Ev / admin

admin

Muş 1400 rakımda kara kış ve Kış baharı

Muş şehri, Muş ilinin batısında yer almaktadır. Çavuş dağı’nın kuzeydoğu eteklerinde kurulmuş olan kentin tarihsel çekirdeği kalenin çevresidir. İstasyonun yer aldığı Muş ovası’na doğru sekiler halinde gelişen kentin eski ve yeni kısımları arasında 200 metre yükseklik farkı vardır.

Muş ovası’nın kenarında kurulan bu Doğu Anadolu bölgesi şehri, lalesi ve üzümü ile tanınır. Kent ve daha çok il Selçuklu dönemi eserleri; Malazgirt savaşı ve Alparslan ile özdeşleşmiştir.

Muş şehri, 1929 yılında Bitlis’ten ayrılmıştır.

Muş şehri, Muş ilinin batısında yer almaktadır. Çavuş Dağı’nın kuzeydoğu eteklerinde kurulmuş olan kentin tarihsel çekirdeği kalenin çevresidir. İstasyonun yer aldığı Muş Ovası’na doğru sekiler halinde gelişen kentin eski ve yeni kısımları arasında 200 metre yükseklik farkı vardır.

Muş ovası’nın kenarında kurulan bu Doğu Anadolu Bölgesi şehri, lalesi ve üzümü ile tanınır. Kent ve daha çok il Selçuklu dönemi eserleri; Malazgirt Savaşı ve Alparslan ile özdeşleşmiştir.

Muş şehri, 1929 yılında Bitlis vilayetinden ayrılarak müstakil bir il olarak, il merkezi konumu haline gelmiştir. 2008 yılı itibarıyla merkez nüfusu 70 bin dolaylarındadır. Coğrafi açıdan, Doğu Anadolu Bölgesi’nin Yukarı Murat-Van Bölümü içerisinde yer alır. Muş ili ve şehri ayrıca Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi içinde yer almaktadır.

Muş merkez ilçesi, kuzeyden Varto; doğudan Bulanık, Hasköy ve Korkut ile komşudur. Malazgirt ilçesi ile sınırı yoktur. Solhan ve Kulp ile de sınırdaştır.

ilayetinden ayrılarak müstakil bir il olarak, il merkezi konumu haline gelmiştir. 2008 yılı itibarıyla merkez nüfusu 70 bin dolaylarındadır. Coğrafi açıdan,  Doğu Anadolu bölgesininnin Yukarı Murat-Van Bölümü içerisinde yer alır. Muş ili ve şehri ayrıca Doğu Anadolu Bölgesi Kalkınma Projesi içinde yer almaktadır[2].

Muş merkez ilçesi, kuzeyden Varto doğudan Bulanık Hadköy ve Korkut ile komşudur.  Malazgirt ilçesi ile sınırı yoktur. Solhan ve Kulp ile de sınırdaştır.

Muş beyaz Sarıkamış kara beyaz

BEYAZ ÇİLE ( ÇİLLE)

Burası Muştur bağları yokuş
ovası düz, tepeler uzak
ah sen bana çok uzak
Gün geldi kış geldi çattı

zemheri derdik biz bu aya
Burda Çille derlermiş kara kışa,
kar başladı derken her yer bembeyaz
pamuk tarlasına döndü bu kış bahar


Kar resimler çektik minişimle
ilk defa karı aldı eline
bizimle kar topu oynadı en sevimli haliyle


Çile ayı başladı Adananın 51 ateşinde sonra
Eksileri 20 leri görecez dediler
eksi 31 soguk aklıma hiç gelmemişti
Arabalar tekledi yollara düştük


Corona virüs kapladı her yanı
dediler beyaz mikrobu öldürür .
aylar oldu ev halkı hapis
biz karı yara yara gittik yollarda


Beyaz ne gökte bulut
ne yerde pamuk tarlası
beyaz her yerde
bulutlar yere dökülmüş


yerler kar beyazdı
Tüm renkler kayboldu
kar kendi ile baş başa kaldı


tüm canlar kuytulara saklandı
beyazdan kaçtılar
Bir sıcak yakar bir güneş
bir soğuk yakar en son kar yakar


Tüm sıcaklar uzaktan yakar
beyaz kar dokununca yakar
Ülkem beyaza boyandı


az beyazı olanlar sevinçli
çok beyaz olanlar kaçtı
beyazdan yuvalarına


yüz yıl önceydi
Sarıkamış’ta beyazlamıştı her yanı
yorgun ve bitkin ülkem insanı
kaybolan yıllarını
kaybolan topraklarını
kurtarma derdindeydi


heyhat önderleri
hasta Osmanlıyı
diriltme derdinde
Allahü ekber dağlarında
saldılar Rusların üstüne


kar beyaz yollar beyaz
ilerledi günlerce
yol almışlardı kar soğudu
tipi oldu boran oldu yağdı
yiğitler döküldü yollara


geri dönüş yolu kapalı
önlerinde karlı dağları aşmalı
önderleri hasta adamın çocukları
göremiyordu önlerini


ilerliyordu koca ordu
beyaz üstüne
geri dönüş yolları kapalı
yollar beyaz canavarla kaplı


aşamadılar dağları
Allah’a çok yakındılar
Önlerindekiler ilerledikçe
dünyadan bi haber ilerlediler


Beyaz ruslara değil
beyaz canavara karşı.
Hiç mi hesap kitap bilmezdi
allahın en yüksek dağına


