admin

Adana tarihi yerleri ve güzel manzaraları

Adana, Türkiye’nin büyük bir ili ve en kalabalık altıncı şehri. 2014 itibarıyla 2.165.595 nüfusa sahiptir.[1] Şehir merkezi, Akdeniz’den 30 km içeride Seyhan Nehri’nin üzerinde bulunmaktadır. Akdeniz sahil şeridinde ise Karataş ve Yumurtalık(Ayas) ismi ile iki adet sahil ilçesi bulunmaktadır. Yine Akdeniz üzerinde bulunan Ceyhan ilçesinde ise ticari amaçlı liman bulunmaktadır

Doğudan batıya 100 kilometre boyunca uzanan Adana-Mersin Büyükşehir Bölgesi, 3,45 milyon nüfusa sahiptir. Türkiye’deki altıncı büyük metropolitan alan olup ülkenin önde gelen bir ticaret ve kültür merkezidir.

Maden zengini 4. bölge olan Adana; krom, demir, manganez, kurşun ve çinko yatakları açısından önem taşımaktadır.

Adana’nın merkezi; Mersin, Adana, Osmaniye ve Hatay illerini kapsayan coğrafi, ekonomik ve kültürel bir bölge olan Çukurova’nın merkezinde bulunur. Yaklaşık 5,62 milyon insana ev sahipliği yapan bölgenin büyük bir bölümü, tarıma oldukça elverişli, geniş ve düz bir arazidir.

Ünlülerden özlü ve değerli sözler

Drew Barrymore

“Hayat çok ilginç. En büyük acılarınız, bir gün en güçlü yanlarınız haline geliyor.” 

Oprah Winfrey

“Nasıl bir insan olduğuna inanıyorsan, ona dönüşürsün.”

Margaret Thatcher

“Bir savaşı kazanmak için birden fazla kez mücadele vermen gerekebilir.” 

Steve Jobs

“İyi işler başarmanın tek yolu, yaptığınız işi sevmekten geçer.”

Audrey Hepburn

“Hiçbir şey imkansız değildir. Sonuçta imkansızın içinde bile imkan bulunuyor.” 

Dalai Lama

“Mutluluk hazır bulabileceğimiz bir şey değildir. Davranışlarımız bizi mutluluğa götürür.”

Amelia Earhart

“En zoru harekete geçmek. Gerisi azim ve kararlılıkla geliyor.”

Dolly Parton

“Eğer yüzünden gülümseme eksik birini görürseniz, siz onlara gülümseyin.”

Jane Fonda

“Hiçbir şey için geç değildir. Ne hayatınızı değiştirmek için, ne de mutlu olmak için.”

Cate Blanchett

“Başarısız olacağınızı biliyorsanız, ihtişamlı bir şekilde olun. ”

Bruce Lee

“Yaşamı seviyorsanız, zamanınızı boşa harcamayın. Çünkü yaşamın özü, zamandır.”

Almus barajı manzaraları- Saklı kent almus

Almus Orta Karadeniz Bölgesinde Tokat iline bağlı, merkezi il merkezine 36 km mesafede bir ilçe olup, doğusunda Reşadiye ilçesi ve Sivas ili Hafik ilçesi, batısında Tokat ili, kuzeyinde Niksar ilçesi, güneyinde Sivas ili bulunmaktadır. Başlangıçta köy ve nahiye iken idari taksimatta bucak merkezi olmuş, 1 Mart 1954’te ilçe olmuştur.

Almus ilçesi ceviz büyüklüğündeki vişnesi ile ünlüdür. Yakın zamana kadar yaklaşık 30 yıllık bir geçmişi bulunan “Almus vişne festivali” yapılırdı (ilk festival dönem kaymakamı Duran Duman’nın talimatı ile başlamıştır). İlçenin sosyoekonomik yaşamında ve tanıtımında önemli bir yer tutan bu festival son birkaç yıldır yapılmamaktadır.

