admin

Hacıbektaş Veli Çilehane( Delikli taş ) ve Beş taşlardan Manzaralar

ÇİLEHANE (DELİKLİ TAŞ):

Çilehane, giriş ve çıkışı bulunan küçük bir mağaradır. İlçe merkezinin 3 km. doğusunda meyilli bir tepededir. Mağara girişi, bir insanın yürüyerek rahatça girebileceği genişliktedir. Mağara içerisinde yüksekçe bir yerde ve bir insanın zorlukla geçebileceği, dışarı açılan bir delik vardır. Hacı Bektaş Veli’nin bu mağarada zaman zaman halvete kaldığı söylenmektedir. Delikli Taş olarakta bilinen Çilehane, Hacıbektaş’ta en çok ziyaret edilen yerlerdendir. Yaygın bir inanışa göre, günahı olan insan, zayıf dahi olsa bu delikten geçemezmiş. Delik onu sıkarmış; bir adak adayınca serbest bırakırmış. Günahı olmayanlar, delikten rahatça geçermiş.

Çilehane’nin bulunduğu tepenin batısında kesme taştan yapılmış, kemerli bir çeşme vardır. Suyun aktığı geniş oluğun üzerindeki 967 (M.1559) tarihli yazıtta şunlar yazılıdır: “Âb-ı Zemzem didi Bektâş-ı velî ma’lûm-u nâs – Sâhib-ül-hayrât Mîr Mahmûd Muammer Ayâs – Târîhi Dokuzyüz altmışyedi’de oldu temâm – An Abdâl-i Bektâşî Hüseyn an der Aras.” Çeşmedeki 1326 (M.1908) tarihli yazıtta ise şunlar yazılıdır: “Çakıran karyesinden bir mîr-i âtıfet hû – İsmi ânın Kahraman, hayrâtı idüb arzû – Bir bağçe kıldı inşâ bir çeşme itti icrâ – Hizmette kasdı hâlâ Derâh-ı Pîr’e yâhû – Baba efendi elhakk sa’y eylemekte ancak – Namında Feyzî mutlak fikreylesen ayân bû – Bir çıktı cevher âsâ târihi söyle Baba – Bu bağçe pek dilâra oldu bu çeşme dilcû – Sene 1326.” Bu ikinci yazıttan, Fevzi Baba zamanında Çakıranlı Kahraman tarafından, çeşmede ve çevresinde düzenlemeler yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Suyunun şifalı olduğuna inanılan bu çeşme, Zemzem Çeşmesi olarakta bilinmektedir.

Çilehane’nin bulunduğu meyilli tepede, mitolojik yönden Hacı Bektaş Veli ile ilgisi olduğuna inanılan Minder Kaya ve Kulunç Kaya vardır. Mindere benzeyen bir kaya ve arka tarafında sırt yaslanabilecek ikinci bir kayadan oluşan Minder Kaya’ya, Hacı Bektaş Veli’nin oturduğu söylenmektedir. Kulunç Kaya ise, yine bu bölgede olan hafif meyilli bir kayadır. Sırt ağrısına iyi geldiği söylenen ve sırt üstü yatarak aşağı doğru kayılan kaya, üzerinde kayılmasından dolayı parlak bir görüntü kazanmıştır.

Tel örgü ile koruma altına alınmış olan Çilehane girişinde oluşturulan “Ozanlar Yolunda”, Alevi-Bektaşi anlayışında “Yedi Ulu Ozan” olarak anılan Nesimi, Yemini, Fuzuli, Şah İsmail Hatai, Kul Himmet, Virani ve Pir Sultan Abdal’ın heykelleri yer alıyor. Yolun devamında ise Aşık Veysel, Davut Sulari ve Yunus Emre heykelleri yer alıyor. Ozanlar Yolu’nun sonunda 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta Madımak Otelinin yakılmasında hayatlarını kaybedenler anısına dikilmiş “Ozanlar Anıtı” ve 17 Mayıs 2002 tarihinde kaybettiğimiz büyük ozan Aşık Mahzuni Şerif’in mezarı ve anıtı yer almaktadır.

Çilehane tepesinde yer alan Hacı Bektaş Veli heykeli ve Radyo Barış tarafından yaptırılmış olan dört kişinin semah dönüşünü tasvir eden heykeller, “Ozanlar Yolu” nu tamamlayan unsurlar olarak karşımıza çıkıyor.

Çilehane’deki Anfi Tiyatro önünde ise Hacıbektaş Belediyesi’nin yaptırdığı “İnsanlık Anıtı” yer almaktadır. Ozanlar Yolu’nun doğusunda Hacıbektaş Belediyesi tarafından oluşturulan “İz Bırakan Aydınlar Mezarlığı”nda ise, öldüklerinde Hacıbektaş’ta defnedilmeyi vasiyet eden Turhan Selçuk, İlhan Selçuk ve Fikret Otyam’ın mezarları bulunmaktadır.

Devamını Oku »

Kapuzbaşı Elif şelalesi ve Aladağlar Toros manzaraları

Yahyalı yolu üzerinden Aladağlar üstünden küp şelalesine inerken arabamız zirvede  beş  en fazla on kilometre hızı geçemiyordu. 180 km yi 5 saatte geçip Adana’ya ulaşırken saat akşamın beşinde yola çıktığımızda gecenin 22:30 eve ulaştık. Yol kısa ama  Aladağlar  geçit vermiyordu. Yol üzerinden bir köyden durup çocukların fotoğrafını çekerken çocuklar makineden kaçarak saklanıyordu. Zirvede  yolumuzu elle yazılmış tahta parçası üzerine Kozan yazı ile bulmuştuk. Tabiki telefon ve dahi Navigasyon hiç çalışmadı. sadece hislerimizle yolu bulurken Küp şelalesine hava kararmadan geldiğimize o kadar sevindik ki . Ya yola geç çıksaydık , ne bileyim bir aksilik olsaydı dağ yolunda kalırdık, çekicinin çıkamayacağı yoldan ancak ve ancak traktörle yol bulurduk. Tabii traktörde bu yolları kaç saatte geçer kim bilir. Neyse en çok sevindiğimiz şey: Allahtan giderken Adana, Pozantı, Niğde,  Kayseri otoban yolundan  Yahyalı’ya salimen uzun yoldan ama kısa zamanda gittiğimize sevindik. Kapuzbaşı köyüne vardığımızda Üç manda gövdesi büyüklüğündeki Kapuzbaşı şelalesi  dağın içinden adeta bir  ırmak fırlıyordu. Irmağın içine ve bu dağın içinden tek bir şelale değil üçü bir arada kapuz başı dağı yararak akarken hemen üs başında Elif şelalesi adete dağı bıçakla keser gibi taşın  ortasın patlayan nehir taşların arasından yeşil yosunları arasından süzülerek nehre ulaşır hemen altındaki su değirmenine sürekli dağın içinden su taşır. Yine dağın güneyinde iki tane daha nehir taşların arasından patırdayarak akar.  Seyhan nehrini , Çukurova’yı sulamak isteyen Zamantı nehri Aladağların ve taa ki Torosların çıplak kayalarından  kopardıkları alüvyonlarını Adana’nın Çukurova’sına taşır ki hem kapuzbaşını hem Yahyalı’yı hem Dumanlı Erciyes’in Kayseri’sini ve hemen hemen tüm Anadolu’yu doyurur.  Kapuzbaşı’ndan çıkan küp şelalesinden Simit şelalesine kadar hepsi belki bütün dünyanın en zengin alüvyonlu Çukurova’sına su taşır can taşır. Onlar Adana’nın sıcağında  dört koldan Çukurova’yı bir ağ gibi ören kanallarla yılda en az iki çok çalışana üç öğün ürün verir üç zaman hasat yapar. İşte Kapuzbaşı neyin başıdır bilir misiniz asılında Çukurova’nın başıdır

