admin

İÇİNDEKİ DEVİ UYANDIR

İÇİNDEKİ DEVİ UYANDIR

Pek çok insan için, rüya artık silinmiştir ve onunla birlikte, kendi kaderimizi biçimlendirme irademiz de yok olmuştur. Kazanan kişi olabilmeyi getiren o güven duygusunu kaybetmiş pek çok kişi vardır. Çoğumuzun asıl istediği şeyi elde edemeyişimizin nedenlerinden bir, doğrudan odaklanmayışımızdır.  Gücümüzü hiçbir zaman tam anlamıyla konsantre edemeyişimizdir. Çoğu insanlar gelişigüzel yaşarlar, belli bir konunun hakkından gelmeye karar vermezler.(16)

İnançlarımız birer sorgulanmaz emirdir. Bize her şeyin nasıl olduğunu, neyin mümkün, neyin imkansız olduğunu, neyin yapabilip neyi yapamayacağımızı onlar söyler. Her eylemimiz, her düşüncemizi, her duygumuzu onlar biçimlendirir. Sonuçta, hayatlarımızda gerçek ve kalıcı değişikler yaratabilmek için önce inanç sistemimizi değiştirmek şarttır. İnanç sistemimizi kontrolünü ele almadıkça, standartlarınızı istediğiniz kadar yükseltin, onları destekleyecek inancı içinizde bulamazsınız. (21)

Görüyorsunuz ya hayatta ne yapacağını pek çok insan bilir ama bildiğini yapan insanların sayısı çok azdır. Bilmek yetmez eyleme geçmeniz gerekir. (22)

“Kendi mezarımızı kendi dişlerimiz ile kazıyoruz”   Thomas Moffett (24)

Size yararlı olacak şeyleri sarılın hemen uygulamaya koyun(27)

Farklı eylemler farklı sonuçlar getirir. Neden? Çünkü her eylem, harekete geçirilmiş bir sebeptir, onun etkisi daha önceki etkilere katılır ve bizi belli bir  yöne doğru iter. Her yön nihai bir hedefe gitmektir – ve işte o bizim karakterimizdir. Hayatlarımızı biçimlendiren arasıra yaptığımız şeyler değil sürekli olarak yaptığımız şeylerdir. Benim inancıma göre sizin de kaderiniz, karar anlarında biçimlenmiştir. Şu anda her gün vermekte olduğunuz kararlar, hem bu gün kendinizi nasıl hissettiğinizi, hemde doksanlı  (sonraki) yıllarda ve daha sonra kim olacağınızı biçimlendirecektir. (31)

Eğer nasıl yaşayacağınız konusunda karar vermezseniz, eh o da bir karar sayılır, öyle değil mi? Kendi kaderinizi çizmek yerine çevrenin yönetimine girmeye karar vermişsiniz demektir. (33)

Eğer hayatta neleri kabul edeceğiniz konusunda bir taban standart koymazsanız hak ettiğiniz çok aşağısında davranışlara, tutumlara ve düzeysiz bir hayat kalitesine doğru kaymanın çok kolay olduğunu görürsünüz. (34) Eğer karar verirseniz yapamayacağınız hiçbir şey yoktur. (35)

Hayatınız yeni, tutarlı ve adanmış bir karar verdiğiniz anda değişir.(36)

Kararlar hem sorunların,  hem de inanılmaz sevinçlerle fırsatların kaynağı olabilmektedirler. Görünmezi görünür kılma sürecinin kıvılcımı, bu güçte yatar. Gerçek kararlar, rüyalarınızı gerçeğe dönüştüren aracılardır.

Derleyen:İbrahim Can.. Yazar

ANTALYA MARİNA VE TARİHÇESİ

Antalyanın Tarihi Ve Tarihçesi

Söylentilere göre İ.Ö.2. yüzyılın ortalarında Bergama Kralı Attalos’un; bana bir yeryüzü cenneti bulun; buyruğuyla kurulan ve adını kurucusundan   alan Attaleia bugünün Antalya’sı Antik Pamfilya Psidya Likya Bölgelerinin kesiştiği Anadolu’nun en bereketli coğrafyasında kurulmuştur. Antalya tarihi boyunca hep kültürün sanatın mimarinin mitolojinin doruğudur. Çünkü doğasını oluşturan lacivert denizleri görkemli Torosları coşkun çağlayanları renk renk ağaçları çiçekleri ve böcekleri esin kaynağı olmuştur Antalyalı’ya.

