admin

ÖRTÜNMEK ŞART OLDU ——(COVİD 19)—-birinci şartı

OKUMADAN GEÇERSENİZ SİZDE KAYBEDERSİNİZ,,,,,,,,,!!!

Bu yazıdan sonra şapka çıkarmayacaksınız Artık şapka takacaksınız (zorunlu)

            Artık çevrede kapitalistlerin yazdığı vitamin reçeteler kol geziyor. Herkes  doktor olmuş yazıyor şunu yeme bunu yeme şunu kullan her yeri temizle her yerden bulaşır yok şu kadar yaşar yok bu kadar yaşar.

            Aslı astarı bu bir grip influanzanın bir çeşidi hiç grip olmayan biri varsa oda ninelerimizdir ona bu grip bir şey yapmaz. Çünkü başını geleneği icabı küçükten örtmüştür ve anneme sordum hiç grip oluyor musun hayır  dedi, bense her sene iki defa grip olurum ve yerlerde süründürür ve bu seferki virüs süründürmüyor öldürüyor.

            Bin yıldır kadınların kafasını kapatan gelenek hiç grip bilmez bir tek çocukların burnu akar oda şapka takmadığındandır. Genç erkek biraz büyür büyümez hemen bir şapka takar ve kendine bıyık bırakır cinsiyetini belli etmek için genç kızlarda kafasını kapatır anneleri gibi hacı hoca gibi değil o yörenin iklimine göre takar

köşe yazıları

ihtiyaç düşünceyi yaratır: düşünce eyleme geçtiğinde maddeyi yaratır. madde işlendikçe aklı yaratır. akıl işlendikçe ilerlemeyi yaratır. Aklı işlemeyenler sadece yaşayarak tecrübeyi yaratır.

İdeali ve felsefesi olmayan düşüncelerle; hayat tekerrür eder

İlim ve irfan çalışanındır. Ve İlim sahibi dünyanın sahibidir. Aynı zamanda kendinin sahibidir

Başkalarından uçak satın alarak onların izin verdiği kadar gökyüzünün sahibi olursunuz:

 göklere sahip olan yeryüzüne de sahip olur.

Kar beyazdır Pamuk kale kardan daha da beyazdır

Pamukkale Travertenleri’nde dikkat edilmesi gerekenler

Önceden bölgeye yapılan oteller Pamukkale Travertenleri’nin çok yakınına inşa edilmiş. Aynı zamanda gelen turistler ise daha jel halinde olan Kalsiyum Karbonat çökelip sertleşmeden üzerinde dolaştığı için bu kar beyaz travertenler birikememeye başlamış. UNESCO Dünya Mirası Listesinde olan tüm yerlerin düzgün bir şekilde korunması gerekiyor. Eğer korunmazsa UNESCO bu unvanı geri alıyor. Bu unvanın alınması da o yerin turizm açısından olumsuz etkilenmesine neden oluyor.
Pamukkale travertenleri, 400 bin yıl önce bir dizi depremle Büyük Menderes havzasında termal suların oluşturduğu bir görsel şölen. Denizli de yer alan Pamukkale, her yıl milyonlarca insanın ziyaret ettiği karbeyazı travertenleri, büyüleyici Kleopatra Havuzu, Hierapolis Antik Kenti ile ünlü. 1000 yıldır kaplıca hizmet veren bu doğa şaheserinin terasları, kaplıca suyundan çökelmiş karbonat minerallerinden oluşuyor. Dünya’da hem doğal hem kültürel özellikleriyle UNESCO Dünya Mirası Listesine girmiş 29 yerden biri aynı zamanda. Kapadokya ile birlikte yabancıların Türkiye’de en çok görmek istedikleri doğal güzelliklerin başında.Pamukkale Travertenleri, kaynak sulardan ve traverten teraslı tepelerden meydana geliyor. Çökelez Dağının eteklerinde yer alan ve ovadan 100–150 m. yükseklikte uzanan bu terasta yaklaşık 6 km. uzaklıkta Pamukkale’yi var eden, travertenlerin oluşumunu sağlayan termal kaynaklar yer alıyor. Travertenler Kadı Deresi yakınındaki Domuzçukuru adı verilen alandan başlayarak kuzeydeki Nekropol’ün son mezarının yanından akan Çaltık Deresine kadar uzanıyor. 50 m. yüksekliğinde yaklaşık 3 km. uzunluğunda ve 250–600 m. genişliğindeki bu travertenlerin oluşumunu termal sular sağlıyor.

Kaynaktan çıkan termal su 320 metre civarındaki bir mesafeyi kat ederek traverten başına gelerek buradan da kar beyazı rengindeki traverten katmanlarına dökülerek 240-300 metre kadar yol kat ediyor. Kalsiyum karbonatla doymuş su güneşin altında buharlaştığında ortaya ilk önce jel halinde beyaz travertenlerin pamuksu görüntüsü çıkıyor ve katılaşarak yüzeyi kristalleşmiş kayalara dönüşüyor. Bileşiminde kalsiyum karbonat dışında sülfat, sodyum, demir, potasyum, magnezyum, serbest karbondioksit bulunuyor.