Aladağlar, Kayseri – Niğde – Adana illeri arasında bulunan dağ sırası, bitki örtüsü ve hayvan çeşitleri bakımından zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Bu nedenle dağın 54.524 hektarlık bir bölümü 1995 yılında Milli park ilan edilmiştir.

Aladağlar’da güney kısımda Akdeniz İklimi, kuzey kısımlarında Karasal iklim hakimidir. Güney bölümde kızılçam, sedir, karaçam, Toros göknarı yaygındır. Kuzey yamaçlarda, İran-Turan bitki topluluğuna ait bozkır türleri yaygındır. Kuzey bölümlerde insan baskısıyla Antropojen bozkır alanları artmaktadır[1].

İçindekiler
1 Dağcılık faaliyetleri
2 Aladağ’a ulaşım
3 Kaynakça
4 Bağlantılar
Dağcılık faaliyetleri[değiştir
En yüksek doruğu 3767 metre yüksekliğinde ki Kızılkaya’dır. Aladağlar’da, tırmanışlar için 3700 metre üzerinde dört doruğun yanı sıra 3500 metrenin üzerinde 50’den fazla doruk vardır. Bu doruklar Niğde il sınırları içinde devam eden Toros dağ kıvrımlarının (Orta Toroslar) en yüksek doruklarıdır.

İlk baharda eriyen karlardan dolayı Aladağlar’da birçok göl oluşur, ama kurak yaz mevsiminde bu göllerden çoğu buharlaşıp yok olur. Yalnızca yer altı suları ile de beslenen birkaç göl kalır. Aladağlar içinde birçok gölün bulunduğu genişçe bir kazanı andırır.

En uygun tırmanış zamanı Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarıdır.

Demirkazık zirvesi
Kalker kayalardan oluşan Aladağlar’da Emli, Barazama vadileri ve güney yamaşları dışında ormanlık alan görülmez. Dağda alpin bitki toplulukları gelişmiştir.

Demirkazık Tırmanışı: Aladağların en önemli zirvelerinden olan Demirkazık (3756 m) tırmanışı için Çukurbağ köyünden yaya olarak 1,5 saat uzaklıktaki Sokullupınar kamp yeri olarak seçilir. Kamp yerinden doruğa tırmanış ve dönüş normal olarak 10-12 saat sürer. Aladağlara çok sayıda tırmanış yapacaklar Yedigöller Vadisini kamp yeri olarak seçmelidirler. Çukurbağ köyü-Yedigöller yaya 10-12 saattir. Yedigöllerden Emler Zirvesi, (3723 m) Kızılkaya, (3767m) Direktaş (3510 m) doruklarına çeşitli çıkış yollarından ulaşılır. Demirkazık Köyünde özel idarece yaptırılmış olan 100 yataklı yeni ve modern bir dağ evi bulunmaktadır. Burada yemek ve duş imkânı olduğu gibi, bir kütüphane ve dinlenme salonları da mevcuttur. Dağ evinden hareket edilerek birçok spor ve geleneksel tırmanış rotalarının bulunduğu cimbar boğazına ve Demirkazık, (3756) Küçük Demirkazık (3425m) zirvelerine tırmanmak mümkündür.

Ayrıca Çukurbağ köyünden hareketle 1,5-2 saatlik bir yürüyüş sonunda Emli vadisine varılır. Buradan da Kaldı (3734 m), Güzeller (3461 m) ve Alaca (3588 m) zirvelerine tırmanmak mümkündür.

Aladağ’a ulaşım[değiştir
Aladağlar’a ulaşım için üç ana yol bulunmaktadır.

Batı Yönünden: Niğde’den araçla 1,5 saatte Çukurbağ veya Demirkazık köyüne gidilir. Bu köyde her tür otel hizmeti veren bir dağ evi vardır.
Güney Yönünden: Adana’dan Karsantı’ya buradan da Acıman ya da Trak yaylalarına gidilir.
Kuzey-Kuzeydoğu Yönünden: Kayseri’den Yahyalı’ya buradan da Barazama veya Büyük Çakır (Şelale) köylerine gidilir.

Geçmişe Yolculuk

          Kışla mahallesinde büyümeye başladığımda en çok bağlarımızı hatırlarım. Dereboğazında ki kavak ağaçlarını, en çok çınar gibi büyüyen şalvallı kirazının sürekli sulanan ağacı ile her zaman üzerinde kiraz toplamakla bitmeyen gür dalları ve üst taraftaki bağın içindeki zerdali ağacının altına dökülen zerdalilerin annemlerin kurutmasını hatırlarım. Babamla ( beyaz emmimle) her kış dere boğazından gelen selin önüne beton ve taştan set yapardık; kavakları ve derenin kıyısındaki erik ağaçlarını sel götürmesin diye .                        Azığımız genellikle kerpiç gibi tas içindeki kavrulmuş yağlı kavurmaydı. Her sene beton ve taş ile aynı yere set yapardık . Yine her sene yukardan gelen şiddetli sel her tarafı yıkıp geçerdi. Sarı kırmızı dameskene eriklerimiz süt eriklerimiz kışlık eriklerimizi yine şamakı dutlarımızdan kışlık meyve ihtiyacını karşılardık. Baharın biraz zahmetli olurdu bağa gitmek. Eşeğin sırtına yüklenen eşyalarımızla beraber bir saat yol yürürdük. Ağaçları sulamak için yukarıdan, çayın kıyısında bozulan arkları yapardık. Bir kilometre boyunca ark dan salimen suyun gelmesini ağaçların sulanmasını sağlardık ki baharda açan çiçeklerin meyve verebilmesi için. Tabi ekmek ayvasını unutmak kışın en iyi ayvayı seçmek ayrı bir macera olurdu. Bunların arasında en önemli meyvemiz tabii ki ekşi elmaydı. Komşu en bilge ninelerimiz geldiğinde(daha çok akrabalar gelirdi tabii ama) bir ekşi elmaya bir hikaye anlatması için yeterdi. her misafirliğe geldiğinde bıkmadan usanmadan belki aynı hikayeyi tekrar anlatması için ekşi elmanın en iyisinden getirirdik. Belki günü iyi geçmişse ballandırarak anlatırdı bazen kötü bir gününe denk gelince hikayeyi kısa keserdi. Bu hikayelerden sonra en önemli şey kışlık meyvelerimizdi .