                         Büyük Önder Atatürk 1930 yılının ilkbaharında ilk kez gördüğü Antalya’da lacivert denizlerin ardındaki dağların anlık renk renk değişimini izlerken boşuna;”Antalya hiç şüphesiz ki Dünyanın en güzel yeridir”; dememiştir tarihin değişmezliği içinde… 19. yüzyılda bir Avustralya’lı araştırmacının benzetmesiyle Antalya; Avrupalı yazarların çizdikleri hayal ürünü güzel manzaraların belki de hayal edilemeyecek kadar güzeli ve gerçeğidir. Bugün Antalya’yı; turizmin başkenti; kılan uzun ve zorlu bir serüvenin kaynağı işte bu gerçektir. Doğal güzellikler arasında yer alan Antalya palmiyelerle sıralanmış bulvarları uluslararası ödül sahibi marinası ileTürkiye’nin en önemli turizm merkezidir. Geleneksel mimarisi ile şirin bir köşe oluşturan Kaleiçi’nde dar sokaklar ve eski ahşap evler tarihi şehir duvarlarına dayanır.

Bergama Kralı 2. Attalos tarafından İsa’dan önce ikinci yüzyılda kurulan ve antik çağlardaki adı olan Attaleia’yı da bu kralın adından alan Antalya tarih boyunca sürekli bir yerleşim bölgesi olmuştur. Osmanlı hakimiyetinden önce şehir sırası ile Roma Bizans ve Selçuk egemenliğinde kalmıştır. 13. yüzyılda Selçuklu sultanı Alaeddin Keykubat tarafından inşa edilmiş olan Yivli Minareli Cami Antalya’nın sembolü haline gelmiştir. Kaleiçi’nde yer alan aynı döneme ait Karatay Medresesi Selçuk taş işçiliğinin kent’deki en güzel örneğini sergiler. Şehrin en önemli iki camisi 16. yüzyıldan kalma Murat Paşa Camisi ve 18. yüzyıldan kalma Tekeli Mehmet Paşa Camisi’dir. Marinanın yanında 19. yüzyılda kesme taştan doğal bir pınarın üzerine dört sütun üzerinde inşa edilmiş olan İskele Camisi yer alır.

Hıdırlık Kulesi Milat’dan sonra ikinci yüzyılda muhtemelen deniz feneri olarak inşa edilmiştir. Kesik Minareli Cami Roma Bizans Selçuk ve Osmanlı dönemlerini yaşamış şehrin tarihinin bir özeti konumundadır. İmparator Hadrianus Milat’dan sonra 130 yılında Antalya’yı ziyaret ettiğinde onun şerefine şehir duvarlarına üç kemerli bir kapı inşa edilmiştir. Hadrianus Kapısı bugün bütün güzelliği ile hala görülebilir durumdadır. Kale kapısı Meydanı’nda Saat  kulesi de eski şehrin surlarının bir parçası idi. Birbirinden güzel çeşitli sub-tropikal  Bitkilerin süslediği Atatürk ve Karaalioğlu Parkları’ndan günün her  Saatinde değişen renk tonlarıyla Antalya Körfezi ile bütünleşen Bey Dağları’nın tablo gibi manzarasına doyum olmaz.

Kaleiçi ve marina ve eğlence merkezi yurdumuzun en güzel marinalarındandır. Hediyelik  eşya dükkanları kafe bar disko ve restorantları yat hizmetleri ile Turban Kaleiçi Marina her turistin gereksinimini sağlayabilecek boyuttadır. Sabah yelken açanlar öğleden sonra Antalya Setur Marina’nın sakin ortamında dinlenebilirler. Geceleri aydınlatılan eski şehir surları kente tarihi kimlik kazandırır. Paleolitik (Yontma Taş Devri) çağdan Osmanlı dönemine uzanan eserlerin sergilendiği  Arkeoloji  Müzesi yörenin zengin tarihini yansıtır.

Abdal Musa Sultan (…-….) Ozan ve Düşünür.