Tortullu kayaç traverten terası, pamuk gibi beyaz ve ilk halinin yumuşaklığı nedeniyle Pamukkale adını alan bölgede, 33-35 °C sıcaklık aralıklarında 17 adet sıcak su alanı bulunuyor. Antikçağdan bu yana şifalı suları ile tanınan ve o zaman da günümüzdeki gibi şifa bulmak isteyen ziyaretçilerini ağırlıyor. Şifalı suları sindirim, solunum, dolaşım ve deri hastalıklarına iyi geliyor. Bir zamanlar travertenleri yok etme aşamasına getiren; antik hamam yapısı ile travertenlerin arasında yer alan otellerin kaldırılması ile tekrar eski beyazlığına kavuşmtu.
Pamukkale’nin mitolojide nasıl oluştuğu hakkında birkaç hikâye var. Efsaneye göre bu benzersiz coğrafya yakışıklı çoban Endymion ile Ay Tanrıçası Selene’nin aşkının ürünü. Çoban Endymion aşkı Selene’ye tam burada kavuşmuş. Bir araya gelmenin mutluluğuyla kendisinden geçerken ineklerini sağmayı unutmuş. İneklerin memelerinden süzülen sütler Pamukkale’yi oluşturmuş.
Diğer bir hikayeye göre bir çoban kızı bir gün artık çirkinliğinden bıkarak canına kıymak ister ve kendini Hierapolis’in sularına bırakır. O sırada oradan geçen bir prens atından fırlayarak kızı ölümden kurtarır.
Hierapolis sularının şifalı olduğunu bilmeyen çoban kızı, prense öfkelenir. Prens, “Bu kadar güzel bir kızın neden ölmek istediğini anlayamadığını” söyler. Çoban kızı şaşkınlık içerisinde sudaki aksine bakar. Gerçekten de o çirkin kız gitmiş, yerine dünyalar güzeli bir kız gelmiştir.
Gerçeküstü güzelliğiyle Pamukkale’nin hemen yanı başında “Kutsal kent” anlamına gelen Hierapolis Antik Kenti yükseliyor. Hierapolis, hamamları, havuzları, gösterişli kent kapıları, amfitiyatrosu, gymnasiumu, tapınağı ve travertenleri ile gördüğüm en güzel antik kentlerden. Hierapolis Antik Kenti ve Pamukkale, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesine 1988’de girdi.
Bölgede ilk olarak kimlerin yerleştiği kesin olarak bilinmiyor. Antik kentin MÖ 2. yüzyılda Bergama krallarından II. Eumenes tarafından kurulduğu, adını Bergama’nın kurucusu Telephos’un karısı Amazonlar kraliçesi Hiera’dan aldığı sanılıyor
.
Lykos Nehri Vadisine hâkim Hierapolis Antik Kenti, Büyük Konstantin döneminde Frigya bölgesinin başkentliğini yapmış, Bizans döneminde Piskoposluk merkezi olmuş. MÖ 133 ve MS 60’ta meydana gelen korkunç depremler şehri yıkarak Helenistik dokusunu kaybettirse de sonrasında Romalılar tarafından ızgara plana göre yeniden inşa edilmiş. Antik şehir merkezinde günümüzde görülen kalıntılar Roma dönemindeki yapılaşmaya ait.
İsa’nın on iki havarisinden Aziz Philippus burada Hristiyanlığı yaymış ve öldürülmüş. Hierapolis bu nedenle Hıristiyanlar için ayrı bir öneme sahip. Üç güneybatı Frigya kenti olan Hierapolis, Laodikeia, Kolossai kentleri Hristiyan dinini kabul etmişlerdi. Doğu Roma döneminde piskoposluk merkezi ilan edilen şehir, Romalılar döneminde çok sayıda yabancı uzak ülkelerden burayı ziyarete geliyordu. Hac ibadeti için Hierapolis’e gelen her erkek, şehre girmeden önce saçlarını ve kaşlarını kesmek zorundaydı
Doğa ile tarihin eşsiz buluşması Pamukkale, Antik dönemde hem şifalı suları hem de Aziz Philip’ten derman arayanların akınına uğruyor. O dönemin zenginleri yaşamlarının sonuna doğru gelip buraya yerleşmiş ve burada ölmüş. Şehrin nekropolü bu yüzden oldukça görkemli anıt mezarlarla dolu. MS 13. yüzyılda Selçukluların egemenliğine giren kent, 14. yüzyıldaki depremden sonra tamamen terk edilmiş.