Koca orduyu
koca ülkeyi sürmek
akıl işimiydi


yaktılar bizi ey halkım
hemde beyaz kar ile
deste deste yiğitler
savaşmadan düştü kar üstüne
paltoları ile


hangi akla ziyan
kıydılar size
hangi akıl sürükledi
sarıkamışda 90 binleri


kar beyaz tüm renkler
tüm kirleri kapatır
kimsesizlerin ve yuvasızların üstünü
ölümün diger adıdır beyaz


beyaz en temiz renk değildir
ilk kirlenen ve ölümün rengidir
siyah yoktur karanlık dışında


ama beyaz
daha çok kirlendi dünyamızda
Bizde çille yi yaşadık
3 bin rakımda değilse de
bin beş yüz rakımda
üç ayımızı sardı beyaz


birde bir virüs girdi araya
hep çalış sonra eve kapat kendini
vurdum dağlara kendimi
yolları kepçeler yara yara geçmiş


biz kar tepelerinin altından
beyaz yollardan geçtik
Dağların zov estiği
zoveserin eteklerin


kar kütüklerin arasında
beyaz parıldayan güzelliğini
güneşe inat
gümüş gibi parlıyor beyaz


bense kar kürtüklerinin arasında
bata çıka ilerliyorum
tepeler karı süpürmüş
çukurlara yüklemiş kendini


uzaktan o kadar güzel
o kadar beyaz ki imreniyor insan
yakınken o kadar soğuk
o kadar yakıcı
o kadar yol kesici


hele bir de tipi başlamışsa
karla karışık titriyor ayaklar
karda tepinmek bu olsa gerek


hareketsizlik 90 bin ölüm demek
benimde karda bıyıklarım buz tuttu
düşünüyorum da karda
cepheye yürüyen yiğitlerimizi


bıyıkları saçları ayakları
ve en son yürüyemeyen ayakları
buz tuttu teker teker
yollara dökülmüş bedenleri


allaha yakın bilime o kadar uzak
direniyor milletim el ayak tırnak
soğuk öldürüyor bedenleri yakarak


bize ey iyi bakın bizim gibi olmayın
diyerek yatıyor yiğitler
sizin için yattık karın üstüne
gelin seyreyleyin bizleri ders çıkarırsınız belki

sarıkamış dağlarında
düşman askerleri filme almışlar
yiğitlerimizin kara bedenlerini


ne komutan belli ne eri belli
sıra sıra dizilmiş yol kıyısına
kara düşen bedenler


Yol ver dağlar
yol ver ovalar
dereler tepeler


aç ufkumuzu bedenimizi
zihnimizi beyaz ve kara örtülerden

ibrahim spnclr

Cumhuriyet ve Restorasyon 2

Cumhuriyet ve restorasyon 2

Cumhuriyet genç Türklerin bir ideolojiydi.  Osmanlı sarayı: padişahla meclis yönetme becerisini gösteremeyen bir türlü meşrutiyeti  yönetime bile tahammül edemeyen saray diktatörlüğü kendisini  yenileyemediğinden girdiği tüm savaşları kaybetmiştir: Kurtuluş savaşına kadar batıdaki tüm topraklarını kaybetmiştir. Güneyde Araplar tarafından sırtından vurulmuş ; İngiliz işbirlikçiler Arap çöllerinde Türk askerleri arkadan vurularak ve bu ceplerde savaşarak geri çekilmiştir. ve Kafkas cephesinde 90 bin askeri  Osmanlının basiretsiz idarecileri yüzünden savaşmadan Sarıkamış’ta donarak ölmüştür. Bir türlü nereye yaslanacağını bilmeyen yönünü belirleyemeyen Osmanlı idaresi  güneyde Araplar tarafından kovulunca en son Türklük hayaline bel bağlamıştır. Türk devletlerine yakın olmak ve Kars geri almak için Enver paşa nın Alman’larla işbirliği içinde Bakü petrollerini ele geçirip Hindistan yolunu açma hayalı; kendi hayalini Alman işbirliğine bağlayan Kadük Osmanlıcılık paradigması  Sarıkamış’ta 90 bin askerimizin askeri başarılarına rağmen öngörüsüz liderlerin sayesinde ordularımızın yok olmasına neden olurken Osmanlının Alman’larla birlik hayalinin sonuna geliniyordu.

Kendine ve kendi ordularına güvenmeyen Osmanlı En son padişahının İngiliz himayesini istemesi kendini ve kendi hayalleri bitirmiştir, İmpatorluğun kendini ayakta tutacak payanda arama İngiliz himayesine girme ihtiyacı: kendi özgücüne kendi milletine güvenmeyen yönetimler geniş milletler topluluğu olan Osmanlı yönetiminin kendi küçük beyliğine geri dönme hayalinden başka bir şey değildi. Nasıl Selçuklular parçalanırken Türkler beyliklere bölündüğü gibi en büyük beylik kalabilmenin telaşı ile padişah sırtını İngilizlere dayadı ve Türk halkının kendi liderliğinde yeniden kurulan cumhuriyet hükümetinden kaçarak kendisini İngilizlere iltihak etti. Osmanlıyı tarih sahnesinden silerek yönetimi terk etti.

Padişah giderken onu destekleyenler gitti mi  gitmedi; hep geri dönmenin Cumhuriyet kadrolarını yok etmenin hayali ile yeniden iktidar olabilmek için her türlü takiye (yalancı kadrolar)kadroları ile kendilerini iktidara hazırladılar.  Cumhuriyet  güçlü bir ordu güçlü bir meclis  ve yetişmiş bir yasama yarattı. Ama cumhuriyet kendi ekonomik veçheleri ile çağdaş kapitalizmi yaratamadı. iktidardakiler kendine yakın devletle bütünleşmiş kapitalizm yarattılar. Bu nedenle burjuvazi  cumhuriyet ve demokrasi ideolojisine hiçbir zaman sahip çıkmadı zengin kapitalistler  kendini destekleyen sağ iktidarlardan yana oldu. Sol ve demokrat iktidarlar ne kadar sol söylemli ideoloji ile halka yaklaştılar ise sağ ve sağın tüm fraksiyonlarını yanına çekerek küçük burjuvaya sağ dinsel propaganda ile geniş halk kesimlerini kolaylıkla yanına çektiler. Gerek menderesin kendini yeniden üretemeyen ekonomi politiği  ile ülke krizden çıkışı 60 darbesi ile yeniden cumhuriyet kendini toparlamaya çalıştı. 60 darbesi sağın programsız ve pervasız iktidarını durdurmuştur.