               ÖL İKRAR VERME ÖL İKRARINDAN DÖNME

(ikrar:kabul,saklamayıp doğru şekilde söyleme, açıkça söyleme, bildirme, benimseme, onama, kabul, tasdik, söz vermek,)

   Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürdür. Aslen Horasan’lıdır; Azerbaycan Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan HOYLU olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli nin amcası Haydar Ata nın oğlu olan Hasan Gazi’nin oğludur. Abdal Musa Sultan Horasan erenlerinden ve Hz Peygamber soyundandır.

 14. yy da yaşadığı Osmanlıların Bursayı Fethettiği yıllarda Orhan Bey in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlılıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş Veli ‘nin önde gelen halife’lerindendir Payesi “Sultanlık” mertebesi “Abdallık” tır. Pir evindeki hizmet postu ise “ayakçı postu” dur. Bu post Bektaşi tarikatında ki on iki posttan onbirincisi olup diğer adı “abdal Musa postu’dur.  Ayakçılık Abdallık mertebesindedir

                   Abdal Musa Sultan kurduğu tekkenin sayısız kişiler irşat etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetiştirmiştir. Bunların en ünlüsü de Alevi Bektaşi Edebiyatının Abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal’dır.  Kaygusuz   bu dergaha 40 yıl hizmet etmiştir.

                     Türbe 14 yy da Selçuklu Mimarisi örneğinde yapılmıştır. Abdal Musa Sultan’ın sandukasının baş ucunda “SEYYİD” olduğunu gösteren yeşil imamesi durur.

Onunla ilgili olarak Abdal Musa Sultan Velayetnamesi’nde konu edilen söylenceyi şöyledir:

”Alaiye reyinin oğlu Gaybi, Abdal Musa’ya derviş olup, Kaygusuz adını alınca, babası oğlunu kurtarmak ister. Tekke Beyi’nin yardımını talep eder. Tekke Beyi’de Kılağılı İsa adlı pehlivan yiğidini Abdal Musa’nın tekkesine yollar. İsa, dergaha varır ve kapıya gelince: Çağırın bana Abdal Musa’yı diye gürler. Ancak, atı ürker ve İsa’yı sırtından atar, sürükleyerek parçalar. Tekke beyi bu olaya çok sinirlenir ve ordusuyla harekete geçer. Abdal Musa Sultan’ı yakmak öbek öbek odunlar yığılır. Ateşler tutuşturulur. Abdal Musa Sultan’da üç yüz kadar müridi ile semah ederek yola koyulur… Bu öyle bir geliş ki, onlarla birlikte dağlar, ağaçlar, kayalar da beraber yürür. Dervişler bir gülbank çekip ateşe girer. Ateş onları yakmaz, onlar ateşi söndürürler. Bu manzarayı gören Kaygusuz’un babası, duruma hayranlıkla bakar, Abdal Musa’nın ellerini öper ve geriye döner. Kaygusuz bu dergahta kırk yıl hizmet eder…”

Abdal Musa Sultan’ın kerametleri, kendi adı verilen Velayetname’de anlatılır. Abdal Musa Sultan Velayetnamesi, günümüz Türkçesi ile Ali Adil Atalay tarafından beşinci kez olarak yayınlanmıştır. Kerametlerinden biri de şöyle: “Abdal Musa Sultan, bir pamuk içine kor halinde bir ateş parçasını müridlerinden biriyle, Geyikli Baba’ya gönderir. Geyikli baba da, ona bir bakraç içinde geyik sütü gönderir. Bu kerametin, yorumu da, “hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur” şeklindedir.

Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan’ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldan bu yana dillerde söylenir. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yy.’da Selçuklu mimarisi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında en önemli bilgiyi 17 yy. da burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde vermiştir. Bu bilgilere göre tekkenin kubbesindeki altın alem, beş saatlik yerden görülüyormuş. Abdal Musa Sultan sandukası baş ucunda seyyid olduğunu gösteren yeşil imamesi durur. Tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanır, Misafirhaneler, kiler, mutfak meydanlar gibi bir çok ek binalar varmış. Mutfakta kırk derviş hizmet eder. Meydanın dışında ayrıca büyük bir misafirhane bulunur ki, üstü konak, altı ise iki yüz at alacak kadar büyük bir ahırdır. Misafir hiç eksik olmaz.