Cehennem Kapısı “Pluto’s Gate” veya “Ploutonion” adıyla tanınan mağara Hierapolis’te yer alıyor. Burası Tanrı Plouton ve eşi Persophone’nin hüküm sürdüğü yeraltı dünyasının giriş kapısı olarak kabul ediliyordu. Cehennem Kapısı Plutonium’un yanında büyük bir kutsal alan var, Apollon Tapınağı. Tapınak, eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerinde kurulmuş.
alıntı https://yoldaolmak.com/pamukkale-travertenleri.html

Hubyar Sultan türbesine ziyaret ve Sıraç Köylerinde günlük yaşam

Sıraçlar kimdir, kimlere Sıraç denir
Sıraç kelime olarak Farsça olup ışık, nur, kandil, çerağ anlamına gelmektedir. Sıraçlar ise Işık saçan, nur saçan topluluk olarak adlandırılmaktadır.

Diğer taraftan ise Sıraç, Begdili boyuna bağlı bir Türkmen aşiretinin adıdır. Bu topluluklar inançsal olarak Alevi olup Hubyar Ocağı erkanını yürütmektedirler, Hubyar Ocağı içerisinde yaşanan ayrışmalarla bugün Sıraçlar, Hubyar Ocağı ve Anşa Bacı Ocağı mensupları olarak yaşamaktadırlar.

Sıraç Alevi topluluklarına Sıraç isminin verilmesi ile ilgili olarak “Işık topluluğu” yanı sıra “Ser verip sır vermeyen topluluk” sırrını aç anlamında “Sıraç” denildiği anlatılmaktadır.

Aleviler genel bir “Kızılbaş” ve daha sonra “Alevi” ismiyle tanımlanmadan önce bölgesel isimleri vardı. Her Alevi topluluğu yaşadıkları coğrafyada farklı isimlerle adlandırılırdı. Tokat, Sivas, Yozgat, Çorum, Amasya bölgesinde yaşayan ve Hubyar yolunu yürüten topluluklara genel olarak “Sıraç” denilmektedir.

Alevi topluluklarına yönelik her türlü karalama politikası ve iftirasından Sıraçlar daha çok nasibini almıştır. Sıraçlar “ser verip sır vermeyen” topluluklar olarak bilinirler. Alevilikteki sır kavramına sonuna kadar sahip olan ve son derece içine kapalı bir toplum olarak yaşamaktadırlar. Sıraçlar için “yabancı” kavramı Sıraç olmayan herkes için kullanılan bir kavramdır.

 

 

Sıraçların yaşadığı bölgelerde Sıraçların ser verip sır vermeyen topluluklar olması hasabiyle sıraç isminin bu topluluklara sırrını aç, sır aç denilerek oluştuğu da anlatılmaktadır.
Bütün Alevi topluluklarında olduğu gibi Sıraçların Cem’lerine de asla yabancı bir kimse giremez. Sıraçlar evlilik konusunda da çok içine kapalı bir topluluktur, o yüzden dışa açılmaları ancak ve ancak son yirmi yıl içerisinde olabilmiştir.

Sıraçların bu kadar çok içine kapalı olmasından kaynaklı olarak daha fazla karalamaya ve iftiraya maruz kalmışlardır. Bu nedenle de zamanla kötü bir anlam olarak kullanılan Sıraç ismi terk edilmeye hatta ret edilmeye başlanmıştır.

Bugün Hubyar Ocağı içerisinde benimde yaşadığım Ocak Merkezinde Sıraç ismi talipler için kullanılsa da taliplerimizde bunu reddetmektedir. Ocak içerisinde büyük çoğunluk Sıraçlığı sadece Anşa Bacılılar için kullansa da onlar da bu ismi kullanmaktan imtina etmektedirler. Hubyar Ocağı ve Anşa Bacı Ocağı dışında ve aynı coğrafyada yaşayan diğer topluluklar ayrım yapmaksızın Hubyar yolunu yürütenlerin tamamına birden “sıraç” demektedirler.

Sıraç isminin reddedilmesi Alevilerce “Kızılbaş” isminin reddedilmesiyle aynı psikolojiye dayanmaktadır. Bu da ismin son derece kötü anlamlara gelebilecek şekilde kirletilmesi ve Sıraçların dışlanmasına neden olmasından kaynaklıdır.

Bu durumu kırmak için 2002 yılında bu topluluklarla ilgili yazdığım ve yayınladığım kitabımın ismini “Hubyar Sultan Ocağı ve Beydili Sıraç Türkmenleri” koydum. Katıldığım tüm Televizyon programlarında, panellerde, festivallerde ve halk toplantılarında “ben Sıraçım” diyerek bizim özgünlüğümüzü ifade eden ismimizin tekrar kullanılması konusunda gayret sarfettim.