                 O zamanlar buz dolabı yoktu her şeyi ya kurutulur ya hoşafı yapılırdı ya da sirkede bekletilir turşu olarak yenirdi. Ayrıca kışın olan meyvelerimiz vardı . Bizim “Vaz”dediğimiz bir başkalarının “ivez” meyvesi olarak bildiği ham olarak toplanan kışın yaprakları ile asma yapılıp bekleye bekleye olgunlaşan vazı ve döngeli yerdik. döngelin turşusunu da yaparlardı. En çok en güzel turşu üzüm turşusuydu. Üzüm turşusunun içine tabii ki sirke atılmazdı. Üzüm önceleri sergen yapılırdı üzüm soğuğu yiyene kadar çatıda serili üzümleri yerdik. Daha sonra üzüm turşusunu getirirlerdi annemler. Bilmeyenlere söyleyelim üzüm salkımı ile suya atılırdı sanırım yine de bunları büyükler daha iyi bilir. O zaman geçtikçe sirkeye dönüşen üzüm salkımlarını bembeyaz görünce taze üzüm gibi sanırsın oysa hafiften üzümün şekeri alkole dönüşmüş mey hoş bir tadı vardır. Yine üzümden bilirsiniz kışla mahalleliler neler neler yaparlar.

                    “Kömesini pekmez” şırası ile yarmadan yapılan tatlı tarhanasını kışın enerji deposu aynı zamanda bağışıklık sisteminin en azimli bekçileriydiler. Tabi bulgur kaynatmasını nohut kavurmasını, çedene ile yapılan kavurgalar hemen hepsi misafirlerimizle beraber yediğimiz içtiğimiz şeyler bu arada şakacı büyüklerin nohut kavurgasından yaptıkları nohutları atarlardı. Odanın içi yerlerde nohut kavurgası ile dolardı. Küçük nohut başımızı yarmazdı; ama küçük büyük arasındaki kaynaşmanın bir başka biçimiydi. Her zaman hikayeler anlatılmazdı bazen büyüklerimizin yaşadığı macera dolu yaptıkları işlerini anlatırlardı.

                     Onlardan birini aklımda kaldığı kadar anlatayım. Babam Kadımıstık. Dolduroğun Ali ve ismini hatırlamadığım dört arkadaş dağa odun kütüğü sökmeye gidiyorlar. Tabii herkesin durumu o kadar iyi değil. Herkes azığını (yiyeceğini) kendi Çıkını(büyük torba olarak kullanılan bez) yiyeceklerini koyup beline bağlarlarmış. Kadımıstık biraz bunlardan küçükmüş aynı zamanda durumları iyi olduğundan anası onun azığını diğerlerine göre daha iyi koyarmış. Herkes küp çökeleği yemekten bıktığından onun ekmeği tereyağlı veya ne bileyim yağlı peynir koyarmış. Bunu herkes bildiğinden o günü bunun azığını almışlar oturup yemişler. Eşeğin semerini de çıkarıp isirinliğin (bük ve kara çalıların arası)içine atmışlar eşeğinin ipini çözmüşler. Neyse bir süre sonra odunlarını peydah edince Kadımıstık (sonra mahalle bekçisi oldu mahallenin benim bildiğin hükümette çalışan belki de tek memuruydu) eşeğinin yanına gider bakar herkesin eşeği yerinde bağlı bunun eşeği yok.

                   Diğer arkadaşlarına sorar. herkes bilmiyoruz der. Eşeğin kaçmış olabilir der. Bu eşeğini aramaya başlar bir zaman aradıktan sonra biraz ötelerde yayılırken bulur. Bu seferde eşeğin semeri yoktur. Yine arkadaşlarından yardım ister benim semerim yok nasıl odunları götürüyüm diye. biz senin semerinin bekçisi miyiz der geçiştirirler. Herkes odunlarını yüklerken bu eşeğin semerini bulur bu arada yemek yemeye zaman bulamaz. Şaka yapan arkadaşlarının derdi de zaten yemek aklına gelmesin diye oyalamaktır dertleri . Kadımıstık herkesten sonra odunlarını yükler diğerleri bu arada hava kararıyor biz gidiyoruz sen odunu yükle gel derler. Arkadaşlarının muziplikleri bitmez. Yedikleri azığın çıkınını parçalayıp yol üstünde dallara asarlar. Kadımıstık eşeğini kaybetmiş onamı üzülsün yolda dallara asılı çıkınını görünce a…ına eşek tepesiceler hem azığımı yemişler hemde dallara asmışları diye küfürler ede ede eve gelmiş, ;
                 Kış günlerinin en güzel masalları idi bunlar. bize masallarla hikayelerle yaşanmış deneyimlerini anlatarak sıcak bir ortamda büyüdük. büyüklere saygı duymayı küçükleri sevmeyi hep yaşayarak öğrendik. Öğrenmemiz hep yaşayarak olduğundan hiçbir hikayemiz unutulmazdı. Hatta o kadar kendimizle ilgili bilgileri birbirimize sözlü olarak aktarırdık ki: benden 7 yaş küçük kardeşim benim küçüklüğümün nasıl geçtiğini kendi görmüş gibi anlatırdı. Nasıl karanlıktan korktuğumu beni hayatta beklediğini falan anlatırdı.