CHP nin kısa süreli koalisyon hükümetinden sonra planlı ekonomiye geçiş argümanı ile Adalet partisinin politikası ile yeniden ithal ikameci politikalar yatırımlar yapılmış ama 70 ler deki  petrol  krizi tekrar ekonominin çökmesine neden olmuş Demirel’in deyimi ile 70 cente muhtaç olmuştur. Demokrat cumhuriyet kadroları Ecevit’in ortanın solu söylemi ile 70 ler deki sol fraksiyonlardaki gençleri kendi kadrolarına çekerken iktidar yürüyüşü  Kıbrıs savaşının ambargosu yine derinleşen petrol krizi ile CHP kadroları ve cumhuriyet kadroları tekrar muhalefete düşmüştür: sonuç olarak sağ kadroların ekonomik beceriksizlikleri yüzünden ülke ikinci kez darbeye maruz kalmıştır. Bu darbe Amerika’dan icazet alınarak en üst beşli çete tarafından gerçek askeri darbe yapılmıştır. 60 darbesi bir subaylar darbesi olduğu için iktidardakiler alaşağı edilmiş hükümet edenler asılmıştır. Ve sonuç olarak sosyal politikalar anayasa girmiştir. 80 darbesi Amerika 60 darbesindeki gibi iktidardakiler yok etmek yerine halka karşı yapılmıştır daha çok 68 kuşağının halka inmesi ile sol fraksiyonlu örgütler ile cumhuriyetcilerin halkçılaşmasının önüne geçmek için sola karşı darbe yapılmıştır. O zamanki parça bölük olan sol örgütler kolay lokma olarak yok edilirken(asılarak) cumhuriyet ve demokrat kadroların hepsi sindirilerek bir daha iktidara gelmesinin önüne geçmek için seçimlerde sosyal politikalar yerine sağ politikalar anayasaya girmiştir. Sağ partilerin solu ezmesi için barajları ile %35 oyla meclisin yarıdan çok oyuna sahip olunmuş demokratların ve sol kadroların asker ve polis eli yok edilmesi ezilmesi politikası güdülmüştür. Sonrasında Türkiye’yi Avrupa’nın iç pazarı haline getirmek için 5 nisan kararlarını Askerler eliyle Özal’ı kerhen  destekleyerek birlikte İthal ikameci politikadan ihraç ikameci politikaya dönülmüştür. Dünya ile entegre olmak için elde ne varsa satarak yeniden kapitalistleşme politikasına gidildi. Ekonomi ivme kazandı dünyanın yeni montaj sanayisinde bayağı ileri adımlar atıldı. Sanayicimizde dünyaya açılarak devletin elindekileri tekelleri büyük kuruluşları: demirçelik fabrikalarını, tüpraşı, barajları ve köprüleri hemen her bir şeyi bir bir Avrupa ile beraber satın almaya başladılar.

Restorasyoncular yeni Osmanlıcılık hayaline biraz daha yaklaştılar. Artık ordu cumhuriyetçi demokrat değil  iktidar ortağı aynı zamanda generalleri şirket yönetimlerine atanarak zenginleşme hayali kurmaya başladılar. Darbeler ordunun  politik gücünü artırırken aynı zamanda iktidar ortağı gibi davranmaya iktidara dizayn etme politikacıları yönlendirmeye başladılar. Özal’ın ölümü ile Özal ideolojisi kadük siyasetçilere kaldı. Gerek sağdan gerek soldan yeni partiler iktidara ortak olmaya Anavatan ve sosyal demokrat partileri ideolojilerini parçalamaya liderler birbirlerini harcamaya başladılar yeni bir ekonomi politik yaratamadıklarından ekonomide hiçbir canlanma olmadı. Sonuç olarak en geniş sağ-sol ve  koalisyonu ile ekonomi 2000 lerin krizine geldi. Artık cumhuriyet kadroları kendi kendilerini yemiş bitirmişler yeni bir ideoloji yaratamamışlar ve kadroları da küçük partilerde  parçalamışlardı. Yardıma ordu çağrılmadı geniş bir koalisyon olduğu için bu sefer Amerika’ dan Türk ekonomisti Kemal derviş getirilerek ekonominin yeniden dizayn etme görevi verildi.  Gerçekten bir parti gibi davranarak ekonomiyi düze çıkardı  eksi  dokuz büyümeden(küçülme) + artı büyümelere getirdi. Ama Solun ayakta duramayan lideri Ecevit’in bitik kadrosu Bahçeli’nin MHP si ve yine Anavatan partisinin Yılmaz’ı ve (Adalet partisinin devamı olan) doğru yol partisi Çilleri ile meclise giremeyerek tarih sahnesinden çekilirken ayakta kalan CHP kadrosu ve yine milli selametin gerek 12 eylül darbesinde hiç zayiat vermeyen yine Özal tarafından özel olarak desteklenen selamet kadrosuydu. Bu kadro krizi fırsata çevirerek kısa zamanda partileşen o zamanki İstanbul belediye başkanı olan Erdogan kadrosu 2001 krizinin ayakta ve diri kalan kadroları meclise sağın ezici çoğunluğu ile gerek Anavatan, gerek Doğruyol partisi kadrolarını içine alarak sağın en geniş iktidarını ak parti kendi içinde toplayarak restorasyon için sağ partiler dikensiz gül bahçesi yaratıldı.

Böylece restorasyonun son halkası milli selamet kadroları cumhuriyetin lider yaratamayan kendini yönetemeyen sürekli kriz yaratan kadroları ile krizdeki çöküşten sonra restorasyoncular iktidar yürüyüşünü tamamladılar. Gerisi artık cumhuriyetin kazanımlarına kendilerine mal etme kendi sarı değil yeşil kapitalistlerini kendi ordusunu ve kendi basınını ve kendi yasama gücünü yaratmak için sağın kullandığı tüm argümanlarını  kullanarak ve aynı zamanda kendi projelerini de üreterek  yaklaşık 20 yıldır cumhuriyetin özgür üretken demokrat  Türk politikalarını hemen hepsinin yeniden üretilmesine engel oldular. sağa iktidar olma sola da ana muhalefet görevi ikincil iktidarı verme gayreti ile iktidarı paylaşmışlardır.

