admin

Torosların zirvesinden kış manzaraları

Toros Dağları

Yükseklik   4.000    Çıkıntı 1.000    Konum  Rodos Adası – Suriye sınırı
Sıradağ  4    Koordinatlar   72   Jeoloji    Tür   7
Jeolojik yaş   1052     Son patlama    1000
Tırmanış
İlk çıkış   1750    Oksijensiz ilk çıkış   1373
 Toros Dağları Alpin kuşağın bir parçasıdır
Toroslar üzerinde deniztarağı fosili. Torosların bir zamanlar deniz tabanı olduğuna delildir.
Toros Dağları ya da kısaca Toroslar, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına paralel olarak, Teke Yarımadası’ndan Suriye’ye, hatta iç kesimlere de uzayarak Irak sınırına varan, içinde birçok sıradağı da barındıran bir dağ zinciridir. Bu zincirin en yüksek noktası 3767 metrelik Kızılkaya zirvesidir.
Oluşumu
Toroslar Kuzey Anadolu Dağları gibi 3. jeolojik zamanda Alpin Orojenezi ile oluşmuştur. II. jeolojik zaman boyunca Tetis Okyanusu’nun tabanında bulunan arazi tortul maddelerle dolmuştur. Tetis Okyanusu’nun tabanı karadan dış kuvvetlerin (akarsu, rüzgar, buzul, dalga ve deniz akıntıları) taşıdığı malzeme birikmeye başlamıştır.Deniz tabanında biriken taşınmış malzeme üstten gelen basınçla tortul taşlara dönüşmüştür. Afrika Levhası ve Arap Levhasının kuzeye doğru hareketi bu alana basınç uygulamıştır. Yan basınca uğrayan tabakalar sert ise kırılır(kırık dağları oluşur, Horst-Graben), daha yumuşak ise kıvrılır. Yumuşak olan bu Tortul tabakaların kıvrılarak yükselmesiyle alanda Alpin kuşağın bir parçası olan Toros Dağları oluşmuştur. Kıta hareketleri ile kuzeye hareket eden Afrika ve Arap levhaları Tetis Okyanusu’nun tabanının yok olarak Toros Dağlarının oluşumuna sebep olmuştur. Arap levhası daha hızlı hareket ettiğinden Güneydoğu Toroslar daha dış bükey hale gelmiştir[1].
Toros dağlarının Bölümleri[değiştir
Toroslar 3 kısımda incelenir. Bölümleri ve zincirdeki sıradağlar batıdan doğuya şöyledir;
Batı Toroslar Akdağlar, Bey Dağları, Katrancık Dağı, Geyik Dağları
Orta Toroslar Akçalı Dağları, Bolkar Dağları, Aladağlar, Tahtalı Dağları
Güneydoğu Toroslar Nurhak Dağları, Malatya Dağları, Maden Dağları, Genç Dağları, Bitlis Dağları
Batı Toroslar
Batı Toroslar veya Antalya Toros Dağları, Teke Yarımadasından başlayarak Antalya Körfezi’nin çevresinde bir yay çizer. Doğuda Taşeli Platosu ve Göksu Nehri ile Orta Toroslardan ayrılmaktadır.
Termessos antik kenti Batı Toroslarda, dağlık bir alana kurulmuştur.
Orta Toroslar, kabaca Mersin, Antalya sınırından başlayarak kuzeydoğu yönünde Binboğa Dağlarına kadar devam ede
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Zengin sosyalistler ülkesi

“Eşitsizliği gidermek için kapitalizmin ortadan kalkması gerek.”

Ali Koç

“Kapitalizm insanlık için istenilen sonucu vermedi. Vermiyor.”

Bülent Eczacıbaşı

“Kapitalizm bizi iklim değişikliğinden kurtaramaz, çare sosyalist politikalarda.”

Bill Gates

“Kimse emeksiz yaşayamaz, başkasının emeğiyle yaşayanlar hariç.”

