admin

Adalara vapurla gezinti manzaraları

Adalar Tarih:
İstanbul adaları tarih boyunca pek çok isme sahip olmuştur. Bunlar; Evliya adaları, Kesiş adaları- Ruh adaları-, Cin adaları-Halka adaları, Prens adaları, Kızıl adalar gibi. Bunların en yaygın ve dünyaca tanınan Prens Adaları’dır. Nedeni de Roma devrinden, Bizans devrinin sonrasına kadar asillerin, prenslerin, hatta kraliçelerin adalara sürgün edilerek buralarda çeşitli işkence görerek öldürülmeleridir. Heybeliada’nın en yaygın isimleri Dimoniso,Khalky, Halkitis ve Halki’dır. Halk arasında en çok kullanılan Halki olmuştur.

Adalar Coğrafyası:
Adalar, İstanbul’un doğal zenginliğini pekiştiren jeolojik oluşumlardır. Jeolojik ve topoğrafik yapı bakımından dördüncü zaman başlarında bir çöküntü ile Kocaeli Yarımadası’ndan ayrılmış kara parçaları olduğu kabul edilmektedir. Adalar, dünyamızın oluşumu sırasında, Trakya /Kocaeli penepleninin yer yer alçalıp yükselmesi, bilhassa Boğazların açılıp, güney bölümünün deniz sularının altında kalması sonucu, bu peneplenin sular üzerinde kalmış parçalarıdır.

Adaları, coğrafi dağılımları bakımından merkezi ve çevresel olmak üzere iki grupta toplamak mümkündür. Büyükada, Heybeliada, Burgazada ve Kaşıkadası merkezi grubu oluştururlar. Kınalıada, sedefadası, Tavşanadası, Yassıada ve Sivriada’dan oluşan ikinci grup, ilk grupta yer alan adaları çepeçevre kuşatır.
Adalar’ın tamamı,16 Km2 yüzölçüme sahip olup, bunun yaklaşık 542 hektarı binalarla kaplıdır. Diğer kısımlar genelde ormanlık, makilik ve kayalıktır.

Adalar’ın en yüksek tepesi, Büyükada’nın güneyinde yükselen Yücetepe’dir. Yüksekliği 202 m.’dir. Yücetepedeki manastırın IV. Murat’tan sonra (1623-1640) ruh ve sinir hastalıklarının tedavisi amacıyla kullanıldığı bilinmektedir. Adalar’ın kuşbakışı görünümleri sadedir. Kıyılar, genellikle girintisi çıkıntısı fazla olmayan eğriler çizer. Koylar fazla içerlek değildir. Büyükada, düztaban bir ayak izini andırır. Heybeliada, geriye doğru bakan bir serçenin profiline benzer. Burgazada ve Kınalıada dairesel görünümlüdür.
Boyu en uzun ada, Büyükada (5200 metre), eni en geniş ada ise Heybeliada (2000 metre) dır.

BÜYÜKADA:
İstanbul Adaları’nın en büyüğü Büyükada’dır. Yüzölçümü 5,4 kilometrekaredir. Maltepe sahiline uzaklığı ise 2300 metredir. Adalar’da, biri güney diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise İsa Tepesi bulunmaktadır.

1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır. Ada’nın en yüksek tepesinde Aya Yorgi kilise ve manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, miladi 6. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bu mevkide, bir çok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır.

HEYBELİADA:
Heybeliada, İstanbul’un Büyükada’dan sonra en büyük adasıdır. Adaya Heybeliada denilmesinin sebebi, uzaktan bakıldığında adanın yere bırakılmış bir heybeye benzemesidir.

İstanbul’un en çok rağbet gören sayfiye yerlerinden biridir. Sadece doğasıyla, temiz havası ve güzellikleriyle değil, Bahriyesi, Sanatoryumu, Ruhban(Papaz) Okulu gibi kurumlarıyla da ünlüdür. Diğer adalara olduğu gibi Heybeliada’ya da vapur seferleri 19. Yüzyıl ortalarında yapılmaya başlanmıştır. Zengin Rumlar’ın yaşadığı adada, Bahriye’nin de bulunması nedeniyle önemli miktarda Türk nüfus da yaşamıştır.