                   Neyse fazla kafanızı yormayım okursanız küçük kardeşim gibi sizde geçmişi kendi yaşamınıza dahil edersiniz okumazsanız da zaten yapacak bir şey yok SİZİN: (HAYATINIZ OKUDUKLARINIZ VE ÖĞRENDİKLERİNİZDEN DEĞİL SİZİN YAŞADIĞINIZ KENDİ HAYAT ÇİZGİNİZ OLAN TECRÜBELERDEN BAŞLAR) bu nedenle okumayan öğrenmeyen toplum ve bireyler olarak hep yeniden Amerika’yı keşfederiz hep aynı tas aynı hamam olur hayatınız babanızın ki gibi olur hayatınız aynı yerde tekerrür eder. Yeni hayatlarda yeni yaşamlarda yeni buluşlarda buluşmak dileği ile hep esen ve hep güzel kalın
Mahalle’deki ismim Gözel bilen bilir Muslu çıkmaz sokağının çocukları Aligülüler Mıstık C, a

Apilinin O. Büyük babam Aşuroğulu Ali’nin torunu Ahmet in büyük oğluyum
İbrahim Gözel

Kapuzbaşı Şelalesi’nin Eşsiz Manzaraları

Kapuzbaşı Şelaleleri Yahyalı ilçesine bağlı Kapuzbaşı köyü sınırları içerisinde yer alan kaynak şelalelerdir. Şelalelerden birisi Türkiye’nin en yüksek ve dünyanın ikinci en yüksek şelalesi olma özelliğini taşımaktadır. Şelaleler Kayseri Yahyalı ve Adana Aladağ ilçelerine yaklaşık 55 km, Kayseri’ye 145 km mesafededir. Kapuzbaşı’nın batı tarafında yer alan Hacer ormanları 18 bin hektar alanı kapsamakta ve Aladağlar Milli Parkı sınırları içerisinde yer almaktadır. Aksu Vadisi’nden Ulupınar Köyü’ne, oradan da Kapuzbaşı’ya gelen çay, şelalelerin suyu ile birleşerek ırmak haline gelip biraz ileride Zamantı Irmağı ile birleşir. Zamantı Irmağı, Seyhan Nehri’nin en büyük koludur. İkinci büyük kolu Göksu Irmağı’dır. Göksu ile Zamantı, Kapuzbaşı’nın biraz daha güneyinde Adana il sınırları içinde birleşerek Seyhan Nehri’ni oluşturur. Göksu Irmağı ve Zamantı Irmağı’nın çıkış yeri ise Kayseri’nin Pınarbaşı ilçesidir.

Kapuzbaşı Şelaleleri’nin en önemli özelliği; kaynağından çıktığı şekilde aşağıya dökülmesidir. Şelaleler Aladağlar’ın içinde derin bir vadide yer alır. Aladağlar bölgesi Toroslar’ın en yüksek kesimidir ve Orta Toroslar bölümünde yer alır. Aladağlar İç Anadolu ile Akdeniz Bölgesi’ni, Develi Ovası ile de Çukurova’yı ayırır. Aladağlar Milli Parkı Kayseri, Niğde ve Adana il sınırlarının kesiştiği bölgede yer alır.

Orta Toroslar üzerinde bulunan Demirkazık dağının güney ve doğuya uzanan kolları üzerinde yer alan ormanlar, Zamantı ırmağı istikametine uzanan 600–2000 m rakımlarında sürekli kar mıntıkası halindedir.

Yedi göller adı ile bilinen mevkide irili ufaklı yedi adet göl bulunmaktadır. Yahyalı’ya 80 km uzaklıkta bulunan bu göllerin en büyüğü Direk gölüdür. 3150 m rakımda yer alan göllerin derinliği bilinmemekle beraber, bu göller kar ve buzul suları ile beslenmektedir.

Yedi göllerden yaklaşık 10 km doğuda bulunan Soğukpınar ise 1700 m rakıma sahiptir. Buradaki ormanlık alan ise 687 Ha civarındadır.

Kapuzbaşı şelalelerinin bulunduğu mevkii ile Soğukpınar arası 18 km’dir. Kapuzbaşı şelaleleri, Yahyalı ilçesinin Büyükçakır mahallesinin kuzeyinde bulunan Ensenin tepesinde yer almaktadır. Yahyalı’ya 55–65 km uzaklıktadır ve ulaşım iki ayrı yoldan sağlanmaktadır. Yollardan birisi Yahyalı-Dikme-Çamlıca-Ulupınar-Kapuzbaşı güzergahıdır. Bu yol 65 km’dir. Diğeri ise Yahyalı-Dikme-Delialiuşağı-Yeşilköy-Balcıçakırı-Kapuzbaşı güzergahıdır. Bu yol ise 55 km’dir.

Kapuzbaşı şelaleleri irtifa akışı itibarıyla Uganda’da bulunan Victoria çağlayanı (100 m) hariç, ABD’de bulunan Niagara’dan (55 m), Finlandiya’da bulunan İmatra’dan (25 m), Erzurum’daki Tortum’dan (50 m), Antalya’da bulunan Düden’den (25 m) ve Manavgat’tan (5 m) daha büyüktür. Şelalelerin aktığı yerin rakımı 700 m’dir. Aladağ’ın zirvelerinde bulunan kar ve buzul suları ile beslenmektedir.

Yeşilköye 3 km uzaklıkta ziyaret mevkiindeki şelaleler ise Antalya Düden şelalesi ile benzerlik göstermektedir. Zamantı ırmağının iki yanında ve ırmağın üzerini kapatan tabii bir köprünün baş kısmında yer alan bu şelalelerin büyüğü 20 m, küçüğü ise 10 m yüksekliğindedir.

Bu yörede yaşayan Varsaklar Anadolu Türkmenleri içinde konar-göçer hayatını, kültür ve geleneklerini en son terk eden Türkmenler olarak kabul edilebilir ve Yahyalı ilçesine bağlı Avlağa, Balcıçakırı, Büyükçakır, Çubukharmanı, Delialiuşağı, Kapuzbaşı, Ulupınar, Yeşilköy adlı köylerde yerleşik hâle gelmişlerdir.

Yahyalı Kapuzbaşı Şelalesi yolu manzaraları

Adana Ankara yolundan Kayseri yoluna döndüğümüzde Yeşilhisar’a varmadan sağa Yahyalı yoluna döndüğümüzde sol tarafta Sultan sazlığında  fırından yeni çıkmış pidelerimizi aldık. Tabi sultan sazlığına baktığımızda Ağustos sıcağında göl suyu çekildiğinden hiçbir fotoğraf alamadan yolumuza devam ettik.  Yol üzerinde ilginç manzaraları fotoların çekerek yola devam ettik. ve Kapuzbaşı’na varmadan önce  yine Taşın içinden çıkan küçük şelaleye demirden yapılmış sallanan köprüden geçerek beyaz köpüklü suyun fotoğrafladıktan sonra kapuzbaşını aramaya devam ettik. bir başka baraj suyunun yolundan Kapuzbaşı’na ulaştık sizin için, hepimiz için yakalayabildiğimiz manzaraları seyreyleyin

Akşamüstü Galata Kulesinden İstanbulu seyreyle

Bir zamanlar İsa kulesi olarak adlandırılan Galata Kulesi’nin yapım tarihi tam olarak bilinmese de MS 500’lü yılların başlarında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Tarihi Galata bölgesinin en eski ve en önemli eseri olan kuleyi; Romalılar, Venedikliler, Cenevizliler ve Osmanlılar farklı amaçlarla kullanmışlardır.

Galata bölgesi, Romalılar döneminde İstanbul’un 14 mahallesinden 13’üncüsü olarak kayda geçmişti ve kendi içinde mahallelere ayrılıyordu. İlk yerleşim tam olarak hangi tarihte başladı bilinmiyor fakat bunun Romalılardan önce olduğu kesin gibidir.

