuz kredi kamu sermayenin sonuna gelindi.Batı hristiyan dünyasından ayrışıp doğu ve islam dünyasına yaklaşması batı kredi musluklarını kapattı
Hazine boşalması islamik nas rejimi; Katar,Çin sermayesi ile sübvanse edilmesi swap anlaşmaları kısa süreli oldu.üretimden değil emlak ve rantdan elde edilen gelir sürdürülebilir üretim yaratamadı. tüm dünya gibi faizler artırıp enflasyon ve zam ile hazine boçları halka yıkıldı.

*****(

Türkün tarihle ve savaş imtihanı.Osmanlı imparatorluğunu yıkıp Romanın çocukları anadoluyu paylaşmaya gelmişlerdi.Rumları kullanarak yerleşeklerdi emperyalizmin uşakları. Doğuda afrikada, avrupada tarih yazan bir milleti tekrar anavatınından doğuya süreceklerdi.
osmanlının savaşlarda tükettiği türk milletini tekrar tarih sahnesine çıkarmak isteyen kahramanlar savaşa hayır diyerek savaştılar. Yurtta sulh cihanda sulh diyerek Türk ırkını savaşlarda yok olmasını sağlayıp 100 yy savaşsız kırımsız okumuş bir nesil yarattı cumhuriyet.

dede ve büyük dedelerimizi savaş meydanlarında kırdıkları gibi bizide ortadoğu bataklığına sürükleyecekti emperyalist avrupa burjuvası.Anadoluyu ve tüm müslümanları müstemleke yaparak sömürmeye devam edeceklerdi. Şimdi de ortadoğuda gazzeyi alarak gedik açıp oraya yerleşecekler
******
Bu güne kadar millet ve devlet olmuş milletler ve kavimler ayrışıp bağımsız oldular. artık kavimlerin millete dönüştüğü yerde bir kültür bir medeniyet üretemeyen, devlet kuramamış kavim ve azınlıklar yok olacaktır.gelişmiş bir kültür içinde özgür ve insanca yaşamaktır asıl olan.
Türkler Avrupada özerklik isteyebilirmi.O devletin yada milletin kendi kendini yok etmesi lazım.her insan verili toplumda büyür gelişir.gelişmiş toplumlar insanın üretici ve özgürleşmesi için çalışır. azınlıkların ayrı bir özerklik istemesi devletin gelişme tabiyetine aykırıdır.

*******
Tanrıların savaşı abd senatör byn gomez kuranı yakarken’tek bir gerçek tanrı var o İsrailin tanrısıdır’diyor.güç tanrısallaştığında savaş kan göz yaşı hepsi insanı köleleştirip biat etmesi içindir.kapitalizm yeni tanrı icadı eski tanrılar savaşını yeni dünyanın gündemine sokmak.
Savunma bakanlığı savaş bakanlığına çeviriyor yeni şeytan yarı tanrı firavun trump.uzak doğu yenilgisini görece daha zayıf ama ideolojik olarak güçlü islam fundementslizmini güç ile dize getirip madenlerinden sonra islamdan gazzeyi koparıp kendine üs,bağlı eyalet yapma derdinde.
********
Faşizm ve emperyalizmin çocukları bölgesel savaşlarda kan dökmeye,soykırım yapmaya devam ediyor.emperyalist abd kominizm korkusu yayarak uzak doğuda Kore Vietnam ikiye bölüp vahşetini yarattı. yeşil kuşakla komünizme durdururken bu gün bop projesi petrolü denetim altına alıyor.

Faşizm milliyetciliktem teokratik vahşete dönüşürken faşizme emperyalizmin birlikte halkları ezip yok ediyor.empeyalizm ekonomik istila diğeri toprakların istilası insanları yok edip soykırım yaparak kendini kahraman ilan ediyor faşizmin baba trump
*****
Yaşadığını itiraf etmek hayatın fotoğrafını çekmektir.