Adanın eni 2700 metre, boyu 1200 metredir. 4 tepeden oluşan Heybeliada, İstanbul adalarının orta yerinde bulunmaktadır. En yüksek tepe Değirmentepe’dir (136 metre). Diğer tepeler, Taşocağı Tepesi, Makarios Tepesi ve Ümit Tepesi’dir. Eski adı Papaz Tepesi olan bu tepe 85 metre yüksekliğinde olup üzerinde Papaz Okulu bulunmaktadır. Adada 4 de liman vardır. Güzel bir koyda bulunan Çam Limanı ile Bahriye Limanı bunların en önemlileridir.

BURGAZADASI:
Burgazadası, İstanbul Adaları’nın büyüklük olarak üçüncüsüdür. Ada yuvarlak bir biçimdedir ve eni boyu yaklaşık 2 kilometredir. Ada üzerindeki tek tepe Bayrak Tepesi’dir. Burgazadası, iklimi, sahili, çamları, restore edilmiş zarif köşkleri ile İstanbul’un en sevilen mevkilerinden biridir. Adanın yalı ve köşkleri, güzellikleri ve zerafetleri ile tanınmıştır. Buradan Heybeliada’ya doğru uzanan bir burun ve burnu ucunda bir fener vardır. Plajın güneyinde Mezarlık Burnu yer almaktadır. Bu burundaki kaya dönüldüğünde adanın güney kıyılarına gelinir. Burası, Bayrak Tepesi’nin bulunduğu sarp mevkidir. Kıyıdan duvar gibi yükselen bu tepenin üzerinde Hristos Manastırı vardır. Aynı yönde kıyıdan devam edilince Kalpazankaya’ya gelinir. Kalpazankaya’nın hemen yanında bulunan küçük koy, Burgaz’ın gezinti yerlerinden biridir. Kalpazankaya’nın güneyinde Marta Koyu, Kuzeybatı tarafında Aya Yorgi Manastırı bulunmaktadır.

KINALIADA:
Kınalıada, İstanbul Adaları içinde en küçüklerinden biridir. 1500X1100 kilometre büyüklüğündedir. Kınalıada ismini, üzeri makilerle kaplı olduğu dönemlerde uzaktan kızıla çalan bir görünüme bürünmesi nedeniyle almıştır. Çınar Tepesi, Teşvikiye Tepesi ve Manastır Tepesi olmak üzere üç tepesi vardır. Kınalıada’da, çok kayalık olması nedeniyle, ağaçlık bulunmamaktadır. Bizans döneminde, surların yapımı için buradaki kayalıklardan taş getirildiği bilinmektedir.

SEDEFADASI:
Adalar’ın yerleşime açık olan en küçük adasıdır. 1300X1100 metre büyüklüğündedir. Üzerindeki bitki örtüsü uzaktan bakıldığında sedefe benzetildiği için Sedefadası adı verilmiştir. Eskiden tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı da kullanılmıştır. Adada iki plaj vardır.Sedefadası da, diğer İstanbul adaları gibi bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmıştır.

YASSIADA:
Küçük bir adadır. Eni 185, boyu 740 metredir. Biri sivri, diğeri yassı görünümlü olan iki Hayırsızada’dan yassı olanıdır. Arazisi düzdür, ancak sahilleri genellikle denize dik olarak iner. Kuzey tarafında küçük bir limanı vardır. Yassıada, 1947 yılında Deniz Kuvvetleri tarafından satın alınmış burada modern bir deniz eğitim tesisi kurulmuştur.

SİVRİADA:
İstanbul adalarının en küçüklerinden biridir. Sivriada ile Yassıada, İstanbullular tarafından “Hayırsızada” olarak da adlandırılırlar. Meskun değildir. Denizin içinden itibaren yükselen bir tepenin denizin üzerindeki uzantısıdır. Denizden yüksekliği 90 metredir. Adanın güneyinde küçük bir limanı, bir de tatlı su kuyusu vardır. Bizans döneminde sürgün adası olarak kullanıldığı bilinmektedir. Antik çağlarda, inzivaya çekilmek isteyen keşişlerin de rağbet ettiği bir yer olarak tanınmaktadır. Adada, 10. yüzyıldan beri bir manastır vardır. Bugün sadece bazı kalıntıları kalabilmiştir.

