admin

Antalya (Minicity) minyatür tarihi değerlerimiz

Antalya Kanyon Mini City Müzesi

Antalya’nın yeni gözdesi, eğlence ve kültür merkeziMinicity‘e hoş geldiniz.

Antik çağlardan günümüze binlerce yıllık Anadolu uygarlıklarının en seçkin mimari eserlerinin minyatürleri sizi bekliyor.

Minicity’deki tüm minyatürler titiz araştırmalar, rölöve ve fotoğraflama çalışmaları sonucunda yaratıldı.

Orijinallerinin 1/25 oranına küçültülen eserler, uzman maketçilerin sabırlı ve titiz çalışmaları sonucunda şekillendi.

Anadolu uygarlıkların eşsiz eserlerinin bir araya geldiğiMinicity‘de gezerken, zaman içinde de yolculuğa çıkacak, Türkiye’nin zengin tarihini yeniden keşfedeceksiniz.

[espro-slider id=11406]

Mini City Konyaaltı Beachpark girişine yakın konumdadır. Geçmişten günümüze kadar olan dönemde Anadolu medeniyetlerinin örnekleri yer almaktadır.

Orjinaline mümkün olduğunca benzer olabilmesi için bir çok araştırma ve fotoğraf çalışması yapılmış olup 86 minyatür bulunmaktadır. Hepsi uzman üreticiler ve model tasarımcıları tarafından kendi boyutunun 1 / 25 küçüklüğünde yapılmıştır.

Girişte her binanın ayrıntıları ile ilgili kitapçık alırsınız ayrıca parkta dolaşmak zaman alacağından her binanın tam geçmişi ile ilgili Türkçe, İngilizce, Almanca, Ruşça ile hazırlanmış ses sürümünü alabilirsiniz. Eğer Türk tarihi hakkında bilgi öğrenmek istiyorsanız bu tur size çok şey katacaktır.

130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus ziyareti anısına uygun olarak Antalya’lılar tarafından yapılmış Hasrian kapısı dahil olmak üzere pek çok sergi bulunmaktadır.

Şehrin merkezinde bulunan Antalya’nın simgesi haline gelmiş Yivli Minare Camisi Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.

Aspendos tiyatrosu mimar Zenon tarafından dizayn edilmiştir ve Aspendos Antik şehrin en önemli simgelerinden biri haline gelmiştir. Muhteşem güzellikteki tiyatro 15.000 ziyaretçi kapasitelidir ve günümüzde özel konserler için kullanılmaktadır.

Tahtalı Dağı yangını dışarı çıkartmıyor olması bazı antik kaynakların belirtmesine göre Chiemera efsanesi için Likya’nın önemli bir yer olduğunu gösteriyor.

Orijinal St.Nicholas küçük klisesi gerçek noel baba olarak bilinen St.Nicholas ölümünden sonra inşa edilmiş olup, 529 yılında deprem sonrası yıkılmıştır. Yerine bir bazilika inşa edilmiş olup hala orijinal bazı bölümler ziyaret edilebilir durumdadır.

Bölgede restoran, çocuk oyun alanı bulunması yetişkinlerin her bina hakkında detay alabileceği zamanın oluşmasını sağlamaktadır.

Mini City her gün 8:00 ile 19:00 saatleri arasında açıktır ve girişi çok uygun bir rakamdır.

Minicity Ziyaret Etmek Oldukça Ucuz!

Yalova kaplıcaları

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün; ” Burası geleceğin su şehri olacaktır ! ” sözleri ile onurlandırdığı Termal Kaplıcaları, Yalova İl Merkezi’ne 12 Km uzaklıkta kurulu bir tesistir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından idare edilmekte olan tesis; otel, restoran, kaplıca üniteleri ve diğer teşebbüsleri ile tek elden yönetilmektedir.

    TERMAL TESİS tanımını dilimize kazandıran kaplıcamız; dünyaca üne sahip, altın madalya sahibi tek Türk Kaplıcasıdır. Sularının kaliteli ve içilebilir olması nedeni ile, kaplıcamız tüm dünyada emsallerine fark atmıştır.

    Bünyesinde barındırdığı otel ve hamamlar ile tek bir tesis içerisinde birden çok alternatifi müşterilerine sunan Termal Kaplıcaları, çevre yerleşim birimlerine yakınlığı ve doğal yapısıyla da sizlere dolu dolu bir tatil vaat etmektedir.

İzmir manzaraları

İzmir, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık üçüncü şehri.[2][3] Anadolu Yarımadası’nın batısında, Ege Bölgesi’nin ortasında yer alan ve İzmir Körfezi çevresinde bulunan şehir, her yıl İzmir Enternasyonal Fuarı’nı düzenleyen önemli bir fuar merkezi ve liman kentidir. Yüz ölçümü olarak ülkenin yirmi üçüncü büyük ilidir.[4] Batısında Ege Denizi ve Ege Adaları, güneyinde Aydın, kuzeyinde Balıkesir, doğusunda ise Manisa vardır.

İzmir’in batısında denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma’nın imparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyonya kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. Bu maksatla da bu şehre “Güzel İzmir”, “Eski İzmir” ve “la Perle de l’Ionie” (İyonya’nın İncisi) deniyordu.

İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Sahil boyunca palmiye, hurma ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı, Mersin Limanı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük limanıdır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, uluslararası sanat festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tuta

Antalya kırkgöze ve Antalya manzaraları

Eski Antalya nın en önemli su kaynaklarından biridir Kırkgöze. Adını Torosların altından bazıları adeta birer nehir gibi çıkan kırk adet su kaynağından almaktadır. Düden şelalelerinin ana kaynağını oluşturan bu sular gölet halinde birleşerek bir süre gittikten sonra bıyıklı düdeni içinde kaybolur 14 km  yerin altından gidiyor ve varsak çukurunun bir ucundan  çıkıyor. Kısa bir akıştan sonra tekrar toprak altına inerek 2 km kadar altta ilerleyip düden başında yerden bir nehir halinde fışkırıyor. Nilüfer çiçekleri ve leyleklerin mekan tuttuğu bu bölge eşsiz doğasıyla her zaman dikkat çekmiştir

Eyup manzaraları

Ebu Eyyûb el-Ensarî’nin mezarı (türbe), Eyüp Sultan Camii, İstanbul/Türkiye
Ebu Eyyûb Halid bin Zeyd veya Ebu Eyyûb El-ensarî (Arapça: أبو أيوب الأنصاري ö. 672[1] veya 674[2]), Türkçede zaman zaman Eyüp Sultan olarak anılan Sahabe’den biridir. İslam peygamberi Muhammed’i Mekke’den Medine’ye göç ettiği zaman evinde ilk misafir eden sahabidir. Bu sebeple kendisine bu olaydan sonra mihmandar-ı nebevî de dendiği olmuştur. Daha sonra 90’lı yaşlarında İstanbul kuşatması sırasında şehit olmuştur. Vasiyeti üzerine İstanbul surlarının dibine gömüldüğüne dair bir rivayet vardır. Anlatıya göre daha sonra Akşemsettin manevi keşif yoluyla mezarını bulur. Şu anda onun adına bir türbe, kendi adı ile anılan Eyüp semtinde ve kendi adı verilen Eyüp Sultan Camii’sinde bulunmaktadır.
Alıntı: Vikipedi, özgür ansiklopedi

KIZ Kulesi manzaraları

Kız Kulesi, hakkında çeşitli rivayetler anlatılan, efsanelere konu olan, İstanbul Boğazı’nın Marmara Denizi’ne yakın kısmında, Salacak açıklarında yer alan küçük adacık üzerinde inşa edilmiş yapıdır.

Üsküdar’ın sembolü haline gelen kule, Üsküdar’da Bizans devrinden kalan tek eserdir. MÖ 24 yıllarına kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahip olan kule, Karadeniz’in Marmara ile birleştiği yerde küçük bir ada üzerinde kurulmuştur. Bazı Avrupalı tarihçiler buraya Leander Kulesi derler. Kule hakkında pek çok rivayetler bulunmaktadır. Evliya Çelebi kuleyi şöyle tarif eder:

“ Deniz içinde karadan bir ok atımı uzak, dört köşe, sanatkarane yapılmış bir yüksek kuledir. Yüksekliği tam 80 (seksen) aBugün görülen kulenin temelleri ve alt katın önemli kısımları II. Mehmed devri yapısıdır. Kulenin etrafındaki sahanlık geniş kaplanmıştır. Üstündeki madalyon halindeki bir mermer levhada, kuleye şimdiki şeklini veren Sultan II. Mahmud’un, Hattat Rasim’in kaleminden çıkmış 1832 tarihli bir tuğrası vardır. Kulenin Eminönü tarafı daha genişçe olup burada bir de sarnıç vardır.rşındır. Sathı mesehası iki yüz adımdır. İki taraftan yerde kapısı vardır. ”

Kız kulesi manzaraları0574

İlk olarak Yunan döneminde bir mezara ev sahipliği yapan bu ada Bizans döneminde inşa edilen ek bina ile gümrük istasyonu olarak kullanılmıştır. Osmanlı döneminde ise gösteri platformundan, savunma kalesine, sürgün istasyonundan, karantina odasına kadar birçok işlev yüklenmiştir. Asli görevi olan ve yüzyıllardan beri varlığı ile insanlara, geceleri ise geçen gemilere göz kırpan feneri ile yol gösterme işlevini hiç kaybetmemiştir.Geçmişten geleceğe en çok da düşlere yol göstermektedir Kız Kulesi. Kız Kulesi 2000 yılında restore edilerek, artık çatal-bıçak seslerinin duyulduğu bir mekân haline dönüştürülmüştür. Kız kulesine ulaşım Salacak ve Ortaköy’den sandallarla yapılmaktadır.

Çok eski tarihi geçmişi olan Kız Kulesi, bir zamanlar, Boğazdan geçen gemilerden vergi alınmak maksadı ile kullanılmıştır. Kule ile Avrupa Yakası boyunca büyük bir zincir çekilmiş ve gemilerin Anadolu Yakası ile Kız Kulesi arasından geçişine (o zamanlar gemi boyutları küçük olduğu için geçebilmekteydi) izin verilmiştir. Bir süre sonra Kule, zinciri taşıyamamış ve Avrupa Yakasına doğru yıkılmıştır. Kuleden suyun içine bakıldığında yıkıntıları görülmektedir.

Antik Çağ’da Arkla (küçük kale) ve Damialis (dana yavrusu) adları ile anılan kule, bir ara da “Tour de Leandros” (Leandros’un kulesi) ismi ile ün yapmıştır. Şimdi ise Kız Kulesi ismi ile bütünleşmiş ve bu ismi ile anılmaktadır.