Bu dönemde iki lider solda Baykal  (kaset şantajı ile)koltuğu Kılıçdaroğlu’na kerhen verme ve sağda Abdullah Gül yine koltuğu bir başka senaryolarla koltuğu kerhen Erdoğan’a verme. Ne sağın iktidarı nede solun iktidarı kendi makamını seçimle yada seçimsiz terk etmemektedir. Ak partide 3 dönem kuralı ile kadrolar yenilenirken solda 3 -5 seçim döneminden öte sanki iktidarmış gibi koltuk sevdası ile yeniden yenilen güreşçi güreşe doymazmış misali yenilen muhalefet liderleri  seçimlere doymuyor dolayısıyla ne kadro anlayışı yenileniyor nede partinin çizgisi yeni bir ideoloji yeni bir görüş nede sağ kadrolar gibi yeni bir proje üretemiyor.

Özal’ın köprüyü yaptırırım sol partinin de yaptırmam inadı ile halk yeni projeler ile şimdide İstanbul Kanal yaptırırım yaptırmam  proje savaşları  sağın projelerinin tartışılmasına yol açmakta kendisi yeni bir proje sunmadığından solun da sağ projelerin sadece karşı politika üreterek  kendisinin proje üretememesine dolayısıyla kendini yeniden üretemeyen sol sosyal demokrat kadrolar kendilerini olmayan projelerini yaşlandırarak iktidarsızlaştırmaktadırlar

Ne yapmalı

Sol kendi üzerindeki  ölü toprağını atmalıdır. Artık komünizm korkusu ile sol politikalardan uzaklaşarak  sağ politika üretimi solda durarak yapılmamaktadır. Sadece popülizm yapılırken kendi insanımıza küçük umutlar verirken geniş kitleler sağın kuyruğu haline gelmektedir. Sağın insanlarına sol bakış açısı ile onları içimize katabiliriz. Bu sağ iktidarlar gibi proje üreterek halka projelerimizi anlatarak yapılabilir. İstanbul projesi ile yol ve köprü projesi ile en sonda millet bahçesi pes paye projeleri ile bile kıl payı ile de olsa (her türlü hile hurda ile)  çökmüş ekonomilerini yeniden canlandırabilmektedirler.

Dilimizi sağcıların  dili gibi tek millet tek bayrak tek din söylemini gibi kendimize ortak proje dili yaratarak yapabiliriz. Bu dili İstanbul’da İyi kullanan İmamoğlu kendi söylemini kendi projelerini ortaya koyarak hiçbir zaman geri adım atmadan onca engele rağmen başkanlığı aldı. Sadece onların tekelinde kullandığı camii din tekelini kırarak kendi kişiliğinde yeni yenilenme ideolojisi yarattı.

Sosyal demokratlar kendi halkçı söylemlerini kendilerini yenileyerek yeni bir lider etrafında ideoloji kendini tarif eder ve ideolojisinin taşıyıcısı onun aynı zamanda kurucusudur. İdeoloji sanıldığı gibi soyut bir kavram değildir. İdeoloji liderde ve kişiliklerde canlanırsa kendini yeniden yenileyerek yaratır.

Önümüzdeki bu kapitalizmin salgın krizi: Amerika’daki post modern darbesi görüldüğü gibi iktidarı sağ kadrolar artık bu çöküşün arkasında kendilerinin hezimetini bildikleri için bırakmak istemiyor bu yüzden yandaşlarından desteğini mecliste bekliyorlar, artık sağ eski pervasızlığına kuralsızlığına yani kısacası faşizme geri dönme çabası içinde. Dünyadaki süreç  sağ iktidarlar salgın ile elindeki birikimlerini tüm beceriksizliklerini kendilerinde gördüler. Bu sağın çöküşün önüne geçmek sağ iktidarda kalabilmek için Amerika bile kendi kendine darbe yapabiliyor. Eğer ki iyi bir lider iyi bir projemiz olmazsa bu süreci daha kanlı bir şekilde kendi memleketimizde iktidardakilerden beklemek hiç  öngörüsüz bir şey olmayacaktır.

Sağın projelerini tartışmayı muhalefet partileri yapmaktadır yine sağın söylemlerine laf yetiştirmeyi de yapmaktadır bizim muhalefet partisinin en iyi yaptığı şeydir. Bizim yeni bir liderin kimliğinde( eski liderlerimiz( Atatürk- Ecevit gibi değil ) kendi çağının sorunlarına vakıf onu çözümler üreten sol söylemli politikalar ile sağ programsız ve pervasız  diktatörlüğüne dur diyebiliriz. yoksa yine temcit pilavı gibi bizim bir fatihimiz bir asrın liderimiz solu toparlayan orta solcu halkçı liderimiz var diyerek onlara öykünerek hiçbir yere varamayız.  Onlar ki tarihteki yerini aldılar onlar döneminde başarıyı yakalamış halkına yol göstermiş halkını mutlu etmiş insanlardır. Şimdiye onların ışığında(tarihi iyi okuyarak) yeni lider yaratmamız liderinde vizyonu ile bizi ileriye götürmesi gerekir.

kendinize iyi bakın yeni projelerde buluşmak umuduyla

İbrahim CAN

Cumhuriyetin gelişme dinamikleri ve restorasyon

Cumhuriyet ve restorasyon

                  Cumhuriyetin  kuruluşu: sıcak savaşın sonunda yıkılmış imparatorluğun içinden  kurtuluş savaşı ile galip çıkan azınlığın yeni bir ülke yaratma ve yeni kültür yaratma ve gelişme dinamiği yakalamak için devlet eli ile kapitalistleşme projesi  olarak doğdu. Liderinin yarattığı ülke iyi bir ordu bıraktı ama arkasında güçlü bir kadro bırakamadı. Liderin gidişi ile eski ye dönme yeniden  eski kadroların iktidara gelme istekleri ve kapitaı list gelişme ikinci dünya savaşı ile sekteye uğradı. İnönü dönemi savaştan uzak  bir durgunluk döneminden sonra  tek partinin içinden çıkan sağ kadrolar menderes ile tekrar dış dünyadan yardım alarak iç dinamikleri yok etmeye( uçak fabrikasını kapatma) tüm yatırımları durdurarak dışardan motor (traktör ithal etmeye başladı böylece ithal dönemine geçişle birlikte menderes kendi ekonomik buhranı ile ilk dolarak devalüasyonu ile 3 liradan 9 liraya çıkması ile ekonomik buhran ordunun darbesine zemin sağladı.