KAŞIKADASI:
Burgazadası’nın hemen doğusunda bulunan küçük bir adadır. Eski adı Pita’dır. Yüzüstü yatırılmış bir kaşığa benzediği için Türkçe’de ‘Kaşıkadası’ diye adlandırılmıştır. Kuzeyden güneye uzunluğu bir kaç yüz metredir. Adada basit bir iskele ve iki küçük ev bulunmaktadır.

TAVŞANADASI:
İstanbul Adaları’nın en güneyinde ve İstanbul’a en uzak olanıdır (İstanbul limanına mesafesi 13,5 deniz mili). Kaşıkadası’ndan biraz büyükçedir. Eni boyu 90 metredir. Ağaçsız, çıplak, kayalık bir kara parçasıdır. Üzerinde, 40 metre yüksekliğinde bir tepe bulunmaktadır. Haritalardaki resmi adı “Balıkçı Adası”dır. Tavşanı bol olduğu için Tavşanadası adı verilmiştir.

Antalya (Minicity) minyatür tarihi değerlerimiz

Antalya Kanyon Mini City Müzesi

Antalya’nın yeni gözdesi, eğlence ve kültür merkeziMinicity‘e hoş geldiniz.

Antik çağlardan günümüze binlerce yıllık Anadolu uygarlıklarının en seçkin mimari eserlerinin minyatürleri sizi bekliyor.

Minicity’deki tüm minyatürler titiz araştırmalar, rölöve ve fotoğraflama çalışmaları sonucunda yaratıldı.

Orijinallerinin 1/25 oranına küçültülen eserler, uzman maketçilerin sabırlı ve titiz çalışmaları sonucunda şekillendi.

Anadolu uygarlıkların eşsiz eserlerinin bir araya geldiğiMinicity‘de gezerken, zaman içinde de yolculuğa çıkacak, Türkiye’nin zengin tarihini yeniden keşfedeceksiniz.

[espro-slider id=11406]

Mini City Konyaaltı Beachpark girişine yakın konumdadır. Geçmişten günümüze kadar olan dönemde Anadolu medeniyetlerinin örnekleri yer almaktadır.

Orjinaline mümkün olduğunca benzer olabilmesi için bir çok araştırma ve fotoğraf çalışması yapılmış olup 86 minyatür bulunmaktadır. Hepsi uzman üreticiler ve model tasarımcıları tarafından kendi boyutunun 1 / 25 küçüklüğünde yapılmıştır.

Girişte her binanın ayrıntıları ile ilgili kitapçık alırsınız ayrıca parkta dolaşmak zaman alacağından her binanın tam geçmişi ile ilgili Türkçe, İngilizce, Almanca, Ruşça ile hazırlanmış ses sürümünü alabilirsiniz. Eğer Türk tarihi hakkında bilgi öğrenmek istiyorsanız bu tur size çok şey katacaktır.

130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus ziyareti anısına uygun olarak Antalya’lılar tarafından yapılmış Hasrian kapısı dahil olmak üzere pek çok sergi bulunmaktadır.

Şehrin merkezinde bulunan Antalya’nın simgesi haline gelmiş Yivli Minare Camisi Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından yaptırılmıştır.

Aspendos tiyatrosu mimar Zenon tarafından dizayn edilmiştir ve Aspendos Antik şehrin en önemli simgelerinden biri haline gelmiştir. Muhteşem güzellikteki tiyatro 15.000 ziyaretçi kapasitelidir ve günümüzde özel konserler için kullanılmaktadır.

Tahtalı Dağı yangını dışarı çıkartmıyor olması bazı antik kaynakların belirtmesine göre Chiemera efsanesi için Likya’nın önemli bir yer olduğunu gösteriyor.