King Camp Gillette

King Gillette bir 19. ve 20. yüzyıl Amerikan sanayicisi. Döneminin önde gelen sanayicilerinden ve adından da tahmin edilebileceği gibi kullan-at tıraş bıçağının mucidi. Ama kendisi aynı zamanda yukarıdaki gibi sözler sarf etmiş, döneminde kendi çalışanı emekçi sınıfın en iyi koşullarda geçineni olmuş, kafasındaki ütopyacı toplum tasarısını anlatmak üzere kitaplar yazmış bir sosyalist.

Ali Koç Gezi Direnişinde Divan Otel’in kapılarını açınca dudak bükenlerden biri de bendim. Çünkü haklı olarak Türk sermayesinin bugüne dek bütün yatırımını sağa yaptığını, hep sağı semirttiğini hatırlamıştım. Doksan yıllık sağı besleme sürecinin sonunda yarattığınız AKP canavarını görüp dehşete düştünüz ve iki kıpırdandınız diye bizden kucak mı bekliyorsunuz diye düşünmüştüm. Hâlâ da ikircikli duruşumuzu korumaya inanıyorum. Ama bir şey, daha doğrusu iki küçük detay da kafama takılıyor. Friedrich Engels’in zengin bir fabrikatör oğlu olması ve lise felsefe derslerinde hocalarımızın bize anlattığı ufak bir prensip: “Felsefe için üretim fazlası gereklidir.” Tamam, biraz buyurgan ve pratikte yanlışlanabilir görünebilir, eğitimsiz ve yoksul bilge yok mudur diye sorulabilir. Vardır elbette. Ama topraktan öğrenip kitapsız bilmek de her zaman yeterli olmaz. Felsefe tarihinin ilk önemli düşünürlerinden Miletli Thales’in matematik ve doğa bilimlerindeki donanımını kullanarak tarım yatırımları yaptığını ve böylece büyük bir servet kazandığını unutmayalım.

Onun için de son dönemde dünya ve Türkiye sermayedarının peş peşe yaptığı sosyalizme tekrar göz atma çağrılarına, “Atma Ali, atma Bülent, din kardeşiyiz.” demeden önce iki kere düşünmek gerektiğine inanıyorum. Bu insanlar da kör değil, kapitalizmin üst üste yaşadığı krizleri onlar da görmüyor değil. Evet, sosyalist ve Marksistler olarak bize bir sermayedar ne beyanda bulunursa bulunsun ihtiyatlı yaklaşmak düşer ve devrimci tepkiselliğimizi sosyalizme dönemsel göz kırpmalar gibisinden kapitalist beyan ve akımlarına endeksleyemeyiz. Bir kere çekmediği çile kalmamış ülke solu olarak tuzaklara ve çakallara karşı uyanık olduğumuz için hiç suçlanamayız. Ama bir gün bizim bir King Gillette’imiz, bir sosyalist sermayedarımız olacaksa, ki bu en azından kısa vadede bir mihenk olabilirdi, bunun yeşil sermayeden çıkmasını beklemek de saflık olur. Kapitalizmi kendi silahıyla vuracak, solun başı bozuk akıncısı olabilecek böyle bir zümrenin sanat takipçiliği, sanat destekçiliği, sponsorluk, akademik finansman geleneği olan, gerçek şehirli burjuva sermayedarından çıkma ihtimali, yeşil sermayeden çıkma ihtimalinden çok yüksek.

Ne ütopyacı bir yazı oldu bu böyle! Neyse, King Gillette de ütopyacı bir sosyalistti.

 

Etiketler:507, ali koç, bülent eczacıbaşı, engels, gezi, ilyas salman, kapitalizm, marksizm, sermaye, sosyalizm

İlyas Salman

http://www.turksolu.com.tr/zengin-sosyalistler-ulkesi/

Hasta olmak istemiyorsan duygularını kendine yaşat

Duygularını anlat.

* Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!

Karar Vermelisin..

* Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
* İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
* Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
* Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

Olduğundan Farklı Yaşama.

* Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
* Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.

Kabullen.

* Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
* Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
* Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

Çözümler Bul.

* Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
* Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
* Biz ne düşünüyorsak oyuz.
* Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

Güven.

* Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

Hayatı Üzgün Yaşama.

* Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
* Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
* Mutluluk sağlık ve terapidir.