         Ayakta kalan cumhuriyetin ordu(60) darbesi  ile tekrar eski cumhuriyet kadroları başa getirilmeye çalışıldı, ithalat ekonomisinden ihraç ekonomisine geçilmeye çalışıldı kısa bir dönemde ekonomik gelişme sağlayamadan ama sola kaymış olan cumhuriyet kadroları fazla tutunamadan tekrar eski sağ kadrolar kolayca halkın dilinden ve dininden iyi anladıkları için demokrat parti çatısında toplandılar ve İkinci İnönü hükümetinin ömrü ekonomik gelişme sağlayamadığından yine kısa sürdü. Ve Tabii dünya sola doğru dönerken Türkiye’de de sol ve gençlik Avrupa ile beraber 67 kuşağı toplumu demokratize etmeye sol  fraksiyonlar toplumu politize etmeye başladı. Ekonomi  çok iyiye gitmezken ordu bu sefer sol fraksiyonları durdurmak için 72 darbesi yaptı. Ama toplum sol fraksiyonlu gençlerin asılması ile daha da politize oldu. Aleviler sola kayarken Sünni ve  mezhepler sağa ve dolayısıyla devleti ele geçirdiler. Şafi mezhepleri doğuda etkin olduklarından daha da sağ kayarak Arap felsefesinin içinde kendilerine tarikatlar  kurmaya başladılar. Arapların içinde çıkan tarikatlara doğru yaklaştı. Cumhuriyetin atılım ve gelişme dinamikleri Avrupa nın kendine pazar olarak tutma çabaları hep çatışma içinde kaldı.

Grup dinamiği ve sağaltım ve tedavi üzerine

Grup dinamiği ve sağaltım ve tedavi üzerine

            Bizim sosyal demokrasimize ve özelde (Whatsapp) kendi grup dinamiğine gelince sağaltım (iyileştirme)işlerini bu konuda yapacak insanlara ihtiyacımız var. Bunu en iyi o konularda deneyimlemiş kimi bilimsel kimi sözel kimi pratiği olan insanlarımızın yararlı bilgilerini buraya aktarması gerekiyor

Birde şu kişisel ve parti reklamları yada kişilerinin birbirine eskiden bayram kartları göndererek özelden yazdığı şeyleri sanki tüzel (parti şirket başkanı gibi)bir kişilikmiş gibi tebrik yeri değildir kendi face sayfanızda hayranlarınıza yada sevdiklerinize gönderiniz burası ortak paydada buluşmak için oluşturulmuş bir kültür yaratmak insanların ortaya çıkardığı güzel ve değerli şeyler paylaşma yeridir özel bir alan değildir.

            Burayı özel bir alan olarak kullanacaklarsa kişiler birbirlerini tanıyorsa özelden tebrik mesajı atabilir. Ancak insanların herkesi tanıyabileceği kişilerle ilgili temenniler olursa mesaj insanlara ulaşır yoksa benim yaptığım gibi ilk tebrik mesajlarını sayfamda boş anlamsız resimleri siliyorum ve bu yazılanlar kendi bilgisayarımızın da hafızasını dolduruyor.

İnsanlar herkes okur yazar dır da yazar yazman değildir; insanlar daha çok okur olduğu için yazarlığı beceremeyebilir bunun için yapılması gereken söyleyecek şeyi olan artık elinde telefon ile o konu hakkında bilgi toplayıp kendi söyleyeceklerini bilgilerle yoğurursa ortaya orijinal fikirler çıkar . Yoksa bir başkasının yazdıklarını aktarmaktan öteye geçemez; oradan buradan alıntı yapmak okulda kopya çekerek sınıf geçmeye benzer başkasının anlattıkları bizi tam bağlamaz kendi yönünden anlatırsa meramını daha iyi anlarız; biz kendi yönümüzden anlatmamız gerekir.

Bizim grup çıkarımız gruptan ne beklediğimiz gruptaki insanların deneyimleri birikimleri ve bize iletecekleri bir şeylerin olması lazım herkes üretim yapıyor insanlar hep tüketerek yaşıyor üretime gelince kimse elini taşın altına koymuyor. Üretim yapmayan toplum ve topluluklar tüketim yaparak yaşama mahkum edilir bu da ancak bir başka üretim yapanların ancak artığından kalanlarla seni kendi yarattıkları biçimlendirdikleri ve izin verdikleri kadar seni zindanında beslerler (mahkumlar gibi: dört duvar olması gerekmiyor )

Bu nedenle gruplarımızın kendilerini yaşatmaları için üretim yapması gerekir herkes kendi çıkarlarını dolayısıyla ortak istemlerini anlatırken ortak payda yaratılır ve buda grup dinamiğini oluşturur. İyi bir grup üretim yaparsa ayakta kalır yoksa bir facebook sayfası gibi sulu zırtlakların ve sırtlanların arenasına dönüşür. Hepimizde boş beleş şeyleri paylaşarak birbirlerimizi avutmuş oluruz ki bu en büyük zaman öldürme yöntemidir. insanlarının zamanını çalarak  iktidardakilerin arkadan ekonomik payın büyüğünü sizden çalmak için yarattıkları kılıftan başka birşey değildir; ” oyala mayala götür” iktidardakilerin yöntemidir

            Ne ekerseniz onu biçersiniz, ekmezseniz hasat yapamazsınız ve aynı zamanda insanda iki kurt vardır bir iyilik kurdu bir kötülük kurdu bilin bakalım insanda yada insanlıkta hangi kurt kazanır: bilen bilir ama uygulamaz; bunun Kızılderili sözü olduğunu ve hangi kurdu beslersen o kazanır ya kötü kurdu beslersiniz çocuklarınız ve çevrenizi savaşçı kan dökücü yaparsınız yada iyi kurdu beslerseniz insanlığa eserler bırakırsınız güzel eserlerinizi bekliyoruz.