Son yirmi yirmi yıldır Alevi toplumunun bu tür değerlerine sahip çıkmaya başlamasıyla birlikte Kızılbaş ismi nasıl hak ettiği onurlu yere oturmuşsa Sıraç ismi de aynı şekilde hak ettiği onurlu yerine oturmuş durumdadır.

Alevi ismi bugün tüm Alevi topluluklarının, Ocaklarının, sürek farklılıklarının üst şemsiye adı olup, bölgesel ve sürek farklılıklarının anlaşılması açısından bu tür isimlerinde korunması gerekmektedir. Günümüzde Sıraç Alevileri, Tahtacı Alevileri, Nusayri Alevileri, Dersim Alevileri, Bektaşiler, Dede Garkınlılar, Hubyarlılar, Anşa Bacılılar, Üryan Hızırlılar, Ağuçanlılar, Baba Mansurlular gibi tanımlamalar bölgesel, yöresel ve/veya Ocak, sürek farklılıklarını ifade eden isimlerdir.

Bu anlamda Sıraç Alevileri günümüzde dar anlamda sadece Anşa Bacılıları ifade etse de genel anlamda tüm Hubyar yolunu yürüten Hubyarlılar ve Anşa Bacılıları ifade etmekte bu toplulukların özgün durumunu yansıtmaktadır.

Şöyle bir anımı paylaşmak isterim; Bir gün Zile de Hubyar yolunu süren ve Anşa Bacı Ocağı mensubu Ana’larımızdan Nurdane Bacı yı evinde ziyaret edip hasbıhal eylemiştik. Kendisinden birlikte bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi talep ettiğimde bana “bir şartla çektirebiliriz, bizim Sıraçlar dışında kimseye göstermeyeceksin” demişti. Bende memnuniyetle kabul edip fotoğrafı çektirmiştik. Nurdane Bacının şartı sanırım bu durumu daha iyi anlatmaktadır.

Bu anlamda Sıraç Alevileri günümüzde dar anlamda sadece Anşa Bacılıları ifade etse de genel anlamda tüm Hubyar yolunu yürüten Hubyarlılar ve Anşa Bacılıları ifade etmekte bu toplulukların özgün durumunu yansıtmaktadır.

Çeşitli kaynaklarda başına keçe takmalarından dolayı Sıraçlara “Keçeliler” denildiği de görülmüştür.

25.09.2016

Ali Kenanoğlu

https://www.facebook.com/857025557669568/videos/2002942876410418/?__xts__[0]=68.ARBGNMeFfTCUP0nczgK3AeVKUrLW42F2ZvBe8uMDjBDIf3-e8bjhObh6qlzck5AN0ZD_JgURDGmPsssUbCbJQpnQXSKdQPQbrACtiEkqXNaGz2nlxNw8RvfivT26Oc0wfl13rXeLbwD3PX-JxbF5c9vi3Uwvl-XtvKxsqmQ8ITg90dG9DgdXZNwBOXwHht3LODtxzn1DAyE_uYp9_OQ5oDhWN_CJf3kHVo0X1Gj2R8Y_2Nzdm9Wl&__tn__=K-R

Alıntıdır:

KIZIL AY (KANLI AY): BEYAZDAN KIZIL RENGE DÖNÜŞEN AY; KAMERAMIZA YANSIMALARI

Tutulmuş Ay, sıradan Dolunay’a kıyasla çok daha küçük görünecek. Ay Dünya’nın neredeyse yuvarlak yörüngesinde dönse bile Dünya’ya en en yakın olduğu nokta (yerberi) ile en uzak olduğu nokta (yeröte) arasında oldukça mesafe var.

400 yıldan bu yana biliyoruz ki yörüngesinin en uzak noktasında objeler en yavaş dönüşlerini yapıyor.

Ay tutulması nedir ve 27 Temmuz neden önemli?
Bu teori doğruysa yüzyılın en uzun Ay tutulması Ay’ın yerötesine çok yakın bir noktada gerçekleşmeli, yavaşlayan hızı Dünya’nın göreceli daha küçük gölgesine karşılık gelmeli.

Teorinin doğruluğu Ay’ın yerötesinin 27 Temmuz’da, Ay tutulmasıyla aynı güne denk gelmesi nedeniyle kanıtlanıyor. Ay Dünya’dan 406 bin 223 kilometre uzaklıkta olacak. Bu son 5 bin yılın maksimum yerötesinden 502 kilometre daha az. Sonuçta Ay Süper Ay’ların çapından yüzde 12 daha küçük görünecek.

Değişik diyafram açıklığı kimi otomatik kimi 1250 iso değerinde ve 55-250 lens ve Canon 60 d ile çekilmiştir

Ay tutulması
2. Maksimum tam tutulma için Ay’ın tüm yüzeyinin sıradışı biçimde kızıl olması gerekiyor. Tam Ay tutulması için Ay’ın Dünya’nın gölgesine bütünüyle girmesi gerekli. Ve uzun bir tutulma için Güneş, Dünya ve Ay’ın aynı çizgiye gelmesi ve Ay’ın Dünya’nın gölgesinin ortasından geçmesi lazım.