Hz Alinin mektubuna karşı muaviye haklılıığını şöyle savunuyordu.Yer Allah’ındır bende allahın halifesiyim. Dolayısıyla ben allahın malından ne alırsam benimdir o maldan ne terk edersem oda bana caizdir. Hz aliyi seven sahabelerin kellesini uçuran muviyenin devlet anlayışı.
Bu günün muaviyeleri sermaye zümresine aktarmak için kelle uçurmuyor ama tutukluyor,malına el koyuyor;muaviye gibi parayla satın alıp biat ettiriyor. Muhalefet Hassan gibi müslüman kanı akmasın diye adalet yürüyüşü yaparken yeni muaviyeviler terörle garlarda insanları bombalıyor.
*****
Kaypak iki yüzlü hanedan olmadığı sürece cumhuriyete hepsi şükranlarını sunar.padişah üke kurtuluş için mücadele etmeyip;mandayı kabul etmiş emperyalerin anadoluyu bölüşmesini seyretmiştir.Atatürk hiçbir hanedan üyesini zulüm yapmamış; ülkeden ayrılmalarına müsade etmiştir.
******
Vahşetten dinler çağına ve milletler çağına evrildik.Uygarlığımızda eski medeniyetler geri kalmış medeniyetlere vahşet ve soy kıyıma devam ediyor.Haham:onları sabah öldürmezsek öğlen onları bizi öldürecek,çocuklar öldürmezsek 20y bizi öldürecek kadınlar yeni çocuk doğuracak diyor.
******
Liberal liboşların dayanılmaz hafifliği.soruyor altaylıya hiç silivriye gazetecileri ziyarete gittiniz mi diye.yok neden gideyim diyor. şimdi içerde kabus uyku felci karabasan görüyor altaylı silivride.sıranın kendisine geleceğini hesap edemeyen kasabın masat bir yerine kaçarmış.
********
Çok şerefli,şatafatlısınız.kdv den sonra deprem için özel tüketim vergisini çıkardılar.özel,lüks tüketim mal için.lükse yata pırlantaya ÖTV getiremediler.temel mallara beyaz eşya,
otomobil,alkol,sigara ithalata yüksek vergiyle insanların canını(emeği)iktidar üretmeden yiyorlar.
******
Enflasyonu,zamları Allah yapıyor diyorlardı ya.Fakire değil zenginin malına zam yapan allah onlardan yanamı diye düşünüyor insan.onların tanrısı zam yaparken fakirin tanrısı zam yapamıyor.vergi zammı 2katı,maaş zammı yarısını yapıyor bu tanrı.idareciler Allahın adını kullanıyor.
********
“Herkes düşünebilirmi hayır; algıların tekrarı ile olan otomatik bir süreç değildir.neo korteks üst beynin aktif olması gerekir. düşünmek kazanılması gereken yetkinliktir.Sorgulama analiz ve yaratıcılık soru sormak önemlidir düşünme muhakeme dediğimiz olayla olur.
“çoğu insan düşünceyi değil duyguyu yaşar,duygularımızla hayatı tepkiler duygusal beynimiz baskın olduğunda duygular düşüncenin önüne geçer.yaşadığımız stres korku öfke düşünmenizi sağlayan korteksin devre dışı kalmasına neden olur.
“Düşünmek için sakinlik farkındalık gözlem gerekir.gözlemci gözlemlediği şeyi değiştirme gücüne sahiptir.bizlerin gözlemci modunda olması gerekir.düşünmek otomatik refleks değil;düşünmek bir seçim ve farkındalıktır.bu seçim zihinsel özgürlüğün ilk adımıdır.sen bu gün neyi seçtin” alıntı instagram
*****
Devleti satmak, kadın satmaktan hiçbir fark yoktur.ikiside ahlaksız, soysuz aşağılığın yüzüdür.ikisi üstünden para kazanmak vatansız kimliksiz duygularda gark olmaktır.ilerleme medeniyet değil sefalet ve cehaleti yaratır.yüksek gelirle milleti değil kendi zümresini yükseltir.
*******
Seçilmiş halktan şeçilmiş şeytanları yarattılar.islamiyetin ortaçağ doğmasıyla kendini yenileyip uygarlaşamadığı çağda;uygar toplumların gölgesinde dogmatik tinsel duygularla insanlığı vahşet çağına sokmak isteyen 21yy şeytanları oldunuz.Hitlerin küçük netenyahu şeytanı yarattınız.
******
Ahlaksız demokratlar siyasi ahlaktan ve baskıdan bahsediyor. ne kadara transfer olduğundan ve ne karşılığında parti değiştirdiğini söyleyemiyor.çünkü satılmışların bedeli olur onurları olmaz.ahlaksızlar siyasi ahlaktan bahseder; tüm gerekçeleri ve onurları çürümüştür.Özlm.çrç 6.dnm
****
Kemalistler olmasa bir suriye, Lübnan diğerkam Hatay belki Rumeli,yunaneli,pontus,kürdiye ve Çorumistan kalırdı türkçe konuşan.Anadolu bir bütün değil ortadoğu bataklığı olurdu.kıbrısta ve egede yunan zulmü hiç bitmezdi. doğuda aşiret dili,ermeni hakimiyeti olurdu;osmani mısırlı.
******
Ateistler neden intihar etmez.intihar kişinin bunalımı karar ve kararsızlık arasında bir boşluk yada intikam duygusu ile yaşama müdahalesidir.İnanç ve din öteki dünya ikilemi ile intiharı kullanır.cennet vaadi ile zayıf kişileri ve sinir uçlarını kullanarak insanları biat ettirir.
Ateist: öteki dünya hayali dünyada dinin bir meteforu olduğunu;değerli olanın yaşam olduğunu ve ahlak ve etik ile yüceleceğini bilir.gerek
cennet için,gerek sistemin krizlerinde boğulan insanlar intihar eder.din(cennet=şehit)için intihar eder ve sistemin ezdikleri intihar ederler.