            Herkes eser miktarda büyük bir eserdir. hayatta kalabilmiş ise kendisine tecrübe ve kendine bir yol çizmiştir. hani derler ya bir yolun varsa yol göster geçelim yollarınızı ve deneyimlerinizi paylaşın : yolun yoksa başkalarının izinden gidersin

            Birazda kişisel sağaltımdan bahsedelim küçük bir kızım var sütten başka bir şey içmiyor biraz bir şeyler yiyor sonra karnı doymayınca süt istiyom diye bağırıyor eskiden ağlardı tabii şimdi dillendi konuşuyor artık. Ve annesi bademcikleri şiş onları aldırmamız lazım diyor tabii kendiside aldırmış ya. Geçen gün minişim elime ışığı verdi boğazına baktım yazın ortasına geliyoruz farenjitlerimizin azaldığı bir zamanda kızımın bademcikleri kıpkırmızı. Hanıma kızdım neden bakmıyorsun birde hemşire olacaksın yarım doktor sayılırsın falan filan, Araştırmaya başladım ve tabii en yaygın olan şekliyle yiyeceklerden şunu iç şunu ye ve bunu gargara yap. Bu çocuk nasıl gargara yapacak nasıl bir şeyi kolaylıkla içirebilirsin mümkün mü

Bir Tuncelili dede Simav’da (mobilyacıydı) benim büyük oğlumla yanına uğradıkça gelsin boğazını biraz ovayım derdi. Çocukken bilerek bilmeyerek bende bademciklerim şiştiğinde ovalardım. Kayınvalide bizimde ninemiz boğazımızı ovalayıp boynumuza bir şeyler sarardı dedi. Tabi benim kafa zınk etti. Düşündü taşındı şimdi minişimin boğazını uykuya daldığında zeytinyağlı kantaron yağı ile ovalıyorum. Evet iyi mi geldi evet . Bu yöntemleri her birimiz büyüklerimizden deneyimlemişizdir. ve Kendi yaşantımızda faydasını görmüşüzdür. Bu gibi sağlık ilgili adabı muaşeretle ilgili bilgisi ilgisi olan varsa insanlarımıza kültür olarak aktarabilir ki bu yöntemlerimiz bizi 10 bin yıldır ayakta tutan gelenek görenek ve eski ocak kültürümüzdür. Büyük aileler parçalanınca gelenek göreneklerimiz ve bu ocak kültürü  kendisini geliştiremeden yok olup gitmek üzere; nasıl doğu akupunktur gibi kendince ayakta kalma sağlıkla kalabilme yöntemlerini geliştirmiş ise bizim toplumda bizi şu 50 yıl önce kapitalizm iliklerimize kadar işlemeden kışla mahalle kültüründe biz bunlarla yaşardık ve ne ağrı kesici ilacımız ne mide koruyucularımız vardı. Hasta yalıtılır ona ayrı özen ihtimam gösterilir tüm toplum onu iyileştirmek için seferber olurdu. Herkes hasta görmeye giderdi

Sizde kültürümüzde kendi yaşam deneyimlerinizi anlatın ki kendimiz herkes tecrübe etmeden sizin (antikorlarınızdan şimdi tecrübeli hastaya böyle diyorlar) tecrübelerinizden faydalanalım toplumumuz hafızasında artık sözlü kültürdeki gibi el vermek çırak yetiştirme devri azaldığından dolayı yazılı kültür ile bilgi birikimi yapalım

İbrahim spnclr

KAPİTALİST :ESKİ İNSAN MUTASYONDA

 

             Bir yandan kapitalizm az doğurganlık isterken nüfus yaşlandı yaşlılar kapital zengini olduğu için her şeyi kendi hizmet eder hale getirdi. Bir yandan hizmetin yanında hastalıkla savaşta büyük medikal şirketler toplumu kalp ve tansiyon hastası, diyabet hastası yapan ürünlerin satışını artırmak için gıda sanayi ile birlikte çalışarak insanların bağımlılık yaratan (cola, kakao glukoz çeşitleri endüstriyel yağlar vb) ürünler insanları hasta ederken hasta olanları da kronik hasta haline getirip insanları ilaçlara bağımlı hale getirdiler.

             Üretimde insani boyut gözetilmediğinden üretim her aşamasında endüstriyel ürünlere patent vererek  kapalı kutu üretimde kullanılması her türlü yağın üretimin boyutunda kullanılması ile Batı doğal üretimden ve uzaklaşarak kutulanmış hazır yiyeceklerle yaşama mecbur edildi, reklamlar ve piyasa sürülen ürünler hepsi hastalık yapıcı ama aynı zamanda ilaç endüstrisi ile de  şekerli yiyecekleri(kutulu yiyeceklerin içinde) reklamlarda sunarak insanlara yedirirken yeni tıp bende çaresi var diyerek  şeker ilaçları ilede insanları diyabete bağımlı hale getirdi

KAPİTALİZM ve İNSAN MUTASYONDA

                              KAPİTALİZM MUTASYONU

            Dinozorlar  ve Mamutlar neden ve nerden yok oldular Kimsenin bilmediği tarihin kayıdının tutulmadığı bir zamanda uzaydan gelen belki meteor düşmesi ile mutasyona uğrayan bir mikrop yada virüs onların sonunu getirmiş olmalı.

            Deistler ateistler dinciler evrimciler hepiniz yanıldınız artık

            Tarih yaşayarak gördüğünüz gibi   doğal ayıklanma sadece( semavi dinlerin tanrıları yaratılış teorileri ile yaratılıp yok olmuyor yada Darvin’in teorisindeki gibi sadece evrimle değil yaşayarak gördüğümüz gibi başımıza gökten taş yağmadan (meteor düşmeden) mutasyonlarla bir cins bir tür canlı ortaya çıkıp bir türü yok ediyor.