Orijinal St.Nicholas küçük klisesi gerçek noel baba olarak bilinen St.Nicholas ölümünden sonra inşa edilmiş olup, 529 yılında deprem sonrası yıkılmıştır. Yerine bir bazilika inşa edilmiş olup hala orijinal bazı bölümler ziyaret edilebilir durumdadır.

Bölgede restoran, çocuk oyun alanı bulunması yetişkinlerin her bina hakkında detay alabileceği zamanın oluşmasını sağlamaktadır.

Mini City her gün 8:00 ile 19:00 saatleri arasında açıktır ve girişi çok uygun bir rakamdır.

Minicity Ziyaret Etmek Oldukça Ucuz!

Yalova kaplıcaları

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ün; ” Burası geleceğin su şehri olacaktır ! ” sözleri ile onurlandırdığı Termal Kaplıcaları, Yalova İl Merkezi’ne 12 Km uzaklıkta kurulu bir tesistir. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından idare edilmekte olan tesis; otel, restoran, kaplıca üniteleri ve diğer teşebbüsleri ile tek elden yönetilmektedir.

    TERMAL TESİS tanımını dilimize kazandıran kaplıcamız; dünyaca üne sahip, altın madalya sahibi tek Türk Kaplıcasıdır. Sularının kaliteli ve içilebilir olması nedeni ile, kaplıcamız tüm dünyada emsallerine fark atmıştır.

    Bünyesinde barındırdığı otel ve hamamlar ile tek bir tesis içerisinde birden çok alternatifi müşterilerine sunan Termal Kaplıcaları, çevre yerleşim birimlerine yakınlığı ve doğal yapısıyla da sizlere dolu dolu bir tatil vaat etmektedir.

İzmir manzaraları

İzmir, Türkiye’nin bir ili ve en kalabalık üçüncü şehri.[2][3] Anadolu Yarımadası’nın batısında, Ege Bölgesi’nin ortasında yer alan ve İzmir Körfezi çevresinde bulunan şehir, her yıl İzmir Enternasyonal Fuarı’nı düzenleyen önemli bir fuar merkezi ve liman kentidir. Yüz ölçümü olarak ülkenin yirmi üçüncü büyük ilidir.[4] Batısında Ege Denizi ve Ege Adaları, güneyinde Aydın, kuzeyinde Balıkesir, doğusunda ise Manisa vardır.

İzmir’in batısında denizi, plajları ve termal merkezleriyle Çeşme Yarımadası uzanır. Antik çağların en ünlü kentleri arasında yer alan Efes, Roma’nın imparatorluk devrinde dünyanın en büyük kentlerinden biriydi. Tüm İyonya kültürünün zenginliklerini bünyesinde barındıran Efes, yoğun sanatsal etkinliklerle de adını duyuruyordu. Bu maksatla da bu şehre “Güzel İzmir”, “Eski İzmir” ve “la Perle de l’Ionie” (İyonya’nın İncisi) deniyordu.

İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Sahil boyunca palmiye, hurma ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı, Mersin Limanı’ndan sonra Türkiye’nin en büyük limanıdır. Canlı ve kozmopolit bir şehir olan İzmir, uluslararası sanat festivalleri ve İzmir Enternasyonal Fuarı ile de önemli bir yer tuta

Antalya kırkgöze ve Antalya manzaraları

Eski Antalya nın en önemli su kaynaklarından biridir Kırkgöze. Adını Torosların altından bazıları adeta birer nehir gibi çıkan kırk adet su kaynağından almaktadır. Düden şelalelerinin ana kaynağını oluşturan bu sular gölet halinde birleşerek bir süre gittikten sonra bıyıklı düdeni içinde kaybolur 14 km  yerin altından gidiyor ve varsak çukurunun bir ucundan  çıkıyor. Kısa bir akıştan sonra tekrar toprak altına inerek 2 km kadar altta ilerleyip düden başında yerden bir nehir halinde fışkırıyor. Nilüfer çiçekleri ve leyleklerin mekan tuttuğu bu bölge eşsiz doğasıyla her zaman dikkat çekmiştir