Dr. Dráuzio Varella (Brezilyalı bir doktor)

Rus uçağının düşürülmesi ile Türk dış politikası yalnızlaşması ve batıya doğru yaklaşması

2001 Türkiye’nin ekonomik krizinden sonra New İslam modelini uygulamaya başlayan Türkiye İslamiyet’in Şii karşıtı özellikle Hanefi mezhebinin ağırlıkta olduğu İktidar kliği hükümet etmeye başladı. İmparatorluktan cumhuriyete geçiş esnasında Türkiye’nin kuruluş Teokratik yönetim biçimini Osmanlının yıkılış nedeni olarak gördü. Bu nedenlerle Teokratik düzenden kopuş yaratmak için Cumhuriyetin ağırlık olarak laik temeller üzerine kuruldu. Cumhuriyetin yeniden restorasyonu mücadelesi veren -New İslam-modeli (yedekli BOP projesi) teokratik klik cumhuriyetin laiklik prangalarından kurtulma mücadelesi içinde önce basınla sonra Üniversiteleri ele geçirme mücadelesi içinde her kulvarda savaş verdi. Sonrasında askerlere emperyal Gülen cemaati ile girilen ortaklıkta özellikle Amerika ve Avrupa’yı da arkasında alarak büyük bir kumpasla (Ergenekon ordusu diyerek) bütünsel bir temizliğe (restorasyona) girildi. Tüm bunlar yapılırken Cumhuriyetle mücadele içindeki cemaatlerin 12 eylül sonrası sağ milliyetçi sol demokrat kadrolar darbeler içinde idam v e ömür boyu hapis ile kıyım yapılırken 12 eylülün darbesinin dokunmadığı hiçbir kadrosunu kıyıma uğramadığı ayakta kalan teokratik gruplar yargı alanındaki kadro yetiştirme birikimlerinden faydalanarak belediyecilik kadrosunda yetişmiş elemanlarla 2001 ekonomik krizinden sonra hükümet etmeye başlayarak süreç içinde; yargı aracılığı ile asker üzerinde darbe yapıldı.

Denizcilikte tüm muvazzaf ve diğer emekli generaller bile darbeci ve darbeye teşebbüs suçlaması ile askerlerin yürütme ve yasama ve basın üzerindeki Cumhuriyetin kurulmasın öncü rolü ile toplumdaki askerin yüksek algısı ile laik kadrolar ve askerin üstünlük imajı kırıldı. Ve siyaset yapma siyasiler üzerindeki hakim imajı yıkıldı. Tüm bunlardan sonra emperyal Gülen cemaati taşeron olarak kullandıktan sonra ve  askerin üstünlük imajı yıkıldıktan sonra cemaate ihtiyaç kalmamıştı. Dünya üzerinde Amerika’nın yeşil kuşak projesine uygun cemaat okulları ile dünya üzerinde belli bir imaja sahip olan cemaat Türkiye’de ki yeni İslam anlayışlı iktidarla ortaklığın zayıflayacağı ve buna tedbir amacı ile aynı zaman miti takibe alarak bilgi toplaması yine başbakanlıklardaki kamera kayıtları ve yine siyasi liderlere kurulan kamera ile şantaj yapılmasıtüm bunlar amerikada yetişmiş kadroların icraatlarıydı.

Zelve hayaller vadisi peri bacaları manzaraları

Zelve Vadisi, Kapadokya

Zelve Kapadokya bölgesinin en eski ve en uzun süre kullanılmış yerleşim yeridir.

Bölge hıristiyanlık döneminin sonra ermesinden sonra da 1950’li yıllara kadar köy olarak kullanılmış. O yıllarda kaya evler içinde yaşayan insanlar daha sonra vadiye 2 km uzaklıkta kurulan Zelve Köyü’ne taşınmışlar.  Zelve yolu Avanos-Göreme yolu üzerinden ayrılır ve Paşabağı Vadisi’ne yaklaşık 1 km. kadar uzaklıktadır.