Almus Barajı Tokat

Almus ilçesin’inde, Yeşilırmak
üzerinde, sulama, taşkın kontrolü ve enerji üretimi amaçlı olarak1958
– 1966
yılları arasında inşa edilmiştir. Toprak gövde dolgu tipi olan barajın gövde hacmi 3.405.000 m3, akarsu yatağından yüksekliği 78,00 m’dir. Normal su kotunda göl hacmi 950,00 hm3, normal su kotunda göl alanı 31,00 km2’dir. 21.350 hektarlık bir alana sulama hizmeti vermekte, HES (hidroelektrik santralı) 27 MW’lik güç kapasitesi ile yılda 99 GWh elektrik enerjisi üretimi sağlamaktadır.

Devamını Oku »

Dünya hükümlüsü el işi göz nuru eserleri

Açık cezaevinde kendi imkanları ile mavi boncuk üzerine el işi göz nuru eserleri Ne yazık ki bu değerli eserleri  terminalde kaybetti. Bende ismini unuttuğum arkadaşımızın resmini koyarak onu bir daha anmak istedim (Orbay arkadaşımızın hatırladığı isim Yıldıray  Babuccuoglu)

Bir gül sevdim

Bir gül sevdim birde  seni
Rüyalarımda sevdim
Gözlerimle sevdim seni
Seni senleyken sevdim bakışlarımda

Sen yine aynı sen
Gözlerinde ki bakışlar
kalbimdeki o hızlı atışlar
Bir gül sevdim

Taze koparılmış dalından
Hoyratça koklanmış belli yapraklarından
Kokladıkça insanı bir hoş eden baygınlığı içinde
Rüzgarla savrulmuştu

Dikenli teller arasında  dolaşır  elden ele
Kimi zaman masa üstünde bir şamdan
Kimi zaman avuçlar arasında

Kokladıkça hüzünlenir
Kokladıkça şenlenir
Gül ismi güzel değil mi  diye sorar
Gül güzel olmaz mı  gülüm

Gülün hepsi güzeldir
Hele yeni açmışsa goncasını
Kalacak yeri yoktu artık
Koparılmıştı dalından bir kere

Geri dönüşü yoktu bu yolun
Kendini güzel hissettiği yeri konaklamak isterdi
Ama olmazdı
Bir kere koparılmıştı dalından

Rüzgar nereye savurursa ordaydı
Dümeni olmayan bir gemiydi artık
Ne kendi kökleri üzerinde
Ne bildik dallar arasında salınırdı

Ordan oraya giderdi  ama
gerisi ne olur onu da bilmezdi

İbrahim Gözel

Antalya karain Mağarası

Görselde insan kafa silüetlerini görebilirsiniz “Karain Mağarası, Türkiye’nin en büyük doğal mağaralarından biridir. Denizden yüksekliği 430-450 metredir. Antalya’nın 30 km kuzeybatısında eski Antalya-Burdur karayoluna 5–6 km uzaklıkta bulunan Yağca köyü sınırları içinde bulunur. Antalya-Burdur karayolunun 13. km’sinde Karain işaret levhasından sola dönülerek Karain Mağarası yoluna girilir. Antalya’ya uzaklığı 27 km’dir. 1946 yılından beri kazılar yapılmaktadır. Yapılan kazılardan, bölgenin günümüzden 500.000 yıl kadar önce de yerleşim merkezi olarak kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Türkiye’nin içinde insan yaşamış en büyük mağarasıdır. Buluntular mağaranın hemen yakınında bulunan Karain Müzesi’nde ve Antalya Müzesi’ndeki tarihöncesi bölümde sergilenmektedir. Karain Mağarası, Anadolu ve Yakın Doğu tarihi açısından önemli bir paleolitik merkezdir. Mağara paleolitik, neololitik, kalkolitik, eski tunç gibi protohistorik çağlarda ve klasik çağda insanlar tarafından sürekli bir biçimde iskan edilmiştir. Karain Mağarası’nda yapılan kazılarda elde edilen arkeolojik buluntular alt paleolitikten geç Roma dönemine kadar görülen yerleşim izleri ile Anadolu arkeolojik çalışmalarında önemli bir boşluğu doldurmaktadır. Klasik dönemlerdeki kullanım daha çok Adak Mağara (tapınak) niteliğinde olup, mağara alnı ve dış duvarları üzerinde Grekçe kitabe ve nişler bulunmaktadır. Yeryüzünde bilinen paleolitik mağaraların çoğu sadece bir dönemi temsil ederken Karain alt, orta ve üst olarak kesintisiz bir katmanlaşma göstermekte ve bu katmanlardan elde edilen veriler, özellikle Avrupa ve Yakın Doğu arasındaki bağlantılar ve göç yolları hakkında fikir vermesi açısından önem taşımaktadır. Karain’den ele geçirilen Anadolu’da bilinen en eski insan kalıntılarının yanı sıra mağarada ortaya çıkarılan taşınabilir sanat ürünleri Anadolu sanatının ilk örnekleridir. Mağaraya giriş paralıdır. Ayrıca, verdiği bitki ve hayvan kalıntıları ile Batı Akdeniz’in eski çevresinin ortaya konmasında önemli bir rol üstlenen Karain, çevresindeki diğer mağaralarla birlikte doğal ve kültürel özellikleri dolayısıyla karma sit olarak Dünya Miras Listesi’ne önerilmektedir. Mağaradaki kazılar hala devam etmektedir ” Alıntı: Vikipedi, özgür ansiklopedi

