admin

Yaşayan dünyamızın Adaleti

Azerbaycanlı ressam ve karikatürist Gündüz Agayev, çizimlerinde ülke politikalarını eleştirmeye devam ediyor. Bir önceki çiziminde Ülkelerdeki Polis Profiline ve Polis Şiddetine vurgu yapan Agayev, bu sefer de Ülkeleri ve Adalet Anlayışlarını konu alan çizimler yapmış. Çizimlerinde ana figür olarak Themis’i kullanan sanatçının 13 eserini sizler için derledik.

Karikatürist Gündüz Ağayev’in durmaya niyeti yok. Şu zamana kadar birkaç illüstrasyon serisi oluşturan karikatürist, bu sefer de evrensel insan hakları ve adalet temasını seçti.

“Bu seri için 15-16 gün harcadım. Resmettiğim ülkelerdeki durumlar hakkında düşünerek ve okuma yaparak çizdim. Bu illüstrasyonlar, o ülkelerdeki gerçek durumları gösteriyor.”

Karikatürist Gündüz Ağayev Femida’yı (Themis) İran, Türkiye, Çin, Suriye, ABD ve Rusya’da böyle görüyor. Ağayev daha önce de “Holy Selfie”, “Global Police”, “Just Dictators” gibi illüstrasyon serileri çizmişti.”

kaynak     https://www.facebook.com/pages/Gunduz-Aghayev/141912312544450

Yedigöller Milli Parkı manzaraları ve bolu dağları

                   Yedigöller Milli Parkı, Batı Karadeniz bölgesinde Bolu ilinin kuzeyinde Zonguldak ilinin güneyinde Düzce ilinin doğusunda yer alan Milli Parka Bolu İli Mengen ilçesinden ulaşım mümkündür. Ayrıca Ankara-İstanbul karayolunun 152inci km’sinden Yeniçağa ve 190 km’sindeki Bolu ilinden kuzeye ayrılan yollarla ulaşılır. Kışın Bolu-Yedigöller güzergahı karla kapalı olduğundan ulaşım sadece Yeniçağa-Mengen-Yazıcık üzerinden yapılır. Her iki yolun da yaklaşık 30 km’lik bölümü stabilizedir.

Milli Park

                     Batı Karadeniz Bölgesinin oldukça engebeli bir yöresinde bulunan Milli Parkta heyelanın oluşturduğu göller “Orman Denizi” ni andıran zengin bitki örtüsü göllerde yaşayan alabalıklar ve bu değerlerin yarattığı rekreasyon kullanım potansiyeli ana kaynakları oluştururlar. Genellikle yer yapısı serpantinlerden ve volkanik kayaçlardan oluşan sahada zaman zaman göçük yer hareketleri sürüklenmeye hazır arazi yapısı, göllerin meydana gelmesini hazırlayan başlıca faktörlerdir. Göller, kayan kitlelerin, vadilerin önlerini kapaması sonucu arkada suların biriktiği set gölleridir. Bunlardan bazıları dip kaçakları ile birbirine bağlantılıdır
                              Batı Karadeniz Bölgesinin oldukça engebeli bir yöresinde bulunan Milli Parkta heyelanın oluşturduğu göller “Orman Denizi” ni andıran zengin bitki örtüsü göllerde yaşayan alabalıklar ve bu değerlerin yarattığı rekreasyon kullanım potansiyeli ana kaynakları oluştururlar. Genellikle yer yapısı serpantinlerden ve volkanik kayaçlardan oluşan sahada zaman zaman göçük yer hareketleri sürüklenmeye hazır arazi yapısı, göllerin meydana gelmesini hazırlayan başlıca faktörlerdir. Göller, kayan kitlelerin, vadilerin önlerini kapaması sonucu arkada suların biriktiği set gölleridir. Bunlardan bazıları dip kaçakları ile birbirine bağlantılıdır.
                                Milli Parkta hakim bitki örtüsü kayın ağaçlarıdır. Ayrıca meşe, gürgen, kızılağaç, karaçam, sarıçam, köknar, karaağaç, ıhlamur ve porsuk gibi değişik tür ağaçlar da görülmektedir.
                                Etkili koruma ile Parkın içerisinde ve yakın çevresindeki sahalarda sayıları artan geyik, karaca, ayı, yabani domuz, kurt, tilki ve sincap türleri bulunmaktadır.
                                 Türkiye’de ilk kültür alabalığı üretme istasyonu 1969 yılında bu Milli Parkta kurulmuştur. Dolayısıyla rekreasyonel açıdan olta balıkçılığına kaynak olmuştur. Balıkçıların Abant’tan getirdikleri Alabalık türü, yedigöllerin doğal alabalık çeşitlerinin yumurtalarını yiyerek yok olma noktasına getirmiştir. Ayrıca kampçılık, günübirlik piknik, tabiat içerisinde yürüyüş, fotografçılık ziyaretçilerin uğraşlarıdır.
                                 Yedigöler Milli Parkı içerisindeki Kapankaya manzara seyir yerine çıkıldığında gölleri ve eşsiz peyzaj güzellikleri görmek mümkün olduğu gibi, bu güzergah üzerinde anıt ağaç levhasını da görmek mümkündür. Yol kenarındaki levhanın bulunduğu yerden patika takip edildiğinde anıt ağaç görülebilir. Geyik üretim alanı ziyaret edilebilir.
                                Mevcut Hizmetler ve Konaklama: Milli Park içinde kampçılık, günübirlik piknik, yürüyüş, fotoğraf çekimi gibi rekreaktif faaliyetler yapılırken konaklama ve yiyecek ihtiyaçları da tesis edilen dinlenme evleri, kır gazinosu ve kantinden karşılanılabilir.
                                 Milli Parkta çadırla ve karavanla konaklanabildiği gibi, misafirhane ve bungalovlardan da faydalanılabilir.
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Düzce Balabolon Şelalesi ve Düzce, bolu dağları