Ü

2023 sen ben kavgası

50- 60 arasını arar olacağız eğerki şu doğanın döngüsü pandemi soğuk savaş konsensusundan sonra İslam dünyasına çökme devam etseydi yine bizi ninni gibi Arap hikayeleri iye uyutmaya devam edeceklerdi.ellerinde temmuz destanı ile ne kahramanlar yaratıyorlardı.hazinede para,son akçeler bitti.eyyle nereleri fethetmedik Avrupa amerika ortadoğu sonunda blöfü gördüler.küçük osmanlı sevdalısı cumhuriyeti satıp ve hazineyi bitirince avrupaya eyy bile diyemiyor.dese dolar uçacak bir daha alaman doğal gaz parası verir mi.ya abd f35 den attılar birde mahkemede süründürüyorlar.f 16 razı ettiler. ya Arap şeyhini İstanbul için görücüye çıkardılar.ama Arap yaş yere basarmı avucuna düşürmüş ümüğünü sıkıp Arap pisliğini mültecileri ihrac ediyor.sonumuz inşallah hayır olur.birleşir güçlü olursak kazanırız sen ben kavgasına düşersek hep birlikte kaybederiz. arap ümmetcileri ellerine geçirmişler türklüğü türkleri ortadan kaldıracağız diye hemde bunu Türkçe konuşup Türk milliyetcisi geçinenin önüne bir kaç kadro biraz suçlarını silme(h.sözlü ve çakıcı birde kaset) karşılığı Osmaniye milliyetcisinide satışa çıkarmış.
eğer bu seferde trenikaçırırsak hepimizin altına incir ağacı dikip araplaştırmaya devam edecekler.
içimize soktuğu mülteci truva atı ile. herkes çok çalışmalı en salağından en ihtiyarına kadar ulaşmalı.bu sistemi
demokratlar getirdi sağ sol veya muhafazakatrı milliyetcisi Arapcı ve yeni hanedan istilasına karşı dik durmalı iktidarı geri almalı. tersi bir sonuç yüzyıl sonra 23 başka bir hüsrana dönüşürüz.hep birlikte güzel günlerde buluşmak umuduyla. umudumuzu ve kendimizi kaybetmeyelim yarınlar bizim olur. esen kalın dostlar meclisi

Muş Kurtik Dağları ve Murat Nehri Manzarası

Muş ovası Kurtik dağı ve Murat nehri

Haçreş (Karaçavuş,  Çavuş) Dağları:

Muş ilçe merkezinin güney-batısında kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanır. Muş şehri bu dağların önemli zirvelerinden olan Kurtik Dağı (2645 m)’nın kuzeye bakan yamaçlarında kurulmuştur.

Muş ilindeki vadiler Murat Irmağı ve kollarınca açılmışt ilerin en önemlisi Murat Vadisidir. Muş il alanının yüzde 27,2’sini ovalar oluşturur. En önemlisi Muş, Bulanık, Malazgirt ve Liz Ovalarıdır.