Tekke yapıldığı günden beri mutfağında hiç ateş sönmemiştir. Tekkenin çok zengin vakıfları vardır. On binden fazla koyunu, bin camuzu, binlerce devesi ve katın, yedi değirmeni ve daha birçok varlığı ile üç yüz elli yıl önceki Abdal Musa Sultan tekkesinin çok büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğunu belirtiyor Evliya Çelebi.

Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra dağıtılan tekkeler arasında Abdal Musa Sultan tekkesi de nasibini almıştır. 1829’da hükümetçe gönderilen memurlar tarafından, dergahta mevcut bütün eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılıp defteri İstanbul’a gönderilmiştir. Bu hal tekkelerin 1925’de kapanmasına kadar yaşanmıştır. Değişik dönemlerde onarım gören Tekke, zaman içinde yıkılmış, günümüzde ise sadece Abdal Musa Sultan türbesi kalmıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal’ın kabirleri bulunmaktadır.

Gazi Alibeyköy barajı

Gaziden Alibey köy barajı  ve İstanbul yeşili

Alibey Barajı (bitişik olduğu Alibey köy semtinin ismi ile Alibeyköy Barajı şeklinde de anılır), İstanbul’da Alibey Deresi (Alibeyköy Deresi veya Malova Deresi şeklinde de anılır) üzerinde, içme, kullanma ve sanayi suyu temini amacıyla 1975-1983 yılları arasında inşa edilmiş bir barajdır.

Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 1.930.000 m³, akarsu yatağından yüksekliği 30,00 m, normal su kotunda göl hacmi 66,80 hm3, normal su kotunda göl alanı 4,66 km²’dir. Yılda 39 hm3 içme suyu sağlamaktadır.

 

HTML kodları

Tulumba tatlısı

Meraklısına tulumba tatlısı tarifi

Malzemeler:

iki kişilik tulumba tatlısı yapmak için

1- Bir su bardağı un

2-Bir buçuk su bardağı su

3 -Bir tatlı kaşığı şeker

4- Bir çorba kaşığı yağ

5-Bir sıkımlık limon

6-Bir tane yumurta

7-Yarım litre yağ(püf noktası yağın içine su değmemeli  ve yağ soğukken tulumba tatlısı dökülmelidir)

8-Bir bardak suya iki bardak toz şeker (şerbet daha önce hazırlanır  tatlı kızartılmadan önce soğutulmuş olmalıdır)

Malzemenin hazırlanışı

orta boy tas veya tavaya( çelik yada bakır tava) bir buçuk su bardağı su konur kaynatılır. Kaynayan suya bir tatlı kaşığı şeker ve yine bir çorba kaşığı yağ suya ilave edilir ve üstüne tulumba tatlısının parlak olması limon bir kaç damla sıkılır.

Kaynamakta olan suya bir su bardağı un yavaş yavaş ilave edilir ve tahta kaşıkla karıştırılır. İçindeki un tamamen yedirilir. iyice . İçinde un tortularının yok edene kadar hamur karıştırılır. Sonra sıcak hamur bir tahta üzerine alınır.

Yumurta kırıldıktan sonra hamur ortası açılarak yumurta konur. Ve hamur yumurtayla özleşene kadar yoğrulur.  sonra hazırlanan hamur sıkma kalıbına alınır. Daha yayvan bir kaba soğuk yarım litre yağ konur. Hazırlanan hamur istenilen boyutlarda sıkma kalıbı ile tulumba tatlısı sıkılır.  sıkma kalıbının ucundaki hamur el veya bıçak ile kesilerek soğuk yağın içine bırakılır. Hamurun sıkma işlemi bittikten sonra yağ içindeki tulumba tatlısı  yavaş yavaş kızarana kadar ara ara karıştırılır. Ve daha sonra yeterli miktarda kızaran tulumba tatlısı önceden hazırlanan ve soğutulmuş şerbete konur ve şerbeti emmesi için bırakılır.

Yaklaşık on dakika bekledikten sonra doğal ev yapımı ve usta işi tulumba tatlısı servis yapılır.

Afiyet olsun

S. söyliyen

adana mutfağından yeni lezzetlerde buluşmak üzere