44.yy’da Büyük Konstantin’in öldüğünde Galata’ya gömülmek istediği yazılır. Muhtemelen o dönemde de önemli bir yerdi burası. 6.yy’da Roma imparatorlarından Jüstinyen Galata’yı düzenledi. 13.yy’da ise burada bir Ceneviz (Cenova) kolonisi kuruldu. Cenevizlilerin yerleşmesiyle beraber Galata, Roma İmparatorluğu’nun denetiminde özerk bir bölge haline geldi. Denizcilikte Cenevizliler kadar iyi olan Venedikliler de buraya geldiler ve buradaki limanlar vasıtasıyla ticaret yaptılar.

1200’lü yıllarda yani Roma’nın zayıfladığı bir çağda Galata’ya gelen Cenevizliler, bölgenin etrafını surlarla çevirdiler. Yine de uyarıları ciddiye alarak surların bir kısmını daha sonra yıktılar ama geri adım da atmadılar ve aynı yerlere bu sefer birbirine çok sık, taştan binalar inşa ettiler. Tarihi bölgenin en yüksek yerine de gözetleme amacıyla, yazımızın ana konusu olan meşhur Galata Kulesi’ni inşa ettiler. Onların verdiği isimle, İsa Kulesi’ni…

Osmanlı Döneminde Galata Bölgesi

Osmanlılar için burası tıpkı Romalılar döneminde olduğu gibi bir dış mahalle oldu. İstanbul’un, kadılıkla yönetilen 4 bölgesinden (Sur içi, Eyüp, Üsküdar ve Galata kadılıkları) birisiydi burası. Yani ayrı bir kadısı vardı. 1453’teki fetihten sonra Cenevizliler, buradaki iskan ve ticaret haklarını korudular. Genç Fatih, İstanbul’un fethinden sonra bölgeyi kendisine teslim eden Cenevizlilerin ve Venediklilerin ne kadar fayda sağlayacaklarını iyi biliyordu.

Yine de Osmanlılar Galata’ya karşı biraz mesafeli oldular. Hem devlet hem halk, 1800’lü yıllara kadar Galata semtini “kendinden” görmedi çok fazla. Nitekim araştırmalara göre 1600’lerde bölge nüfusunun %80’i Hıristiyan idi. Kendi içinde yerleşkelere ayrılan Galata’da; 70 Rum, 18 Müslüman, 3 Frenk, 2 Ermeni ve 1 Yahudi mahallesi vardı.

Önceleri Taksim ve ötesinin incir ağaçlarıyla kaplı bir orman, Sütlüce – Kasımpaşa civarının ise süt veren hayvanlarla dolu bir çiftlik bölgesi olduğu yazılır. Yine de çoğunlukla burası meyhaneleri ve sefirlikleri ile anılan bir bölge oldu. İlerleyen yüzyıllarda ise Pera (Beyoğlu) otelleri ve bankaları ile parladı.

Dünyanın en eski 3.metro hattı da burada yer alır. 14 Ocak 1875’te açılışı yapılan ve Karaköy’den İstiklal’e çıkan tünel hattı 575 metre uzunluğa sahiptir.

Galata Kulesi (İsa Kulesi)

Galata Kulesi, tahminlere göre ilk olarak 507 yılında Romalılar tarafından yapılmışsa da bugünkü şeklini 1348 yılında Cenevizler vermiştir. Yüksekliği yaklaşık 70 metre, çapı ise aşağı yukarı 10 metredir. Ağırlığının ise 10 bin ton olduğu tahmin edilmektedir.

1.Anastasius tarafından yaptırıldığı tahmin edilen kuleye Cenevizler, büyükçe bir Katolik haçı yerleştirdiler. Osmanlılardan önce İsa Kulesi olarak anılan kulenin tepesindeki haç, Fatih Sultan Mehmet Han tarafından indirtilmiştir.

İstanbul’un fethinden sonra Galata Kulesi, Osmanlı İmparatorluğu döneminde farklı amaçlarla kullanıldı. 1509 yılında meydana gelen İstanbulluların “Küçük Kıyamet” olarak adlandırdıkları depremde ciddi zararlar gördü. O devrin önemli mimarlarından Hayrettin tarafından onarıldı. Kanuni Sultan Süleyman döneminde hapishaneye çevrildi. Kasımpaşa tersanesinde çalışan mahkumlar burada tutuldular bir süre. 1500’lerin sonlarına doğru ise Takıyüddin Efendi tarafından buraya bir rasathane kuruldu. Fakat Sultan 3.Murat daha sonra, ahalinin “meleklerin eteklerinin altına bakılıyor” serzenişi nedeniyle “yıldızlarla uğraşmakta hayır yoktur” diyerek burayı kapattı.

18.yy’ın ilk çeyreğinde Galata Kulesi, bitmek tükenmek bilmeyen İstanbul yangınlarına karşı gözetleme kulesi olarak kullanılmaya başlandı. Kaderin bir cilvesi aynı yüzyılın sonlarında kulenin kendisi de yandı maalesef. Aradan yarım asır geçmeden tekrar yanan Galata Kulesi’ne 3.Selim ve 2.Mahmut dönemlerinde cumbalar eklendi. 1875 yılında İstanbul’da meydana gelen bir fırtınada çatısının uçtuğunu da biliyoruz. Cumhuriyet döneminde bir restorasyon daha geçiren Galata Kulesi, bugün restoran ve seyir terası olarak hizmet vermektedir.

Galata Kulesi Efsaneleri

Galata Kulesi efsaneleri arasında öne çıkan 2 hikaye vardır: Evlilik ve Kız Kulesi ile ilgili olan efsaneler. Yalnız bunlara geçmeden önce, belki de yeni bir efsanemizin daha olduğunu belirtmek isterim.

Prof. Dr. İlber Ortaylı yakın zamanda, Hezarfen Ahmet Çelebi’nin Galata Kulesi’nden Üsküdar’a uçması olayının yalnızca bir efsaneden ibaret olduğunu açıkladı. Bugüne dek doğru olduğunu sandığımız bir bilgi hakkında gerçekten iddialı bir beyanat fakat bunu dile getiren İlber Hoca olduğu için yabana da atamıyoruz.

En Eski Galata Kulesi Efsanesi

Galata Kulesi efsaneleri arasında yer alan belki de en ilginç efsane, en eski olanıdır. Bu efsaneye göre Romalılar şuna inanıyorlarmış: Eğer bir kadın ve erkek, Galata Kulesi’ne ilk kez birlikte çıkarlarsa, onlar mutlaka evlenirler… Ama çiftlerden biri daha önce kuleye çıktıysa (başkasıyla ya da tek başına fark etmez), bu tılsım bozulurmuş.