Zelve Ören yeri toplamda 3 vadiden oluşuyor,  1. vadi uzunluğu 250m, ikinci vadi uzunmluğu 800m ve son olarak üçüncü vadidin uzunluğu ise 2 km. Bu bilgiyi ilk gördüğümde 3. vadiyi gezemeyeceğimizi düşünmüştüm ama başlayınca tamamını görmeden çıkamıyorsunuz buradan. Rahat kıyafetler ve ayakkabılar giymeyi unutmayın çünkü biraz tırmanmak ve değişik yerler keşfetmek isteyeceksiniz.

Peri Bacaları
Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu Erciyes, Hasan, Melendiz ve Göllüdağı ile daha birçok küçük volkanik dağların, patlamaları ile başlamıştır. Bölgeye yayılan lavlar, göller, akarsular üzerinde 100-150 metreyi bulan değişik sertlikte tüf tabakasından oluşan yüksek bir plato meydana getirmişlerdir. Zamanla erozyonun etkisiyle inanılmaz derecede aşınması sonucu bugünkü vadiler ortaya çıkmış, peri bacası adı verilen üzerinde daha sert ve geniş bir kaya tabakasının bulunduğu konik ve mantar şekilleri oluşmuştur. Dünyanın birkaç bölgesinde de görülen Peri Bacaları, hiçbir yerde Kapadokya’da olduğu kadar yoğun bir şekilde bulunmamaktadır bu yüzden dünyanın 7 harikasıdan biri olarak bilinir.

Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgârın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuş, alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemelerin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Nevşehir-Avanos-Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır.
Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Avanos, Ürgüp, Uçhisar üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.

Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir. Tabiatın bu cömertliğinden yararlanan insanoğlu ise, oyulmaya çok elverişli olan bu kalın kaya kütlesini oyarak, günün şartlarına göre evler, manastırlar, kiliseler ve yeraltı sığınakları yapmışlardır. Kapadokya’nın jeolojik yapısının verdiği bu avantajla manastır ve kilise sayısı binlerle ifade edilen sayıya ulaşmıştır.

Kapadokya Paşabağ Rahipler Vadisi (Peri bacaları — deve bacaları)

Avanos – Göreme yolundan Zelve istikametine döndükten bir süre sonra Zelve’ye varmadan hemen önce Paşabağ Vadisi’ne gelirsiniz. Kapadokya bölgesinde yol üzerlerinde nerede hediyelik eşyalar satan yerler veya parketmiş otobüsler görürseniz orada mutlaka ilginç birşeyler vardır. Paşabağ Vadisi de böyle biryerdir. Kapadokya bölgesinde benzersiz olan mantar formundaki enteresan Peribacalarının bulunduğu Paşabağ Vadisi aynı zamanda da Peribacası oluşumu ve gelişiminin de en iyi gözlenebildiği yerlerden birisidir. Ayrıca yürüyüş yolları da peribacalarının arasından geçtiği için burada yürüyüş yapmak da oldukça zevklidir

Paşabağ Rahipler Vadisi, Göreme-Avanos yolu üzerindedir. Vadi şapkalı peri bacalarının sıklıkla küçüklü, büyüklü enteresan örneklerini görebileceğiniz bir yerdir.

Kapadokya’ya gelen turistlerin tur programları dahilinde kesinlikle ziyaret ettikleri bu görsel açıdan zengin vadinin iki ismi var. Rahipler Vadisi de denilen Paşabağ Vadisi’ni pahipler ve din adamları kayalara oydukları odalarda inzivaya çekilmek için kullanmışlardır.

Bu bölgeye gelerek şapkalı peri bacalarının en sevimli örneklerini hem de uzun yıllar yaşam alanı olarak kullanılmıştır.

Kapadokya (Güzel atlar ve perileri) ülkesi; Güvercinlik Vadisi

Güvercinlik Vadisi

9. yüzyıla kadar güvercinlerin bölge halkı için önemli hayvanlar olduklarını görüyoruz. Halk vadilere oyulmuş olan ve güvercinlik denilen yuvalarda kuşları besler ve bu yuvalardan topladıkları gübreleri bağlarında kullanırlardı. Eskiden bölgede yaşayan Hristiyanlar ise bu kuşların yumurtalarını toplayıp fresk adını verdikleri kilise resimlerinin alçılarında kullanırlardı. Daha eski dönemlerde ise hayvanların etlerinin de yenildiği bilinmektedir.