            Düşünki: bu şimdiki modern insanlığa değil de insanların homo eructus, homo sapiens’lerden birine bu virüsün yayıldığını; nere kaçarsan oda seninle geliyor ancak o gruptan ayrılmadığın sürece evrimin halkalarından ( kendiside  zaten mutasyonun ürünü) biri kopardı. Değişik homo türü insanımsı yaratıklar belki böyle yok oldu. İki bin yıl önce insanlara musallat olsaydı şimdiki virüs Sonra arkeologlar buldukları iskelete göre yada bizim varsaydığımız gibi beyaz ırkın bu sarı ırkın bu kara ırkın temsilcileri olarak tarihteki ve doğadaki yerimizi alırdık.

   İyi ki varsın Marks kapitalizmden kopuşu gösterdiğin gibi ayakta (hegel diyalektiğini materyalizme uygulayarak felsefenin ayakları üstünde durmasını sağlamıştır) durmayı da gösterdin. Tabii bu sadece marksın değil materyalist öğretilerin (Aristo dan Platona Hegel) kadar düşünürlerin sonucu olarak düşüncede kopuş ve maddede kopuş (mekanik makineden elektro teknolojik makineye geçiş) yaşandı.

            Avrupa Lenin öğretisi olmadan bir Stalin’in düşünün. yada faşizmlerin İtalyan faşizminin ve Alman nasyonal (milliyetçi) sosyalizmin ; Leninist bir İdeolojisi olmayan bir Stalin olsaydı aynı ruhla Almanları durduramazdı. Avrupa’daki bilim adamlarının Amerika’ya ve Türkiye’ye kaçmadığını ve Amerika’nın atom bombasını üretiminde geç kalınsaydı, bu bilim adamlarının Almanlara hizmet ettiğini atom bombasını Almanların patlattığını ne Amerika bırakırdı ne Sovyetler bırakırdı nede karşısında faşist İtalya hepsini kavimler göçünde ki  2 Cermen istilası ile Avrupa medeniyeti yakın çağ (kendi yeni orta çağına) geri dönderirdi. Onca üretilen uygarlık ürünlerini yok edersen (değerleri ve rekabeti) kendi gelişme eğrisi yukarı değil aşağı doğru geriler.

              Bakınız Roma imparatorluğunun yıkılışına sonrasında Roma medeniyetinden (köle ekonomisinden) Kavimler göçünden sonra küçük devletlere bölünürken her beyliğin bir şatosu ve senyörleri vardı toplum kölelikten kurtulmuş ama köylü serf durumuna düşürülerek bu sefer köle gibi sadece kendisi değil toprağı ile beraber alınıp satılmaya başlanmış Papalık bile kendine devlet kurarak Vatikan bağımsızlığını ilan etmiş ama tüm küçük devletler üzerinde hakimiyet kurmaya İslam devletlerine karşı Hıristiyan orduları haçlı orduları kurarak zengin İslam devletlerine işgale ele geçirmeye tüm Hıristiyan alemini birleştirmeye çalışmıştır.

            Zengin İslam uygarlığının Moğol istilasından sonra kendi orta çağına dönüşüne bakınız: İslam toplumları ve devletleri Bilimden uzaklaşarak günümüze kadar bilime hizmet eden ne bir lider nede İbn’i Rüşt, Farabi gibi bilim adamı yetiştirebildi.

            Moğolların İslam devletlerini yerle bir etmesi sonucu İslam uygarlığından Ömer Hayam’dan sonra çağdaşı olan  Ömer Hayyam’ın yaptığı rasathaneyi yıktırarak kendi felsefesini kurdu sonrasında “Gazali  felsefenin (dolayısıyla bilimin) verdiği cevaplardan şüpheye düştü ve felsefeden uzaklaşarak tasavvuf ve mistik düşünceye yöneldi.” Bu mistik felsefeciden sonra (kötü para iyi parayı kovar misali) iyi bilim adamı ne Farabi ne İbn’i Haldun nede, İbn’i Rüşt düzeyinde İslam alimi bilim alanında yetişmedi.

Tasavvufa yönelen yöneticiler ancak düşünce üretenlerin dergah kurduğu Mevlana dergahı Hacı Bektaşi dergahları ile İslamiyette mezhep ehillerinden sonra tarikat kurucuları olarak Osmanlı devletini birisi ordu bakımından(yeniçeri Bektaşidir) diğersi toplumu ehlileştirme görevi loncaları ve sanatkarlar arasında gelişerek güzel ahlak üzerine geliştiler

            Ve halife saltanatı taşıyan yöneticilerin (bilim adamlarından uzaklaşması ile) Gazali’den sonra bilimden kopuşundan sonra İslam toplumları hala kendi orta çağını yaşıyor. Çağımızda hala bir çok İslam devleti bilime ilime ancak orta çağdaki toplumlardaki gibi sadece modern ürünleri tüketerek-katkı-yapıyor. Aynı orta çağ  Avrupa’sı kendi lüks tüketimini doğudan ithal ederdi. Kendi orta çağından çıkamayan İslam toplumlar lüks ürünlerin, üretemedikleri malı batıdan ithal ederek yada batının kötü kopyalarını yaparak yaşıyor.
            Roma imparatorluğunu kavimler göçü. (Avarlar, Bulgarlar, Hunlar, Macarlar’ın yanında birçok Cermen kavim ve Slav halklar, Roma sınırlarına göç ettiler. Bazı gruplar Roma senatosu ya da imparatorunun onayıyla Roma sınırlarına yerleşti. Tarımsal arazi karşılığında bu kavimler Roma’ya askeri destek sundu. Diğer saldırılar küçük çaplı, yağmalama amaçlı saldırılardı. Bu saldırıların en bilineni 410’da Vizigotlar tarafından gerçekleştirilen ve Roma’nın yağmalanmasıyla sonuçlananıdır.) Viki.