Galata Kulesi’nin Efsane Aşkı

Bu efsane ise daha masalımsı bir hikayedir. Buna göre Galata Kulesi ve Kız Kulesi birbirlerine aşıktırlar. Ama aradaki amansız boğaz nedeniyle kavuşmaları da imkansızdır. Günden güne özlemleri daha artmaktadır. Derken günlerden bir gün, Hezarfen Ahmet Çelebi tırmanır kuleye, Avrupa’dan Anadolu yakasına uçmak üzere. Galata Kulesi’nin ısrarlarına dayanmayarak, kulenin yüzyıllardır biriktirdiği mektupları da yanına alarak kanatlanır ve onları Salacak sahiline yaklaşırken Kız Kulesi’ne bırakır. Rüzgarla savrulan mektuplar dalgaların da yardımıyla Kız Kulesi’ne ulaşır. Aşkının karşılıksız olmadığını anlayan Kız Kulesi, mektuplardan sonra daha güzelleşir. Bu sayede Galata Kulesi de sevgisinin tek taraflı olmadığını anlar. İkilinin birbirlerine karşı hissettikleri bu duygular, onların karşılıklı olarak yüzyıllara meydan okumalarını sağlar…

Galata Surlarının Hikayesi

Son olarak hakkında çok az bilgi bulunan ve artık yerinde olmayan Galata surlarından bahsetmek istiyorum. Kendi zamanında Hristos Surları olarak adlandırılan bu surların 3’ü kara tarafında 1’i de deniz tarafında. Mahalleye giriş ve çıkışlar 12 farklı kapıdan yapılıyordu. Bunların 9’unun deniz yönünde olması, Galata’nın tam bir liman kenti olduğunu destekler niteliktedir.

Baştan sona 14 kilometre civarında olduğu düşünülen Galata surlarının, 10m – 12m yüksekliğe sahip olduğu tahmin edilmektedir. Son kalıntısının 1864’te yıkıldığı biliniyor.

alıntı:    http://www.tarihiistanbul.com/

Beyinle ilgili 10 ilginç bilgi

Bilim camiasının hala sırlarını çözemediği, en sıra dışı organ olan insan beyni, karmaşık yapısı ile gizemini korumaya devam ediyor. Gelişen teknoloji sayesinde her geçen gün beynimiz hakkında yeni ve şaşırtıcı bilgiler öğreniyoruz. Bu konuda Avrupa’nın 2. Beyin Hastanesi NPİSTANBUL uzmanları ile konuştuk. İşte, sizi şaşırtacak 10 ilginç bilgi.

1. Sol beyin, rasyonel ve stratejik düşünceler üretip uzun vadeli planlar yapar. ‘Eğer’ ve ‘fakat’ sözlerini çok kullanır. Sağ beyin ise duygusaldır. Sıcaklık ve yakınlığa önem verir. Daha yuvarlak düşünür. En çok ürettiği kelimeler, ‘hemen’ ve ‘şimdi’ dir. Sol beyin gerçekleri, sağ beyin duyguları, ön beyin doğruları analiz eder.

2. İnsanda sağ beynin fonksiyonu olarak güzelliği sevme eğilimi vardır. Kadınlar, beyinlerinin bu bölgesinin fazla çalışmasından kaynaklanan biyolojik eğilimleri gereği estetik duyusuna, erkeklerden daha çok önem verir.

3. Uzun süreli depresyon varlığı kişide Alzheimer riskini iki kat arttırır. Kronik alkol kullanımını ise beyinde belirgin yıpranma yaparak, Alzheimer hastalığına zemin hazırlar.

4. Yeni edindiğimiz bilgileri 24 saat içerisinde tekrar eder, konu üzerine kafa yorar ve hayal kurarsak, beyinde bir network oluşur ve öğrenilenlerin kalıcılığı sağlanır. Bu şekilde kimyasal kayıt yapılır.

5. Çocukluk ve gençlik döneminde yaşanılanlar daha sonra yaşanılanlara oranla daha az unutulurlar. Bazen insanlar o yaşlarda hiçbir anlam veremedikleri halde, öğrendikleri bilgileri aynen aktarabilirler. Bunun nedeni, bu çağlarda beynin öğrenme kapasitesinin ve öğrenilenlerin arasında bağ kurma yeteneğinin yüksek oluşudur.

6. Çocuklar, altı yaşına gelene kadar duygusal empatiyi, daha sonra da zihinsel empatiyi öğrenirler. 10-12 yaşlarında ise soyut empati yeteneği kazanılır.

7. Gece uykusu gündüz öğrenilenleri pekiştirir. Beyin için “en ideal uyku” olan gece uykusu, beyinde bulunan sinir hücreleri arasındaki bağların geliştirilmesini sağlar. Bu sayede beyin gündüz öğrendiklerini gece kayda geçirir. Sağlıklı beyin için uykunuza özen gösterin. Çünkü yetersiz uyku beyninizi etkiler ve iradenizi zayıflatarak tepkilerinizi yavaşlatır.

8. Beyni aktifleştirmek için rutinden uzaklaşın. Sabah rutininizde değişiklik yapın. Örneğin kahvaltıdan sonra giyinmeyi deneyin ve işe giderken farklı bir radyo kanalı dinleyin. Araştırmalar, bu değişikliklerin beyin aktivitesinde ciddi artışa yol açtığını kanıtlıyor. Görev ne kadar rutin ve otomatik olursa söz konusu aktiviteler de o kadar düşüyor.

9. Beyin, vitaminlerin yanında kaliteli yağlara da ihtiyaç duyar. Yağ çeşitlerinde Omega 3 ve Omega 9 içeren besinler dolaşım sisteminin düzenli çalışmasını sağladığından, beynin de fonksiyonlarında iyileşme sağlar. NPİSTANBUL Beyin Hastanesi uzmanları, özellikle yüksek Omega 3 içeren su ürünlerinin (somon gibi) tüketimi ile beynin yaşlanmasını geciktirebileceğinizi belirtiyor. Omega 3 içeren cevizin günde 2 adet olmak üzere 8 haftalık düzenli tüketimi ile de, bilişsel fonksiyonların iyileştiğinin görüldüğünü söylüyor.