Murat Vadisi: İl alanının kuzey batısında başlar.  Başlangıçta kuzey güney doğrultulu derin bir boğaz biçiminde olan vadi sonra batıya döner. Bulanık ovasına girer. Vadi tavanı Muş ovasında genişler. Ovanın çıkışında yeniden derinleşir. Murat Vadisi Ulukaya Köyünün güneyinde il sınırının dışına çıkar.

Muş Ovası:  Türkiye’nin en büyük ovalarından biridir. Alanı yaklaşık 1650 km2’dır. Uzunluğu 80 km, genişliği ise 30 km’  yi bulur. Basamaklı bir yapı gösterir.   Ovanın güneyini Haçreş Dağları çevirir. Kuzeyde ise Şerafettin Dağları ve bu sıranın uzantıları vardır. Muş ovasının doğu ucunda Nemrut Dağı yer alır.  Batı ucunda ise dağlık alanlar vardır. Muş ovası 3. Jeolojik zamanın miyosen dönemi ortalarına kadar bir birikinti iken yer kabuğu hareketleri sonucu bir çöküntü alanına dönüşmüştür. Bu alan sonraki jeolojik dönemlerde yeni alüvyonlarla da örtülerek verimli bir alan durumuna gelmiştir.

Murat Irmağı: Van Gölünün kuzeyindeki Aladağ’dan doğar. Uzunluğu 600 km kadardır. Muş il sınırlarına kuzey doğudan girer.  Kuzey-güney doğrultusunda bir süre akan ırmak bu sırada birkaç küçük dereyle ve doğuda da Karakaya Deresiyle birleşir. Debisi 200–300 m3’tür. Debi ırmağın kabardığı zamanlarda 2500 m3 bulur. Suyun azaldığı zamanlarda ise 50–70 m3 kadar düşer. Murat ırmağını besleyen diğer akarsular şunlardır: Badişah, Şehit, Heftreng, Körsuyu, Liz, Köşker dere ve  çaylarıdır.

[soliloquy id=”12889″]

BİRİKİM ve MÜLKİYET

İnsanal birikim ve mülkiyeti yaratırken savaşlar hızlı birikimi ve aynı zaman köle emeğini yarattı. Çünkü savaşlarda esir edilenler köle olarak alınıp satılırken köle emeğini kullanarak daha hızlı birikim yapmaya başladılar. Toprak gibi  köle emeğini de alıp satmaya başlar batı toplumları.
Doğuda esirler öldürülürken ele geçirilen yerlerde taş taş üstünde bırakılmazken batı köle emeğini mülkiyetine almış toprak üzerinde üretimi artırmak artan tüm emeği insanı hayvanlaştıran hayvanat değil insanat emeğini kullanır. ilk sömürü nasıl hayvanların ehlileştirilerek doğaya hakim olmaya çalışan mülkiyet insanları da ehlileştirerek köleleştirerek mülkiyetine alırken insan alınıp satılan mal olarak tüm pazarlarda savaşlarda esirler ve köleler alınıp satılmaya başlar.

Köle emeğini batı çiftliklerde hayvanların yerine kullanarak kendine boş zaman yaratmaya yunan sitelerinde bu boş zamanlarını felsefe yapmaya başlarlar. Tanrılara yere indirmeye mantık diyalog ve mitoslar üzerine kafa yorarlar. İnsanlar yönetim biçimi üzerine bilgilerini artırıp felsefe üretirler.

Doğu esirlerde pazarlarda satmaya onları hizmet aracı olarak kullanıp alt ve üst sınıflar yaratmaya (kast sistemi- Hint ) çalışırken Ortadoğu’da dinler İslamiyet köleleri azat ederek savaş ekonomisinin kalıntılarını yok etmeye, toplumsal barışı yeniden yaratmaya çalışır ama kadın cariye olarak ev ekonomisine dolayısıyla ataerkil toplum inancını yükseltir.