Büyük ada tarihi yapıları ve eşşiz manzaraları

Tarihçe

1930 yılında Karacabey mevkiindeki Rum Ortodoks mezarlığı yakınında bulunan ve Büyük İskender’in babası Makedonya kralı II. Filip’e ait altın sikkeleri ihtiva eden Büyükada Definesi, adanın tarihine ilişkin en eski bulgudur. Hepsi 207 altın sikkeden ibaret olan define şu anda İstanbul Arkeoloji Müzesi’ndedir. Diğer Prens Adaları gibi Büyükada da Bizans döneminde sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Adalar, Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi’nden bir ay önce alınmıştır.

1. Dünya Savaşı ve Cumhuriyet sonrasında Rum halkını kaybeden Büyükada’daki canlılık 1930’lara kadar büyük ölçüde kaybolmuştur. Ancak, 1940’lı yıllara doğru, Cumhuriyet dönemi devlet ileri gelenlerinin ve yüksek bürokrasinin, varlıklı kesimlerin rağbet ettiği bir sayfiye yeri olma özelliğini yeniden kazanmıştır. Büyükada, bu dönemde yeni köşklerle, özenli ve zevkli yapılarla süslenmiş, İstanbul halkının günlük gezinti yerlerinin de başında yer almıştır. Adanın Kuzey-Güney doğrultusuna dik olarak çıkan Dil Burnu’nun iki yanındaki Yörük Ali ve Nizam Plajları, Luna Park, Aşıklar, Viranbağ kır gazinoları, korulukları, biri iskeleden başlayıp adanın tüm çevresini dolaşan büyük tur, diğeri Araba Meydanı’ndan başlayıp Dil’den, Aşıklar Kır Gazinosu’ndan Lunapark’a oradan da Maden’e geçerek binildiği noktaya dönülen küçük tur olmak üzere araba turları, Luna Park meydanındaki süslü eşeklerle yapılan geziler Büyükada gezilerinin başlıca eğlenceleri haline gelmiştir.

Coğrafya

Yüzölçümü 5,4 km2’dir. Kış nüfusu 2000 yılı verilerine göre 7.320 kişidir. Evlerin çoğunun yazlık mahiyetinde olması sebebiyle yaz nüfusu kış nüfusundan çok daha fazladır. Maltepe sahiline uzaklığı 2.300 metredir. Büyükada’da biri güney, diğeri kuzeyde olmak üzere iki tepe bulunur. Güneydeki tepe, 203 metre yükseklikteki Yücetepe’dir. Kuzeydeki tepe ise 164 metre yükseklikteki Manastır Tepesi’dir.