10. Son olarak, dikkat etmeniz gereken diğer noktalar ise şunlar; “Beyin sağlığı için sinir büyüme faktörüyle ilişkili olan B vitaminlerini ihmal etmeyin. Beyin ve sinir sisteminin sağlığını korumak açısından büyük önem taşıyan B vitaminleri eksikliği; depresyon, unutkanlık ve sinirliliğe yol açabiliyor. Sakatat, tam tahıllı pirinç, baklagiller ve pekmez iyi birer B vitamini kaynağıdır.”
kaynak:
http://www.hurriyet.com.tr/kesfet/sizi-sasirtacak-beyinle-ilgili-10-ilginc-bilgi-40431731

Abi Yeğen hayata dair konuşmalar( prens ve prenses üzerine)

Yeğen

Abimi zalım abim

Dürtmüşün beni

Bildirim geldi

Bende seni dürttüm

Abim

baktım beni kimler dürtüklemiş karşılık vereyim dedim uyumayanlar varsa

 

Yeğen

Temizlik yeni bitti

Abim

benim bu gün uykum geldi erkenden

 

Yeğen

Elifle kahve içiyoruz

Baba olmadan uyu bol bol

Abim

, ablan hstn istirahatinde

 

Yeğen

Konuştum bugün

Telefonda

Abim

yalnız uyunmuyor kafa oralarda, kafada bir şey yoksa uyunur

sende gene tık yok demiiiiii

 

Yeğen

İyi olur sıkma canını abimm

Abim

bari elef’e bişeyler bul hayıra geç

 

Yeğen

Elef’e de yok

Bana da yok

Kıtlık var

Durumu nasıl , ablamın

Abim

ben yol aldım, ev aldım, sen şehir şehir dolaşıyorsun hiç bir şey yok elde var koca sıfır

 

Yeğen

Valla yaa

Abim

iyi tansiyonu karşı kontrol altında tutuyorlar

 

Yeğen

İyi çok şükür

Abim

böyle duymadım görmedim üç maymunu oynarsın bırak maymunluğu yol al, el tut, yuva kur cadı

 

Yeğen

Abim yok valla yok yaa

Abim

gene abin başardı diyeceksin abinin yolundan gitmiyorsun ki

 

Yeğen

Abim geçen beni kim aramış tahmin et

Yok olur mu estağfurullah

Abim

abimi dinledin mali müşavirliği kazandın sayılır

 

kim

 

Yeğen

Sen kıymetlisin benim için biliyorsun hakkın ödenmez

Hayvan !

Biri

Abim

ikinci aşamaya geç yoksa emeklerim boşa gidecek çirkin bir cadı olarak daha kimse yüzüne bakmaz sevemezsen kimsede seni içten sevmez yalancı hayatı yaşarsın yüzüne güler arkandan her şeyi söylerler

 

hayvan kim kızzz

 

Yeğen

Tamam abim söz ama valla bakıyorum da kimse yok

Adını bile anmak istemediğim hayvan!

Boş bulundum boş ver

Abim

kızım aramazsan bulamazsın arayacaksın görüneceksin

 

Yeğen

Çokta önemli değil aslında abimm

Abim

kim kızzzz söyle hangi hayvan adını söyle hayvanın

 

Yeğen

Sana bi daha adını anmamaya söz verdiğim hayvan!

Anmamda!

Allah yolunu açık etsin

Bendende uzak!

Abim

yani pazara gidiyorsun armut almaya (armudu da ayılar yer ya) bakıyorsun hoşuna gideni; yakından bakarsın kiminin fiyatına kiminin kalitesine yakından bakarsın, hayatta böyle yaklaşmasan istemlerini ne sen görebilirsin nede sen bir başkasına görünürsün

 

daha seni neden arıyor ki cevap vermeyeydin

 

Yeğen

Öyle haklısın abim,çıkar bir yerlerden

Cevap verir miyim! Sence o defter çoktan kapandı

Neden aradığını bilemem,ilgilenmemde,neyse boş ver

Zaten bi sana söyledim

Bitti gitti

Unut sende

Bu arada prensesin adı ne olcek

Abim

benim yazdıklarımı toparla bir daha oku üstüne yazı yazıp geçme bilirsin ben laflarda imbikten geçerek dökülür hiç boşa konuşmam beni anladın mı? sana yazıyorum söylediklerim hemen unutuyorsun kafana yazmıyorsun çünkü hadi yazdıklarımı bir yere yaz kafana iyice kazınsın da bir dahaki konuşmada seninkinden; ne yapar, ne eder kimdir, kimin fesidir diye sorayım temcid pilavı gibi aynı yerde dönüp dolaşmayalım, hiç kıdım gitmiyorsun hep aynı yerdesin

Abim

okeymi

 

Yeğen

Okey abimmsöz

Abim

kafana yazmıyorsun artık kafana yaz bir şeyler yap bak bana abim nasılsın demiyorsun prensesin adı ney diye soruyorsun benim sorularda aynı senin hazır cevaplarda lütfen yeni sorular sor ve cevapların şıklarını çoğalt

prenses adı sence ne olabilir

 

Yeğen

Tamam umarım artık bende çok istiyorum saatlerce onu sana anlatıp kafanı şişirmeyi,gerçekten ama olmuyor olacak tabiki ama ne zaman bilmiyorum

Değişik bir isim olsa iyi olur

Ama bakmak lazım

Ben duru ismini seviyorum

Bu ara

Duru

Abim

elvin anlamı ney biliyor musun

 

Yeğen

Dağ çiçeği imiş sanırım

Bugün konuştuk

Abim

duru sizinkiler koymadı ki

 

Yeğen

, ablamla

Ben koycam

Erkek olursada Atayla koyucam

Tabiki olursa ve o zamana kadar fikrim değişmezse

Yada zehra

Abim

hayır dağ çiçeği değil ; cennet bahçesi, kristalden süzülen ışık gök kuşağının tayfları yani renkleri

neden zehra

 

Yeğen

Güzel anlamı varmış

Seviyorum zehra ismini

Sade güzel geliyo bana

özim

De olabilir sanki

İkinizin baş harfi gibi

Değişik bir isim

Bi tanıdığımız ayçe koymuş

Ayten ve çetin baş harfleri

Abim

çok çalışman lazım ayak üstü aranmıyor isim

 

Yeğen

Ya özsev de olabilir mi

, ve sevgin

Ne biliyim bakmak lazım hakikaten

Abim

kız sende hep kısaltma yapıyorsun bu şirket ismi değil anlamlı olması lazım

neyse sen tatilde ne yaptın ne buldun ne bulamadın

 

Yeğen

İki hödük

İkiside tırt

Uymadı

Sonra gezdim

İst geldim

Vee Zela gittim

Çok iyi geldi

Abim

kendine uymayanları görürken bir günde uyanlar gözüne hoş görünenler çıkacak ama sen bakmazsan bir şey göremezsin ne hödüğü nede sevgiliyi yani ararsan onu bulursun; aramazsan bulabilir misin. aramak ne istediğini bilmektir dolayısıyla istemektir istemek ise o şeyi elde etmektir; sadece biraz zaman alır istediğini bulmak yoksa keline körüne bakmazsan her zaman karşına bir şey çıkar sen sadece seçici olacaksın isteyenler seçim yapar istemeyen seçim bile yapamaz

 