27 Temmuz’daki tutulma bu yüzyılda diğer tutulmalardan çok daha fazla bu kriteri karşılıyor. TSİ 23:21:44’te (GMT 20:21:44) gerçekleşen maksimum tutulmanın en tepesinde Ay kusursuz, eşit oranda kızıl olacak. Tutulmanın diğer anlarında ise Dünya’nın gölgesinin kıyısına yakın bölgeler daha beyaz görünecek. Bu hayatınızda görebileceğiniz en doğal kızıl Ay olacak.

3. Tutulmuş Dolunay’ın ışığı o kadar sönük olacak ki, Mars bile daha parlak görünecek. Normalde geceleri gökyüzündeki en parlak cisim, hilal şeklinde bile olsa Ay’dır. Dünya’ya en yakın cisim olduğu için Güneş ışınlarını geri yansıtıyor. Tutulma sırasında özellikle de tepe tutulma noktasında yeni Ay’dan bile daha sönük olacak.

27 Temmuz gecesi Ay gökyüzünde Mars’a çok yakın görünecek. Bir seferliğine Mars ve Ay gökün aynı cephesinde görünür olacak ve Mars daha parlak olacak. Jüpiter ve Venüz gezegenleri de tutulmuş Ay’dan daha parlak görünecek. Bu görebileceğiniz en sönük Ay olacak.

4. Ay tutulması sırasında Güneş Dünya’dan bakıldığında daha küçük görülecek. Dünya’nın yıl boyunca Güneş’e olan mesafesi günberi (en yakın) ile günöte (en uzak) arasında yüzde 3’lük bir değişim gösteriyor.

3 Ocak 2018’de günberi, 6 Temmuz’da da günöte yaşandı. 27 Temmuz’da günöteye yakın olduğumuz için Güneş normalden daha küşük görünecek.

5. Dürbün ya da teleskoplar ile Ay’ı herhangi bir filtre olmadan görebilirsiniz. Normalde Ay’a sadece dürbün ya da teleskopla bakmak Ay’ın çok parlak olmasından ötürü gözler için pek iyi değil. Ancak tutulma sırasında Ay’ı bu aletlerle izlemek özel bir şölen olacak.

yazılar alıntıdır kaynak: https://www.bbc.com/turkce/haberler-44966741

 

Pamukkale Benzersiz beyaz pamuk güzelliğine beyaz gökyüzü yansımış

Denizli’nin pamuk diyarı gibi duran Pamukkale Travertenleri hakkında bir şeyler duymayan yoktur. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yerini alan bu bembeyaz yeri herkesin görmesini öneriyoruz. Pamukkale insanı şaşkına çeviren bir doğal güzelliğe ev sahipliği yapıyor.

Bu doğal oluşumun muhteşem görünümünün bozulmaması çok dikkatli bir şekilde korunması gerekiyor. Çünkü geçtiğimiz yıllarda travertenlerin kararmaya başladığı ile ilgili haberler çıkmaya başlamıştı. Görenleri adeta aşık eden bir doğa harikası olan bu travertenlere gereken önem verildiğinde tekrar eski haline dönmüş. Ama tabii ki bu önemi devam ettirmek gerekiyor. Çünkü dikkat edilmediği zaman bu doğal oluşum yok olma tehlikesi içine giriyor.
[URIS id=10789]

Pamukkale Travertenleri nasıl oluşmuş?

Travertenler çeşitli kimyasal reaksiyonların çökelmesi sonucunda oluşuyor. Aslında bir çeşit kayadır. Pamukkale bölgesinde travertenlerin olduğu alanda 17 adet sıcaklığı 35-100 derece arasında değişin sıcak su kaynağı bulunuyor. Bu termal su kaynağından çıktıktan sonra travertenlerin başına geliyor ve travertenlerin katlarında çökelmeye başlıyor.

Termal su kaynağından çıkarken 35 derece civarında oluyor. Suyun içerisinde bol miktarda Kalsiyum Hidrokarbonat bulunuyor. Kaynaktan çıktıktan sonra oksijen ile temas ettiğinde Karbondioksit ve Karbon Monoksit uçuyor. Geriye de Kalsiyum Karbonat kalıp çökelmeye başlıyor. Aslında ilk olarak jel halinde oluşuyor. Zaman içinde sertleşerek kaya formuna giriyor.