  Ve yine Cermen istilalara ile 400 yıllardan 1400 yıllarında Türklerin İstanbul’u ele geçirmesi ile roma medeniyeti yok olmuş ama Avrupa 400-1800′ lere kadar orta çağa gömülmüştü.

             Küçük Roma’nın, Yeni Cermenlerin; istilası İtalyan Faşizmi ve Alman nasyonal sosyalizmi dünya karanlık çağa sokacaktı Eğer ki yenilmezse idi Ve bu günkü uygarlık elektriği telefonu bulmuş ama belki tekrar yeniden kaybetmiş olacaktı.

            Lenin ve Mao nun pratisyenliğinde doğu Sovyet bloku ve batı bloğunun soğuk savaşında Amerika batı blokuna katarak güçler savaşına devam etti. Mao’nun 100 çiçek açsın formülasyonunda kendi iç rekabetinin yaratarak Kapitalizmle  savaş pratikleri yerine üretime önem verdi. Ve Kapitalizmi Sovyetler gibi millici devletlere bölünerek değil kapitalizmi içine üretime davet ederek kapitalizmin tekno üstünlüğünü ucuz emek gücü ile kendi ekonomisinin içine kattı ve kapitalizmi kendi örgütlenme üretim gücü ile Avrupa’nın teknolojik üstünlüğü ele geçirdi.

Avrupa ve Amerika hala kendi petrol alanlarını ele geçirme Arap dünyasının sürekli savaş alanı içinde tutarak dünya jandarmalığı ile arpalıklarını ayakta tutma savaşına devam etti. Kapitalizm büyüme gelişmede kendine yeni düşmanlar yaparak ona cephe alarak gelişme dinamiği gösterdi Antagonist toplumlar düşmansız yaşayamaz biz ve ötekiler vardır. Mutlaka krallar padişahlar yeni cumhuriyet başkanları ve başbakanları hemen hepsi geldiğinde kendisine bir düşman tayin eder o düşmana göre toplumu dizayn eder. Soğuk savaş döneminde  batının düşmanı Sovyetler’di. Soğuk savaşta Sovyetler kendini dağıtınca yeni düşman Orta doğu’daki petrol üzerinde oturan Arap devletleri yeni demokrasi düşmanları oldular. Sovyetler’e demokrasiyi getiremedikleri gibi Araplar’ada Arap baharı ile arap kıyımı yapıldı. İslam dünyası Petrol üzerinde mülkiyetini batı bloku kendi bağlamak için bölgesel yeni düşmanlar bölgesel  savaş senaryolarını hayata geçirerek hem savaş sanayisini geliştirmeye hemde Arapların elindeki fazla parayı almak için hiç kullanamayacakları savaş araçları satarak fakir yemen üzerinde Suudilerin kendilerini tatmin etmelerine yardımcı oluyorlardı.

            Batı üst sınıflara hizmet eden medikal sağlık sistemi kurgulayarak sosyal devletten uzaklaşmaya başladı. Bu süreçte kendine yeten sağlık sistemi bir virüs ile yerle bir oldu. Toplumlar büyürken hiç büyük belaya karşı önlem almadı. Düşmanı (düşman devleti) kendi belirliyor zaten kendi ekonomik gücü ile o düşmanı dövüyordu hemen ambargo konuyor dünya ya bağlantısı kesiliyor dolayısıyla kendi yarattıkları düşmanı (İran ve geri kalmış Arap devletlerini) kolay lokma gibi zaman geçiriyorlardı.

Toplum sağlığı toplumsal hastalıklar onlar gelişmiş toplum olduğu için fakirler üzerinde deneylerini yapıyor kendi üstünlüklerini kendilerine kanıtlıyorlardı. Toplum kendisini kurtardıktan sonra kendi ülkelerini kapatınca hiçbir güç onları yenemiyordu

            Mutasyon-ik bir virüs tüm kapıları deldi geçti. Tüm üst katmanları fakiri zengini hepsini demokratik yerinden vurdu. Herkesin demokratik olarak kullandığı yollar ortak kullanım alanındaki demokratik alanlar herkesi eşitledi bu virüs.

             Verem ve sıtma gibi fakir hastalığı değil fakir zengin ayırt etmeyen grip hastalığı kapitalizmin  hasta ettiği (kalp tansiyon diyabet alerjik) insanları öldüren bir virüs artık kapitalizm üretim yapısı ile insanları hasta etmekten vazgeçmelidir.

İbrahi Gözel 14/04/2020

           

Daha Fazla Oku &

ÖRTÜNMEK ŞART OLDU ——(COVİD 19)—-birinci şartı

OKUMADAN GEÇERSENİZ SİZDE KAYBEDERSİNİZ,,,,,,,,,!!!

Bu yazıdan sonra şapka çıkarmayacaksınız Artık şapka takacaksınız (zorunlu)

            Artık çevrede kapitalistlerin yazdığı vitamin reçeteler kol geziyor. Herkes  doktor olmuş yazıyor şunu yeme bunu yeme şunu kullan her yeri temizle her yerden bulaşır yok şu kadar yaşar yok bu kadar yaşar.

            Aslı astarı bu bir grip influanzanın bir çeşidi hiç grip olmayan biri varsa oda ninelerimizdir ona bu grip bir şey yapmaz. Çünkü başını geleneği icabı küçükten örtmüştür ve anneme sordum hiç grip oluyor musun hayır  dedi, bense her sene iki defa grip olurum ve yerlerde süründürür ve bu seferki virüs süründürmüyor öldürüyor.

            Bin yıldır kadınların kafasını kapatan gelenek hiç grip bilmez bir tek çocukların burnu akar oda şapka takmadığındandır. Genç erkek biraz büyür büyümez hemen bir şapka takar ve kendine bıyık bırakır cinsiyetini belli etmek için genç kızlarda kafasını kapatır anneleri gibi hacı hoca gibi değil o yörenin iklimine göre takar

error: Content is protected !!