Yeğen

İstiyorum o yüzden yapıyorum abim

Seçim

Abim

kız bu yazdırdıkların benim de bir yere kayıt yapmam lazım beni böyle felsefik konuşturuyorsun ya anlıyorsundur ya anlamıyorsan ya nice okumaktır

 

Yeğen

Abimm anlıyorum

Valla anlıyorum

Bakıyorum da ama şu an için yok uygun biri

Yatmaya çok insan müsvettesi var ama ciddi düşüneceğin adam yok valla yok ya

Gerçekten bende istiyorum artık birini

Abim

anlayan eylem koyar, bir adım yol alırdın CADIII .yes’i senin üstüne ikinciyi evlendi sonunda iyisini buldu ama hayatını yaşıyor sen beni sadece yoruyorsun bak ihtiyarlıyorum

 

Yeğen

Sağlıklıyım çok şükür , gencim ve her şeyden önemlisi hazırım

Abim

kızım yatmak değil hayatını kurmak önemli olan

 

Yeğen

Ya abim beni konuşturma yes’i tercihleri gibi biriyle olamam ki ben

Abim

tamam artık yeni soru ve yeni sorunlarla gel

 

Yeğen

Onun kafasına uyan onlar benim olmaz

Allah mutlu etsin

Gelicem,tüm kalbimle istiyorum

Bu arada zela işi ne oldu senin?

Bide boo?

Abim

kızım o kızın mahallede sağ çıkması bile mucize esrarkeş öldürebilirdi önce kaçırdı alı koydu yani yaşam mücadelesi olarak hayata bir yerden başlaman lazım kötüye bakarak hayattan uzaklaşılmaz seni iyi örneği kendin yaratacaksın

zela işi evimi soruyorsun

 

Yeğen

Aynen abim sen bile el uzattın yani düşün allah korudu,neyse geldi geçti şimdi mutlu olurlar umarım

Evet ev işini

Tapu diyordun ya

, ablam hastanede gerçi

Abim bide fotolarını çekiyormuşsun

ablamın bol bol

Bebiş görür ilerde büyüyünce

Abim

cep telefonuna çekiyor

zela ev bitmek üzere 15 bocum kaldı eve 300 e bana verin diyor müteahhit yeniden evin altına site yapacakmış

 

Yeğen

Ee vercen mi?

Bide sana kaça mal oldu

Abim

234 aldım ama tapusu ile masrafı 250 buldu

 

Yeğen

Hıım baya da tutmuş

Güle güle kullanın

Abim

sağol cicim sende artık hayat birikimlerini tecrübelerin değerlendir kendine yeni sorular sor ve cevaplar ara

 

Yeğen

Tamam abimm

Buradada haramidereye baya güzel evler yapılmış

Siteler

240 dan başlıyor

Fiyatları

Bu arada annem emekli oldu

Tam belli olmasa da

Başvurusunu yaptık

Abim

neden hala tek geziyorum? de, neden hala ayrı eve çıkamadım? de, neden ben yaştakilerin iki çocuğu var benim neden yok? de, neden benim birikimim yok? de.

 

Yeğen

Abim

senin eve ihtiyacın yok zaten bi evin var ihtiyacı olan çalışsın alsın

 

Yeğen

Ben birikim için bazen düşünüyorum

Bakalım

Abim

senin ihtiyacın ne

sen isteklerin sırala bakim burada

yoksa hayatını abuk sabuk başkalarını isteklerin karşılamak için harcayacaksın, artık kendi kanatlarınla uç kendi yuvanı kur senin istek sıralamanda ev yok artık caddddıııı

ne istiyorsun bu seneki hedeflerin ne benim üç altın kuralı vardı ya ve üçte bir birikim

 

Yeğen

Abim valla istiyorum ama çıkmıyo prensim ve ben bigün gelmesini bekliyorum

Abim

anan emekli olsun anana bir ev daha al asi’yi ever ay’ a dükkan aç sen kendini feda etmeye devam et

 

Yeğen

Sağlık,mutluluk,huzur,uygun bir eş,araba,tez bitirme,

Aaa bebek

Çok yapacak iş

Bakalım

Abim

sade somut üç istek

 

Yeğen

Abim ben uygun birini nasıl bulabilirim?

Abim

bu yıl ve gelecek sene yapabileceğim

 

Yeğen

Ne yapmalıyım?

Abim

arayan bulur yazdıklarım uçup gidiyor geriye bakmıyorsun benim eş ararkenki mücadelem yakından gördün herşeyimide iyi bilirsin herşeye dal attığımı, her yerde aradığımı, herkese haber bıraktığımı, bunları sen sadece kendi yöntemlerinle yapacaksın evde otursan belki birileri gelir bulurdu, yaşın küçük olsaydı. Şimdi seni evde bulamayacaklarına göre nerde zamanın geçiyorsa orda evrene mesajlarını isteklerini sesli söyleyeceksin ki seni kendine uygun olan bulabilirsin ve de işinde bulunabilir olacaksın

 

Yeğen

Söylüyorum valla artık

Tura’ da bile söyledim

Bütün çevrem biliyor

Tez hocam bile

Abim

bu dur, artık eskiden büyükler bir aradaydı bulup buluşturuyorlardı. şimdi büyük şehirde bazan kendi göbeğini kordonunu kendin kesmek zorundasın, sevdiklerin değil sevemediklerinle yaşamak zorunda kalıyorsun bu yüzden kendin çalışıp kendi alışverişini kendin yapacaksın hadi bundan sonrası kolay gelsin yeni sorular ve yeni haberleri bekliyorum bu yazdıklarımı arada bir oku kafanda aydınlanan ışığa doğru git kalbin seni güzele götürecektir

Abim

çok çokkk öpüyorum güzele güzel şeyler yakışır yakıştırmasını bilene

 

Yeğen

Tamam canım abimm,çok tşk ederim,gelişmelerden haberdar edeceğim,sende habersiz bırakma lütfen , ablamla ilgili.. Bende çok öpüyorum,seni,sizi

İyi geceler

Abim

iyi geceler yeni hayaller kur kalbinin götürdüğü yere git hoş ve hep güzel kal

 

Yeğen

Sende abimm,çok iyi geldi bunlarçok sağol,iyiki varsın

Hep güzel olsun günlerimiz ve hep birlikte çoğalarak

Abim

bu yazdıklarımı site yayınlayacağım düzelterek

 

Yeğen

Yok artık isimsiz olsun lütfen

Abim

belki birilerinde ışık tutar

 

Yeğen

O zaman peki

Abim

isim ne demek

 

Yeğen

Aynen tutar hatta ekleme ve çıkarma düzeltmelerle

Okuyacağım haber ver

Abim

sende okursun ilerde kendi resimlerine baktığın gibi

 

Yeğen

Olur,fotosanat

Abim

iyi geceler tatlı rüyalar ve güzel hayaller kur

 

Yeğen

Tamam abimm,iyi geceler