FİLİSTİN’İN TEPESİNE BOMBALAR YAĞARKEN KUDÜS KAN AĞLIYOR ( müslümanlar sadece konuşuyor ve kınıyor )

Onlarca Filistinliyi Şehit Eden İsrail’in Savaş Uçakları Gazze’yi Vurdu
(Kanlı pazartesinin bilançosu :60 ölü 3 bine yakın yaralı var)14-15 mayıs 2018

Hiç bir islam ülkesinin bir tane kendi yaptığı bir uçağı yok; hiç İslam ülkesinin kendi yaptığı otomobili ve motoru yok. Hiç bir İslam ülkesi uzaya gidebilmiş değil. Hiç bir islam ülkesi eknomik olarak gelişememiş hala sömürülmektedir.

Nerde kaldı koca imparatorluk kuran Osmanlı  ; nerde kaldı Safevi devletini kuranlar.

ben söyleyeyim Orta çağda kaldılar .

Hala birbiri ile ekonomik savaş yerine  mezhep çatışmaları yaparak iktidar kurarken dışarda , başka ülkelerinin silahlarıyla Şia ve sünni  savaşı yaparak birbirlerini yok ediyor müslümanlar. Hala hiristiyanların yaptığı motorlara binip bağımsız islam ülkesi diye haykırıyorlar. Evet müslüman çocukları ellerine sadece ip ve mancınıkla bırakan islam aleminin ulemaları, bilim adamları, siyasetciler ve yöneticiler yarattığınız teknoloji ile övünebelirsiniz.  Kafanıza uçaktan atılan bombalar yağarken siz hangi mahzenlerdesiniz.

Allah’a borcunuzu affettirmek için ibadet yapabilirsiniz bunları  gün boyu yapabilirsiniz ama toplumu bilimsiz, teknolojisiz  sizin demogojilerinizle yoksul fakir  ve taşla savaşmaya mahkum ettiğiniz için islam alemi yanıyor.

Allah’ın sizin ibadetinize ihtiyacı yok, siz ibadeti kendi cennetiniz ve kendi rahatınız için yapıyorsunuz; ama toplumu çalıştırmayarak onlara ilerlemeyi değil gerici felsefelerinizi empoze ettiğiniz için Kudüs yanıyor ilk kabe elden gitti.

Herkes Safeviler, Osmanlılar diye geriye bakınıp övünürken islam ülkeleri, Arap birliği onun karşısındaki ülkeler ve petrol zengini suudiler kendi köşklerinizde rahat yaşayın ama tarih sizi hiçbir zaman iyi gözle bakmayacaktır.

İslamiyeti perişan eden felsefeniz ve  kadınları sadece evlere kapatmaya bez parçalarına sararak kapanmaya zorlarsanız toplumun yarısını yok edersiniz. Kalan yarısı erkeklerde zaten bir işe yaramıyor.

İslam alemini birbirlerini mezheplerle boğazlamalarını sağlamaya devam ettiğiniz sürece bu gün yahudiler yarın hiristiyan alemi yeniden kendi uçakları ile tepenizde hangi devletinizi dağıtıcağının sırasını bekleyin.

Suudiler sanmasınlarki bizim paralarla amerika bize bakar paranın musluğu kesildiği zaman kime dayanacaksınız kendi toplumunu fakir ve perişan bırakan kendi ülkesinin ilerlemesini gelişmesi yerine kendi rahatlarına bakan siyasetciler sizi daha çok siyanist sopası ile dayak yersiniz

küçüçük israili koca islam alemi sadece kınıyor Filistililerin yanında oluyor yada kendilerinin söz sahibi olmadığı BM  toplantıya çağırıyor en sonda Arap birliği toplantı yı  üç gün sonraya alıyor. Gazze yandıktan Kudüs elden gittikten sonra sen kına yaksan ne olur yanında olsan ne olur filistinin üstüne her gün bombalar yağdıktan sonra

İbrahim CAN

KUDÜS ‘ün basındaki yansımaları (ilk iki  gün)

Aşağıdaki  alıntılar Milliyet’en kısaltılarak alınmıştır

Erdoğan, Abbas  (telefonla görüşmüş ve)

İsrail’in Filistinlilere saldırılarını kınadı.  (sadece kına yakmış)

hayatlarını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifa diledi. dünyanın bu zulme seyirci kalmaması gerekir , “İsrail devlet terörü estirmektedir. İsrail, bir terör devletidir.  İsrail’in yaptığı bir soykırımdır. Bu soykırımı lanetliyorum” dedi

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş Yegane çözüm, ümmetin bir araya gelerek zulme ve işgale engel olmasıdır.” dedi. (Diyanet bir şey yapamadığı için rahat konuşuyor)

 İran Dışişleri Bakanlığı..Filistinlilere yönelik “katliamını” kınayarak  uluslararısı toplumu müdahele çağrısı yapmış (kına yakmış, çağrı yapmış ama kimse dinlemiyor)

KKTC) Cumhurbaşkanı  Mustafa Akıncı,..Tel Aviv Büyükelçiliğini  Kudüs’e taşımasını kınadı

Pakistan hükümeti ve halkı Filistin  halkının yanındadır.