Yığılca varlığını orman yapısından alan yeşilin her türlü tonunu taşıyan ağaçlarıyla dolu dağların eteğinde şelaleleri doğal nağmeleri eşliğinde insanı rüya alemine götüren, içerisinde kuş sesleri ve değişik yabani hayvan türlerini barındıran dinlenmeye ve yaşamaya bedel Yığılca Yedigöller yolu üzerinde bulunan Balabalon Şelalesi sizleri doğanın sesine davet ediyor.

Yığılca, Yedigöller yolu üzeri, Bekirler Köyü, Azap Yüzü Deresi üzerinde bulunan şelale kanyon, bölgede Boğabeli olarak bilinmektedir. 200mt. lik parkur boyunca 7 adet şelale ve göletten oluşan kanyon varış noktasında 40mt.den akan şelale ile parkurunu tamamlamaktadır. Bölge özellikle kaya tırmanışı aktiviteleri için uygun olup, bölgenin kendine has yeşil dokusuyla da dikkat çekmektedir.

Yığılca batıdan Düzce ili merkezi ve Akçakoca ilçesi, güneyden Kaynaşlı ilçesi ve Bolu ili, kuzeyden Zonguldak ilinin Alaplı ilçesi, doğudan Bolu ilinin Mengen ilçesi ile çevrili, coğrafi ve tabiat güzellikleri ile birçok turizm potansiyeline sahip, gelecekte bölgesel kalkınmada ilimizin öncü bölgelerinden biri olmaya adaydır.

Bünyesinde yemyeşil bal ormanları, şelaleleri, mağaraları, ve gölleri barındıran Yığılca, bozulmamış doğası, kültürel yaşam tarzı ile ilimizin önemli turizm potansiyellerini içinde barındırır. Düzce Ovasını besleyen Hasanlar Barajı Gölüne dökülen Küçük Melen Çayı’nın yukarısında yer alan bölge, doğudan batıya doğru uzanan Küçük Melen Çayı, kuzeyden ve  güneyden zengin derelerle beslenir.

Bu zengin su kaynaklarının beslediği şelalelerimizden biri ‘‘Yığılca Saklıkent Şelalesi Peyzaj Projesi’’ile gerekli düzenlemeleri yapılarak piknik ve mesire alanı olarak bölgeye kazandırılan Saklıkent Şelalesidir. Diğer bir şelale ise, Yığılca, Karakaş, Mengen, Yaylatepe ve Yedigöller yol güzergahı üzerinde  (35km) bulunan ve ilimizin önemli yürüyüş rotalarından biri olan Yoğunpelit Şelaleleri ve Yılançatı Kanyonudur.

Düzce Saklıkent Şelalesi

Bünyesinde yemyeşil bal ormanları, Şelaleleri, Mağaraları, Gölleri barındıran Yığılca, bozulmamış doğası, kültürel

yaşam tarzı ile ilimizin önemli turizm potansiyellerini içinde barındırır. Birçok güzelliğe sahip olmasının yanı sıra, Yedigöller

Milli Parkına 35km mesafede bulunması sebebi ile de Düzce’nin önemli destinasyon ağının da ayaklarından biridir.