Tarihi yapılar

Adanın en yüksek tepesinde Aya Yorgi Kilisesi ve Aya Yorgi Manastırı bulunmaktadır. Buradaki ilk yapı, M.S. 6. yüzyıl’da inşa edilmiştir. Bu mevkide, birçok kilise ve manastırın kalıntıları da vardır. Bunlardan bazıları günümüze kadar ulaşmış, bazıları yıkıntı olarak kalmıştır.

İsa Tepesi’nde ise Hristos kilise ve manastırı ile Rum Yetimhanesi bulunmaktadır. Rum Yetimhanesi’nin binası harabe olmasına rağmen halen dünyanın en büyük ahşap monoblok yapılarındandır.

Kumsal semtindeki Ayios Dimitrios kilisesi de Büyükada’nın önemli dini yapılarındandır. Adadaki çok küçük Ortodoks cemaat, büyük ayinlerini burada yapar.

Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni II. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan Batı etkisinde inşa edilmiş bulunan mekân, Ada Cami Sokağı’nda bulunmaktadır.

Büyükada’da bulunan 4 camiden mimari bakımdan en dikkat çekeni II. Abdülhamid tarafından yaptırılan Hamidiye Camii’dir. Mimari açıdan Batı etkisinde inşa edilmiş bulunan mekân, Ada Cami Sokağı’nda bulunmaktadır.

Tarihi ve doğal güzellikleriyle yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biridir. Motorlu taşıtların yasak olduğu (resmi araçlar hariç) adada ulaşım bisiklet ve faytonlarla sağlanır.

[espro-slider id=11364]

Denize girmek isteyenler için plajlar mevcuttur:
Eskibağ Plajı
Halik Koyu Plajı
Prenses Koyu Plajı
Yörükali Plajı
Nakibey Plajı
Kumsal Plajı
Aya Nikola Plajı

Lev Troçki’nin, Gürcü asıllı Sovyet lideri Stalin tarafından sürgün edildikten sonra 1929-1933 yılları arasında yaşadığı Nizam Mahallesi’ndeki ev ve ünlü yazar Reşat Nuri Güntekin’in Maden Mahallesi’ndeki evi adayı ziyaret edenlerin ilgisini çekmektedir.

Aya Yorgi manastır ve kilisesinin özel bir yeri vardır: Her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül günlerinde sayısız insanın 200 metrelik bu tepeyi tırmanıp kiliseye ulaşınca, inancı doğrultusunda dua ettiği, niyet tuttuğu ya da şifa umuduyla siyah cübbeli bir Ortodoks papazdan dua dilediği görülebilir.

Adalar Müzesi

İstanbul’un ilk çağdaş kent müzesi olan Adalar Müzesi, Adaların oluşumundan bugüne gelen hikayesini yüzlerce obje, 20 bin belge, 6 bin fotoğraf, yüzlerce belgeleme çekimi, film ve sözlü tarih kayıtlarından oluşan kuruluş koleksiyonu ile ziyaretçilerine sunmaktadır. Müze özellikle Adaların kentsel tarihine odaklanan Osmanlıca belge arşivine sahiptir. Adalar Müzesi’nin misyonu, Adalar’ın tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin tanınmasını sağlamaktır. Aya Nikola Mevkii’nde eski helikopter hangar alanı dönüştürülerek tasarlanmıştır.

Ulaşım

Büyükada’ya İstanbul Şehir Hatları, İstanbul Deniz Otobüsleri, Mavi Marmara, Prens Tur, Dentur, Turyol firmaları düzenli olarak sefer düzenlemektedir. Bostancı’dan kalkan motorlar yaklaşık 25 dakikada adaya varırken, Kabataş’tan kalkan vapurlar 1 saat 20 dakika, Kabataş’tan kalkan deniz otobüsleri yaklaşık 50 dakika, Kartal’dan kalkan motorlar ise yaklaşık 30 dakikada adaya varmaktadır. Büyükada’ya sefer yapan firmalar genelde yaz ve kış olarak 2 tarife kullanmaktadır. Bu seferlerin sıklığı da hafta içi ve hafta sonu günlerde değişmektedir. İlgili seferler tarifeler kullanılarak takip edilebilmektedir.

Alıntı: V