Kuveyt,..BM Güvenlik Konseyi’ni acil  toplantıya çağırdı

 

Mısır Dışişleri ..güç kullanılmasının kesinlikle kabul edilmediği belirtildi…Filistin halkının meşru haklarını tamamen desteklediği ifade edildi.

——————–

Arap Parlamentosu, Birleşmiş Milletler’e (BM)..Filistinlilere karşı gerçekleştirdiği katliamın durması için müdahale çağrısında bulundu. ..

Arap Birliği, ABD’nin hamlesiyle ilgili olarak Çarşamba günü olağanüstü toplanacağını açıkladı.


Filistin’in Birleşmiş Milletler.. BM Güvenlik Konseyi’ne (BMGK) acil toplanma çağrısında  bulundu.

72 yılda haritadaki devlet yer değiştirmiş yeni gelen azınlık iken yetmiş yılda ev sahibi azınlık durumuna düşmüştür.Sürgündeki halk ev sahibi sürgüne göndermiştir

“””Filistin dışındaki tüm Yahudileri, ‘’Ârz-ı Mev’ud’’da (Vâdedilmiş toprak) bir araya getirmek, daha sonrasında Hz. Süleyman’ın tapınağını Sion tepesine inşa ederek, Yahudileri tüm insanlığa üstün kılma idealine Siyonizm denmektedir.

Yahudilerin Sion macerası M.S. 70 yılında başlar. Roma kralı Titus, Kudüs’ü zaptederek Süleyman Mabedini yıkmış, hemen ardından bölgedeki tüm Yahudileri farklı coğrafyalara sürgün etmiştir. Sibirya, Avrupa ve Anadolu gibi Roma İmparatorluğunun kollarının uzandığı uç bölgelere Yahudiler özenle dağıtılmış, ayrıştırılmıştır.

Yahudiler sürgün sonrasında sürekli kendilerini kurtaracak ve Kudüs’e geri götürecek bir Mesih bekliyorlardı.

İngilizlerin, Ortadoğu’nun zenginliklerinden yararlanmak, İslam ülkelerini bölmek ve Filistin’de bir Yahudi devleti kurmak için dünya Yahudilerini tek bayrak altına toplama fikrini ortaya attığını görürüz.

Sion davasını aşılarken, genç Yahudi talebeler de boş durmuyor ve dernekler kuruyorlardı. 1878’de Rusya’da birçok muhtelif cemiyetler ortaya çıkmaya başladı.

Siyonistler hedefleri doğrultusunda kendi ırklarına kıyımlar gerçekleştirenler ile kol kola olmaktan çekinmemişler ve bu kıyımları, İsrail’e yapılacak göç için desteklemişlerdir.

http://akademikperspektif.com/2014/09/13/tarihi-boyutu-ile-israilin-kurulus-sureci-ve-osmanli/

“””

Filistinliler, İsrail’in kuruluşunu Nekbe yani ‘Büyük Felaket’ olarak adlandırıyor.

——————————————————-

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu,..Gazze sınırında düzenlenen barışçıl gösteriler sırasında  55 Filistinliyi şehit etmesinin “meşru savunma” olduğunu iddia etti.

İsrail Başbakanı Netanyahu, ABD için “Dünyada daha iyi bir dostumuz yok. Tarihi tanıyarak tarih yazdınız. Bu anı hatırlayın, Trump tarih yazdı. ABD ve İsrail’i her zamankinden daha fazla yakınlaştırdı” dedi. Bugünün kendileri için ‘zafer günü’ olduğunu söyledi.

Beyaz Saray.. 52 Filistinliye ilişkin “İsrail’in kendisini savunma hakkı var” açıklamasını yaptı.

ABD Dışişleri Bakanı..İsrail ve Filistinliler arasında barışın sağlanmasını istediklerini öne sürdü.

————————————————————

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri..insanın şoke eden ölümü ve yüzlerce insanın yaralanması hemen şimdi durmalı. Yaşam hakkına saygı duyulmalı. İnsan hakları ihlallerini gerçekleştirenler hesap vermeli.

(BM) Genel Sekreteri Antonio..Gazze Şeridi’nden gelen  haberler beni çok kaygılandırıyor.” diye konuştu.

BM Genel Sekreteri Guterres..Filistinlinin hayatını kaybetmesi ve yaralanması alarm verici.” dedi.

BMGK) İsrail askerlerinin imza attığı katliamı soruşturmasına yönelik teklif ABD’nin engeline takıldı. Söz konusu öneri Kuveyt’ten gelmişti.