Günümüzde dört kilometrelik bir trekking vadisi olarak da kullanılan vadi 4100 metre uzunluğa sahiptir.

Vadiye; biri Uçhisar Kasabası’ndan, diğeri ise kasabanın güneyinde kasaba dışından olmak üzere iki adet giriş vardır.

Zengin bitki örtüsüne sahip vadide akarsu da bulunmaktadır. 15 metre yüksekliğinde bir şelalesi de bulunan vadide eskisi kadar olmasa da güvercinler bulunmaktadır.

Tarihi Uçhisar Kalesi, vadi için en güzel seyir mekânlarından biridir.

Alıntı:  http://kapadokyayagidiyorum.com/guvercinlik-vadisi/

Kapadokya nerededir?
Kapadokya Türkiye’nin tam ortasında, Nevşehir ili merkezde olmak üzere Kırşehir, Niğde, Aksaray ve Kayseri illerinin bazı bölümlerini de içine alan bölgededir.
Peri Bacaları
Peri Bacaları Kapadokya bölgesinde bulunan doğal yapılara verilen isimdir. Peri bacaları Kapadokya çevresinde bulunan yanardağlardan püsküren lavların milyonlarca yıl boyunca akarsuların ve rüzgarın aşındırması ile şekillenmişlerdir.
Kapadokyanın Tarihi
Kapadokya, (Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına gelir). Bölge 60 milyon yıl önce; Erciyes, Hasandağı ve Güllüdağ’ın püskürttüğü lav ve küllerin oluşturduğu yumuşak tabakaların milyonlarca yıl boyunca yağmur ve rüzgar tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır.
İnsan yerleşimi Paleolitik döneme kadar uzanmaktadır. Hititler’in yaşadığı topraklar daha sonraki dönemlerde Hırıstiyanlığın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Kayalara oyulan evler ve kiliseler bölgeyi Hıristiyanlar için devasa bir sığınak haline getirmiştir.
Kapadokya bölgesi, doğa ve tarihin bütünleştiği bir yerdir. Coğrafi olaylar Peribacaları’nı oluştururken, tarihi süreçte, insanlar da bu peribacalarının içlerine ev, kilise oymuş, bunları fresklerle süsleyerek, binlerce yıllık medeniyetlerin izlerini günümüze taşımıştır. İnsan yerleşimlerinin Paleolitik döneme kadar uzandığı Kapadokya’nın yazılı tarihi Hititlerle başlar. Tarih boyunca ticaret kolonilerini barındıran ve ülkeler arasında ticari ve sosyal bir köprü kuran Kapadokya, İpek Yolu’nun da önemli kavşaklarından biridir.