Batı esirler köle olarak alınıp satılırken kölenin artı emeğinden faydalanırken köle emeği ekonomisi güçlenir. soy üzerinde yükselen kast sistemi dışında üretim üzerinde emeğin üretime bağlanarak artı emeğin en acımasız ve tam sömürüsü köle emeği ve yeni ekonomik temelli ezilen sınıf ortaya çıkar. bu da aynı zaman aile ve soy üzerine temellendirilir ki köle emeği sadece esirlerden değil nesep üzerinden de devam ettirilir. köle emeğinin ekonomik sömürüsü toprak rantı üzerinde gerçekleşir büyük çiftlik büyüyerek toprak üstünde beylikler derebeylikler kurar. batı siyasi yapısı itibariyle büyük ölçekte ne sürülere(sürü toplum) yüksem verimli arazileri vardır. Bu yüzden üretim tümüyle insan emeğiyle ve daha çok insanla üretim kendi efendilerini yaratır. Romanın emperyal ve deniz aşırı gücünden sonra büyük devlet imparatorluğu doyuracak yüksek üretimi olmaması ve üretimin tümüyle insan emeğinin sömürüsü üzerine olduğundan insan emeği önemlidir. Bu yüzden insanın doğudaki gibi çok olması basit savaş tekniği ile insanların emeklerine el koyarak büyüyen siyasal yapının var olmaması küçük kralları birbiri ile yenişemeyen küçük kralları ve aynı zamanda ruhban sınıfının inanç üzerine temellenen siyasallaşan yapısı kralların birbiri ile savaşı yüzyıllar sürürken batı sefaletten kurtulamaz.

Muş Ücevler 1800 rakımda karsız yeşil vadi

Üçevler, Muş ilinin Merkez ilçesine bağlı bir köydür.

Tarihçe
Köyün eski adı, 1902 yılı kayıtlarında Seremavor, 1917 kayıtlarında ise Kurmanci’de “üçevler” anlamına gelen Semal olarak geçmektedir

Coğrafya
Köy, Muş il merkezine 23 km uzaklıktadır.

kış geldiğinde aşağıdaki gibi yeniden haberlere konu olur üçevler. Oysa yeşil bir vadidir kendisi keşfedilmeyi bekleyen karların yücesinde dağları bekleyen bir köydür
Muş da  kar kalınlığının 5 metreyi bulduğu 1800 rakımlı Üçevler köyünde evler ve ahırlar, beyaz örtüyle kaplandı. Köy halkından Hamdi Subaşı (48), “6 ay karın altındayız. Kış mevsiminde burası; hayalet köye dönüyor” dedi.
1800 rakımdaki köy, 5 metre karın altında

Kente 50 kilometre uzaklıktaki 1800 rakımlı Üçevler köyünde, mart ortasında kar esareti sürüyor. Kış şartları nedeniyle nüfusun büyük bölümü, Diyarbakır ve Muş’a göçerken, köyde kalanlar da çetin koşullara göğüs geriyor. Kar kalınlığının 5 metreyi bulduğu köyde evler, ahırlar ve odunluklar, beyaz örtü nedeniyle görünmez hale gelir.

Ahlat Selçuklu mezarlığı ve Van gölü manzaraları

Ahlat Selçuklu Mezarlığı, Bitlis’in Ahlat ilçesinde bulunan ve Orta Çağ dönemine ait dünyanın en büyük Türk-İslam mezarlığıdır.

Mezarlık bugün bir açık hava müzesi niteliğindedir ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi’ne alınmıştır.

210 dönümlük bir alanı kaplayan Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nda muhtelif biçimlerde yaklaşık 8200 mezar taşı bulunuyor.[4] Bu mezar taşlarından 118 tanesi anıt niteliğini taşımaktadır. Mezarlıkta ayrıca şahideli, şahidesiz sanduka şeklinde mezarlar bulunur. Orta Asya Türk mezar tiplerine benzeyen ve yeraltına kazılmış odacıklar şeklinde yapılmış mezarlar da vardır.

Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nın geçmişi, tarihî olarak 1000 yıl öncesine dayanıyor.[6] Mezarlığın, Mervânîler öncesinde dahi var olduğu tespit edilmiştir. Mezarlıkta tarih boyunca bölgede hüküm sürmüş Ermeniler, Rojekîler, Dilmaçoğulları, Saltuklular, Ahlatşahlar, Mervânîler, Bedlîs Beyliği, Eyyubîler, Selçuklular ve nihayet Osmanlılar gibi farklı milletler ve cemaatlere ait cenazelerin üst üste defnedildiği ortaya konuldu. Müslüman mezarlarının yanı sıra ve belki de daha fazla sayıda Hristiyan ve Ezidî mezarları da bulunmuştur.