Avrupa Birliği (AB), İsrail’in Gazze’de yaptığı  katliama zayıf tepki göstererek, “İsrail, barışçıl gösteri hakkına ve güç kullanımında orantılılık ilkesine saygı göstermelidir”

İngiltere Başbakanlığı..ölümlerden dolayı endişe duyulduğu belirtilerek, itidal çağrısı yapıldı.

Fransa Dışişleri Bakanı…ABD’nin büyükelçiliğini taşıma kararını onaylamadıklarını söyledi.

İtalya Dışişleri Bakanı..katliama ilişkin endişe ve derin üzüntü duyduğunu belirtti. (endişelenmiş)

Yunanistan,..barışçıl gösteri düzenleyen Filistinlilere karşı saldırılarını “nefret ve derin endişeyle” karşıladığını bildirdi.

Yeni Zelanda Başbakanı..Meydana gelen şiddeti kınıyoruz” açıklamasını yaptı.

Ardern, “ABD’nin temsilciliklerini Kudüs’e taşıyacaklarını açıkladığında bunun

 

Meksika’nın başkenti Mexico City’deki ABD Büyükelçiliği’nin önünde toplananlar, İsrail’i protesto etti.

Filistin’in komşusu Ürdün’ün başkenti Amman’daki gösteride, İsrail bayrakları yakıldı.

 

PAMUKKALE ANTİK HAVUZ (Kleopatra havuzu) ve MÜZE–ANTIQUE POOL MUSEUM HIERAPOLIS

milattan önce 2. yüzyıldan kalan Hierapolis kentindeki Antik Havuz, nam-ı diğer Kleopatra HavuzuUNESCO koruması altında, Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki sit alanı Hierapolis Antik Kenti içinde, Pamukkale Travertenleri’nin hemen yukarısındaki alanda yer alır

Antik Havuz, Denizli’nin Pamukkale İlçesi’nde, Pamukkale Travertenleri’nin hemen bitişiğindeki alanda yer alan Hierapolis Antik Kenti ören alanı içinde bulunuyor. Burası, Denizli merkezden 18 km uzaklıkta. Buraya gelmek için D585 yolundan kuzeye doğru gidiyorsunuz. Zaten yol boyunca Pamukkale/ Hierapolis yönlendirmeleri var.  Konum için tıklayın.

HİERAPOLİS ANTİK HAVUZ’UN OLUŞUMU

M.S 7. Yüzyılda bir deprem şehrin ortasında bir çukur açmış, şehrin güzelim sütunlarını tutmuş içine savurmuş, özgür kalan termal sular da içini doldurunca bu Antik Havuz oluşmuş. Hikayesi bile vay dedirtti bize. Roma İmparatorluğu Dönemi’nde bile Hierapolis ve çevresi tam bir sağlık merkezi / spa gibi olduğundan, Antik Havuz’un suyunun bazı cilt ve dolaşım sorunlarına iyi geldiği ta o dönemden beri yaygın bir kanı. Bu nedenle, böylesine doğal, şifalı ve aynı zamanda estetik bir havuzun popüler olmaması gibi bir durum söz konusu değil. Ama ne popülerlik! Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın bile bu havuzun methini duyup geldiği iddia ediliyor. Havuzu termal sular beslediği için yaz kış sıcaklığı tam da optimal vücut sıcaklığı olan 36 derece. Yani havuzun kışınki keyfini de artık siz düşünün!

Özellikle Roma İmparatorluğu Dönemi’nde Hierapolis ve çevresi tam bir sağlık merkezi durumundaydı. O yıllarda antik kente ve etrafına kurulan 15’ ten fazla hamama binlerce insan gelir ve sağlıklarına kavuşurlardı. Bugün antik havuzu meydana getiren İ.S. VII. Yüzyılda oluşan depremdir. Sütunlu caddenin yanında yer alan sivil agoraya ait ion düzeninde yapılmış olan (İ.S. I.yy) portik bu deprem sonucunda oluşan kırık içinde meydana gelen havuzun içine yıkılmıştır.

Antik Havuz, suyun sıcaklığı nedeni ile rahatlatıcı bir etkiye sahip olmasının yanı sıra, birçok hastalığın tedavisi konusunda da etkilidir.

Bu konuda yapılan araştırmalara göre Antik Havuz’un suyu, kalp hastalığı, damar sertliği, tansiyon, romatizma, deri, göz, raşitizm, felç, sinir ve damar hastalıklarına, içildiğinde de spazmlı midelere çok iyi gelmektedir. Bu da Roma Dönemi’nden itibaren Antik Havuz’un etrafında sürekli olarak sağlık merkezlerinin kurulmasının nedenini açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

Özellikle Roma İmparatorluğu Dönemi’ nde Hierapolis ve çevresi tam bir sağlık merkezi durumundaydı. O yıllarda antik kente ve etrafına kurulan 15’ ten fazla hamama binlerce insan gelir ve sağlıklarına kavuşurlardı.