Uçhisar ve Güvercinlik vadisi resimleri

MÖ XII. yüzyılda Hitit İmparatorluğu’nun çöküşüyle bölgede karanlık bir dönem başlar. Bu dönemde Asur ve Frigya etkileri taşıyan geç Hitit Kralları bölgeye egemen olur. Bu Krallıklar MÖ VI. yüzyıldaki Pers işgaline kadar sürer. Bugün kullanılan Kapadokya adı, Pers dilinde “Güzel Atlar Ülkesi” anlamına geliyor. MÖ 332 yılında Büyük İskender Persleri yenilgiye uğratır, ama Kapadokya’da büyük bir dirençle karşılaşır. Bu dönemde Kapadokya Krallığı kurulur. MÖ III. yy. sonlarına doğru Romalıların gücü bölgede hissedilmeye başlar. MÖ I. yy ortalarında Kapadokya Kralları, Romalı generallerin gücüyle atanmakta ve tahttan indirilmektedir. MS 17 yılında son Kapadokya kralı ölünce bölge Roma’nın bir eyaleti olur.
Kapadokya MS III. yy’da Kapadokya’ya Hıristiyanlar gelir ve bölge onlar için bir eğitim ve düşünce merkezi olur. 303-308 yılları arasında Hıristiyanlara uygulanan baskılar iyice artar. Fakat Kapadokya baskılardan korunmak ve Hıristiyan öğretiyi yaymak için ideal bir yerdir. Derin vadiler ve volkanik yumuşak kayalardan oydukları sığınaklar Romalı askerlere karşı güvenli bir alan oluşturur.
IV. yy, daha sonra “Kapadokya’nın Babaları” olarak adlandırılan insanların, dönemi olur. Fakat bölgenin önemi, III. Leon’un ikonları yasaklamasıyla doruk noktasına ulaşır. Bu durum karşısında, ikon yanlısı bazı kişiler bölgeye sığınmaya başlar. İkonoklasm hareketi yüz yıldan fazla sürer (726-843). Bu dönemde birkaç Kapadokya kilisesi İkonoklasm etkisinde kaldıysa da, ikondan yana olanlar burada rahatlıkla ibadetlerini sürdürdüler. Kapadokya manastırları bu devirde oldukça gelişir.
Yine bu dönemlerde, Anadolu’nun Ermenistan’dan Kapadokya’ya kadar olan Hıristiyan bölgelerine Arap akınları başlar. Bu akınlardan kaçarak bölgeye gelen insanlar bölgedeki kiliselerin tarzlarının değişmesine sebep olur. XI. ve XII. yüzyıllarda Kapadokya Selçukluların eline geçer. Bu ve bunu takip eden Osmanlı zamanlarında bölge sorunsuz bir dönem geçirir. Bölgedeki son Hıristiyanlar 1924-26 yıllarında yapılan mübadeleyle, arkalarında güzel mimari örnekler bırakarak Kapadokya’yı terkettiler.

Gezdim, Gördüm, Çektim; Kapadokya Güvercinlik vadisi videosu https://www.sosyalsanat.net/

Posted by İbrahim Gözel on 8 Kasım 2015 Pazar

Kapadokya Hakkında Bilgiler
Kapadokya Bölge günümüzde turizm açısından büyük bir öneme sahiptir. Avanos, Ürgüp, Göreme, Akvadi, Uçhisar ve Ortahisar Kaleleri, El Nazar Kilisesi, Aynalı Kilise, Güvercinlik Vadisi, Derinkuyu, Kaymaklı, Özkonak Yeraltı Şehirleri, Ihlara Vadisi, Selime Köyü, Çavuşin, Güllüdere Vadisi, Paşabağ- Zelve belli başlı görülmesi gereken yerlerdir.Kayalara oyulmuş geleneksek Kapadokya evleri ve güvercinlikler yörenin özgünlüğünü dile getirirler. Bu evler ondokuzuncu yüzyılda yamaçlara ya kayaların ya da kesme taştan inşa edilmişlerdir. Bölgenin tek mimarı malzemesi olan taş yörenin volkanik yapısından dolayı ocaktan çıktıktan sonra yumuşak olduğundan çok rahat işlenebilmekte ancak hava ile temas ettikten sonra sertleşerek çok dayanaklı bir yapı malzemesine dönüşmektedir. Kullanılan malzemenin bol olması ve kolay işlenebilmesinden dolayı yöreye has olan taş işçiliği gelişerek mimari bir gelenek halini almıştır. Gerek avlu gerekse ev kapılarının malzemesi ahşaptır. Kemerli olarak yapılmış kapıların üst kısmı stilize sarmaşık veya rozet motifleriyle süslenmiştir. Yöredeki güvercinlikler 19. yüzyılın sonları, 18. yüzyılda yapılmış küçük yapılardır. İslam resim sanatını göstermek açısından önemli olan güvercinliklerin bir kısmı manastır veya kilise olarak inşa edilmişlerdir. Güvercinliklerin yüzeyi yöresel sanatçılar tarafından zengin bezemeler, kitabeler ile süslenmişlerdir. Bölge şarapçılık ve üzüm yetiştiriciliği ile de ünlüdür. Kapadokya’yı eskiden ev olarak kullanıyorlardı.Bu yüzden şimdi kalıntılar çıkartılıyor. Bunlar tarihi eser olarak koruma altına alınıyor. Kapadokya görülmeye değer korunmaya alınmıştır.

https://www.facebook.com/ibrahim.can.908/videos/10153653567254831/?l=8852951346744118569