Alışılmış mezar ölçülerinden büyük, 3.50 metre yüksekliğe varan ve her cephesinde süsleme bulunan dikdörtgen prizma şeklindeki şâhideleriyle tanınırlar.[7] Alanın giriş kısmında Ahlat Müze Müdürlüğü 19 Ağustos 2021 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.’ne bağlı bir arkeolojik inceleme merkezi bulunmaktadır. Mezarlık, Kültür Ve Turizm Bakanlığı Ile Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin işbirliğinde yürütülen bir proje kapsamına alındıktan sonra 2010 yılında bakım, onarım ve yenileme çalışmaları başladı. Bakım ve onarım çalışmaları sırasında şimdiye 700 mezar taşının kitabeleri çözümlendi.

Ahlat Selçuklu Mezarlığı’nın en büyük özelliklerinden biri, alışılmış mezar taşlarından çok daha büyük ve uzun mezar taşlarıdır. Bazı mezar taşlarının yüksekliği 3,5 metreyi bulmaktadır. Mezar taşlarının her cephesinde dikkat çekici süslemeler vardır. Bu mezar taşları, Türkler’in Orta Asya kültüründen gelen ejder, palmet, kandil gibi geometrik desen ve şekillerle bezenmiştir
alıntı:
https://tr.wikipedia.org/wiki/Ahlat_Selçuklu_Mezarlığı

Ulukaya ve Yörecik(zengök) Murat nehri manzaraları

Murat nehridiyadinden doğup Muş iline kadar süzülerek gelen murat nehri muşun 1600 rakımı üstünde iki tane malazgird barajından sonra1300 rakımlı muş ovasını suladıktan sonra bingöl topraklarına doğru akar gider.Bingöle yaklaştıkca ormanların arasından geçerken tepelerin arasından eşsiz manzaralar çizerek kıvrıla kıvrıla gider. ve tabi yanıbaşında tren yolu hat çizerken kendine has daireler çizerek manzaraya doyumsuz güzellikler katar. büngürdeyerek akan soğuk su  çeşmesinin dibinde muşlu bingöllü dostlarla beraber yenen güvece bol oksijenli havası ile doyumsuz lezzetler katar

Murat Nehri (Murat Suyu veya Murat Irmağı), Doğu Anadolu Bölgesi’nde Fırat ırmağının iki kolundan uzun olanı. Uzunluğu 722 km’dir.

Van Gölü’nün kuzeyinde, Ağrı (Karaköse) ilçesi Diyadin’den kaynak olarak başlayıp Aladağ’dan ve Muratbaşı Dağı’ndan çıkan kolların birleşmesiyle oluşur. Diyadin ovası’ndan geçip Ağrı (Karaköse) şehri yakınlarında Eleşkirt yöresinden gelen kolları aldıktan sonra güneybatıya doğru akarak Malazgirt Ovası’na gelir. Bingöl Dağları’ndan inen Hınıs Suyu’nu aldıktan sonra sert dirsekler çizerek Muş Ovası’na kuzeyden girer ve burada Nemrut Dağı’ndan gelen Karasu’yu alır. Batıya doğru akarak dar boğazlardan ve Palu önünden geçer. Soldan Elazığ Uluova’dan gelen Harinket Suyu’nu ve sağdan da Tunceli’nin Munzur-Peri Suyu’nu (en önemli kol) alarak Keban yakasında Fırat’ın öteki kolu Karasu Nehri ile birleşir. Keban Barajı, Murat Nehri’nin aşağı kesimini büyük bir göl haline getirmiştir. Nehir üzerinde Beyhan Barajı, Aşağı Kaleköy Barajı ve Yukarı Kaleköy Barajı yer alır.

Tarihçesi
Nehirden ilk kez Yeni Asur İmparatorluğu kayıtlarında “Arșania” şeklinde bahsedilir. Bu isim Antik Yunan ve Roma dönemlerinde “Arsanias” şeklinde ifade edilmiştir. Daha sonra ise yine aynı doğrultuda Ermenilerce “Aratsani (Արածանի)” olarak adlandırılmıştır. “Aratsani” kelimesi, “beyaz, parlak” anlamlarına gelmektedir.[1]

Muş ovasında karlı ilk bahar Lale ve murat Köprüsü manzarası

Muş (Ermenice: Մուշ, Kürtçe: Mûş), Muş ilinin merkezi olan ve ile ismini veren şehirdir. Ayrıca Muş ilinin merkez ilçesidir.