Sınırları içindeki Yağcılar Köyünde bulunan Saklıkent Şelalesi, Yedigöller yolu güzergahında Düzce’ye

40km.ilçe merkezine ise 5km.mesafededir. İlimizin yeni keşfedilen doğa güzelliklerinden olan Saklıkent Şelalesi,

‘‘Yığılca Saklıkent Şelalesi Peyzaj Projesi’’ile gerekli düzenlemeleri yapılarak bölgenin piknik ve mesire

alanı olarak hareketlenmesi sağlanmıştır.

Bölge aynı zamanda trekking, dağ bisikleti gibi alternatif sporların yanında yemyeşil doğasıyla foto-safari içinde

oldukça uygundur.

Yığılca’nın Yağcılar Köyünde bulunan Saklıkent Şelalesi, Yedigöller yolu güzergahında Düzce’ye 40km. ilçe

merkezine 5km. mesafededir

Suç olgusu üzerine deneme

  SUÇ OLGUSU

Suç insanlar var olduğu ve birlikte yaşamaya mecbur olduklarından beri vicdan ile kamu vicdanı arasında oluşan çelişkiden ortaya çıkan bir durum bir oluşum bir vakadan başka bir şey değildir.

                İnsan beraber yaşamaya başlamadan önce hayvani kurallar içinde var olma mücadelesi verirken suç ve suçlulukta yoktu. Sadece hayatta kalmanın koşullarını yaratma sorunu vardı. Kim bu sorunları aşarsa hayatta kalabiliyordu. Ne zaman ki insanlar beraber yaşamaya başladı o zamandan beri tabiatın tabii kurallarını yıkmaya ve yeni kurallar koymaya ve cezalar vermeye başladı. İnsanın hafızası bir hayvanınkinden gelişmiş olduğundan cezayı ve mahiyetini şeklini zamanını kendi belirlemeye başladı. Hayvanlarda sürüye saldırı olduğunda eğer karşı koyabilecek gücü varsa karşı koyuyor yoksa kaçıyordu. Düello bittiğinde ve birisi kaybettiğinde ya kaçıyor kurtuluyor yada canından oluyor yem oluyor ve karnı doyan taraf daha sonra olay yerinde uzaklaşıyordu. Yeniden ihtiyaçlar ortaya çıkana kadar her şey süt liman gibi kendi haline bırakılıyordu.

                İnsanı hayvandan ayıran şey insanı insan yapan onun hafızasıdır yani onun tarihidir. Ne kadar uzun tarihe sahip olursa onun insanlaşma süreci daha gelişmiş yapıya ulaşır. Bu tarih insanın hafızasının gelişim tarihidir. İnsan hafızasını ne kadar sağlam tutarsa ve ne kadar tarihini(geçmişini) iyi okursa geleceğini de o kadar iyi tasarlar. Tarihi olmayanın uzun bir geleceği de olmaz. Dolayısıyla hafızası olmayan bir toplum aynı hastalığa yakalanma ondan kurtulma sorunlarını her zaman yaşar. Hafıza dün insan beyniydi; eksiltici bir hafıza ve aynı zamanda yanlı bir hafızadır. Kimin hafızasında bilgi ve vaka kalırsa onun yorumları ile yeniden tezahür bulur. Beynin hafızası vicdan ile ben arasında sıkışmış bir hafızadır.

suç ve ceza1

                Viçdan toplum içinde yaşama kurallarını belirlerken ben ile çelişki halindedir. Hayvanlarda gelişmiş bir beyin dolayısıyla hafıza olmadığından vicdan sorunu yoktur. ihtiyaçlarını doğal güdü ve dürtüleri aracılığı yapar ve ben psikozu ve (aile) kavramı çabasından başka bir şey değildir. Aile sadece yavruyu korumu (nesli devam ettirme) güdüsüdür. Ve zorunlu ihtiyaçlarını giderdikten sonra (yeme içme gibi) her şey eski haline döner. Aynı insanın bir hayvanı kesip yemesi ne kadar doğal ise hayvanın bir diğer hayvanı parçalayıp yemesi o kadar doğaldır. Bu bir denge içersinde var olur. Hayvan hafızası kayıt tutacak kadar olmadığından çevresel koşulları geçmişi geleceği yada yanındakileri hesaba katmaz. Her hayvan tek başına avlanır yada sürü halinde yaşar. Sürü halinde avlanın hayvanlar azdır. Çoğu hayvan sadece yavrularını doyurmak için fazladan avlanır. Onun dışında her hayvan kendi ihtiyacını kendi karşılar yada kendi yiyeceğini kendi bulur. Hayvanda gelişmiş kayıt tutan bir hafızası olmadığından birikim yapma kısıtlı kodlanmış hareketler bütünü içinde var olur.Sürü yada topluluğun ihtiyaçları birikim sorunlarını beraberce giderirler. Büyük bir hafıza ve birikim sorunu olmadığı için paylaşım sorunu da yoktur. Bu nedenle paylaşım sorunu yoksa çatışma ve kavga sorunu da olmaz. Oysa insan oğlunda ön önemli şey her şeyi biriktirmek hafızaya bilgi biriktirmek elde ettiği şeyleri biriktirmektir. Bir arada yaşama başlaması en önemli birikim sorunu ortaya çıkarmıştır. Her birikim sorunu aynı zamanda paylaşım sorununu yaratır. Her birikim kendisi için olmadığı daha sonra paylaşmaya başka kişilerin dahil olması pay alması üretenle tüketen arasında uzlaşmaz çelişkiyi yaratmıştır. Uzlaşmaz çelişki aynı zamanda suç olgusunu yaratır