Muş şehri, Muş ilinin batısında yer almaktadır. Çavuş Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinde kurulmuş olan kentin tarihsel çekirdeği kalenin çevresidir. İstasyonun yer aldığı Muş Ovası’na doğru sekiler halinde gelişen kentin eski ve yeni kısımları arasında 200 metre yükseklik farkı vardır.

Muş Ovası’nın kenarında kurulan bu Doğu Anadolu Bölgesi şehri, lalesi ve üzümü ile tanınır. Kent ve daha çok il Selçuklu dönemi eserleri; Malazgirt Savaşı ve Alparslan ile özdeşleşmiştir.

Muş şehri, 1929 yılında Bitlis vilayetinden ayrılarak müstakil bir il olarak, il merkezi konumu haline gelmiştir. 2008 yılı itibarıyla merkez nüfusu 70 bin dolaylarındadır. Coğrafi açıdan, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü içerisinde yer alır. Muş ili ve şehri ayrıca Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi içinde yer almaktadır[2].

Muş Merkez ilçesi, kuzeyden Varto; doğudan Bulanık, Hasköy ve Korkut ile komşudur. Malazgirt ilçesi ile sınırı yoktur. Solhan, Kulp ve Hınıs ile de sınırdaştır.
Etimoloji
Muş isminin nereden geldiğine yönelik farklı tezler vardır. Ancak bunlardan en çok kabul göreni, Muşkilerden geldiğine yönelik olanıdır. Muşki kavmi, Muş güneyi dağlarında barınmışlar ve kuvvetli bir ihtimalle de bugün Kızıl Ziyaret tepesinde bulunan kaleyi de onlar yapmışlardır. Bu kale daha sonra I. Süleyman tarafından yıkılmıştır. Muş çevresinde bulunan birçok tarihi eserde Muşkilerin alameti olduğu söylenen yonca kabartmasına rastlamak mümkündür.
Tarihçe
Kasaba olduğu dönemden Muş’un genel görünümü (1923)
Asur kaynaklarına göre Muş yöresi MÖ 13. yüzyılda Urartulara bağlı Nairi ülkesinin sınırları içerisindeydi. Daha sonraki kaynaklarda Taron adıyla geçen yöre sırasıyla İskit, Med, Pers, Makedon, Selevkos, Roma, Part, Arsakes ve Bizans yönetiminde kaldı. Birkaç kez Romalılar ile Partlar ve Bizanslılar ile Sasaniler arasında el değiştirdi. Daha sonra Emevilerin ve Abbasilerin egemenliğine girdi. Daha sonra göçebe Türkmen topluluklar yöreye yerleşmeye başladı. Türkmenler geldiğinde yörede Ermeniler vardı.

Malazgirt Meydan Muharebesi’nden sonra Selçuklu toprağı haline gelen Muş kenti, Sökmenoğulları (Ahlatşahlar) daha sonra da Eyyubiler egemenliğine girdi. Şehir 13. yüzyılda Anadolu Selçukluları tarafından imar edildi. Kısa süre sonra Moğollar (İlhanlılar) tarafından yağmalanan şehir daha sonra da Timurlularca yağmalandı. Karakoyunlu ve Akkoyunlu egemenliğinin ardından kısa süre Safevilere bağlanan kent, Safevilerin karşısında yer alan Şerefhanların etkisiyle 1514’te Osmanlı egemenliğine girdi. 19. yüzyıl sonlarında Bitlis vilayetine bağlandı. Osmanlı döneminde nüfusun nispi çoğunluğunu Ermeniler oluşturuyordu.

1916-1917 yılında Rusların ve Ermenilerin nüfuz bölgesi olan şehir, Ermeni tehcirine sahne oldu. Kurtuluş Savaşı sırasında 1920 yılında yörede Hallo Ayaklanması yaşandı. Bu olaylardan sonra 1924 yılında şehir, il merkezi yapıldı. Daha sonra Şeyh Said Ayaklanması yaşanan yörede, kısa süreliğine tekrar Bitlis’e bağlanan şehir, 1929’da tekrar il merkezi oldu.[3]

Daha önceleri Muş il merkezine bağlı bir köy olan Yeşilce, 2010 yılı sonunda mahalleye dönüştü
alıntı   https://tr.wikipedia.org