                Hayvanda birikim olmadığından paylaşım sorunu ve suç olgusu da yoktur. Hayvanlar yemlerini yerken kimseyle paylaşmaz ama karnı doyduğunda kalan payı sırtına alıp götürmez kalanı

Dünyanın Büyük dertleri (Slayt)

kaynak: 25/08/2015 tarihli slayt  Dünyayı sarsan 50 gerçek
http://www.msn.com/tr-tr/yasam/yeni/d%c3%bcnyay%c4%b1-sarsan-50-ger%c3%a7ek/ss-AAcWK4K#image=15

Antalya Falezleri ve Konyaaltı plaj manzaraları

Konyaaltı, Antalya’nın batı ucunda yer alan bir semt ve aynı ada sahip plajın bulunduğu ilçedir. 10 köy ve 29 mahallesi vardır.Çakırlar Yolu ile Kepez’e, Dumlupınar Bulvarı ile de Muratpaşa’ya komşu’dur.
Bugün Konyaaltı olarak adlandırılan bölgenin, 20. yüzyıl sonlarına kadar, Antalya’nın falezler üzerinde yer almasından dolayı “Koyaltı” biçiminde anıldığı ve halk dilinde zamanla Konyaaltı’na dönüştüğü belirtilmektedir.

Konyaaltı, Anadolu Uygarlıkları yerleşim haritasına göre, Likya sınırları içinde yer almaktadır. Likya, Pamphilya ile sınırdır. MÖ 30 yıl öncesine kadar uzandığı bilinen Likya uygarlığının, Konyaaltı bölgesinde yer alan kentinin adı ise Olbia’dır.

Falez, ~ Fransızca falaise dik kayalık sahil anlamına gelmektedir. Türkçe coğrafya literatüründe yalıyar da kullanılmaktadır. Falezler kayaların aşınması
Konyaaltı :olarak adlandırılan bölgenin, 20. yüzyıl sonlarına kadar, Antalya’nın falezler üzerinde yer almasından dolayı “Koyaltı” biçiminde anıldığı ve halk dilinde

Dalga kesme platformu :platformu, kıyı bankları, dalga-kesme tezgahları veya kıyı platformu genellikle falez dibinde ya da dalgaların hareketi ile kontrol edilen göl, koy veya deniz
Rüzgâr

kıyıların şekillenmesinde etkilidir. Kıyılarda kıyı oku, tombolo, lagün, falez gibi şekillerin oluşumu dalgalarla ilgilidir. Karalarda ise özellikle çöllerde
Antalya

batı bölümü Lara’dan, Antalya’nın üzerine kurulduğu 40 metrelik falezler Düden Şelalesi’nin denize döküldüğü Karpuzkaldıran Antalya

Menderes Bulvarı seyhan ADANA

Adanalı olupta Menderes bulvarını bilmeyen yoktur. Yaz geldiğinde bir günde toplam yüzbin insanın, otuzbeşbin araçla menderes bulvarına akın ettiği tespit edilmiştir. Menderes bulvarı o kadar güzeldirki Adanalıların eğlenmek için gittikleri yerler arasında birinci sıradadır. Neredeyse bütün adanalılar aileleriyle birlikte güzel manzara eşliğinde piknik yapmak için Menderes bulvarına giderler.Yaz aylarında Adana ne kadar sıcak olursa olsun orada hep rüzgar vardır ve hava çok serindir. Nişanlısını sevgilisi yanına alan genç Adanalılar Adana’nın meşhur bici bicisini yemek için oraya giderler. Sevgi adası ve lunaparkı ile mükemmel bir eğlence yeridir. Adana’ya geldiğinizde arkadaşlarınızdan sizi menderes bulvarına götürmesini isteyin, şırdan yiyin bici yiyin ve Adana’nın farklılıklarını sizde keşfedin