admin

Şia (İran) ve Sünni (suud) savaşları ve yeni dünyanın öcüsü İşid

Zengin Arap şeyhleri ile Amerika-batı dünyasındaki ortaklık Ortadoğu petrolleri üzerindeki hakimiyet savaşı yine kan, yine gözyaşı akıtıyor. ABD nin Kaya gazı ve petrole ihtiyacının azalması ile pazar kaybına uğrayan  Suudiler  petrol arzını artırma yoluna giderek pazardaki payını büyütmeye çalıştı . Özellikle Amerika ve batının İran ile flört ederken petrol piyasasına gireceğini bilen Suudiler piyasaya tam hakim olmak için üretimi artırması ile petrol fiyatları düştü..

Amerika, İran arasındaki uzun süren müzakerelerden sonra: İran’a uygulanan ambargonun kalkması ile İran petroldeki gelirini artırmak için üretimi artırma amacındayken kendi mahzenlerindeki 3 bin km menzilli füzeleri gösteriyordu. Bu arada Suudi Arabistan İran ile aralarındaki büyük çatışmadan sonra Suudiler kendi muhalif olan Şia dini lideri muhalefet yapıyor diye  idamı sonrasında,  İran büyük tepki gösterdi. İran halkı ayaklandı ve Suudi’lerin konsolosluklarını yakarak cevap verdi. İslam dünyası ülkeleri mezhepler savaşına geri dönerek hemen ikiye bölündü. İran’ı karşısına alan S Arabistan’a bağlı devletler renklerini belli etmeye başladı. Böylece batının gemlemeye çalıştığı İran’ı İslam birliğinin dışında tutmaya ve İran’a karşı bu  ülkeleri arasında Suudi İran karşıtı cephe oluşturdu.

Böylece İran’a ambargoyu  serbest bırakan Amerika  Müslüman ülkeleri (dinsel mezhepler) bloklara ayırarak birbirlerine düşman etmek için  iki ayrı gücü mezhep çatışmalarıyla karşı karşıya getiriyor. Arap baharındaki ayaklanan Mısır Fas Tunus Libya halkları kendi muhalefetine müsamaha etmeyen güçlü liderleri kağıttan kuleler gibi yıkıldı. Ekonomik olarak hiç bir sorun yaşamadan Batının kışkırtmasıyla  cılız muhalefetlere her türü desteği vermesi ile interneti ve insanlar arasında yeni iletişim araçlarını kullanarak bu ülkeler bir anda ortaya çıkan  halk yürüyüşlerine  batınının verdiği desteklerle bu diktatör ailelerin ve liderlerin elinden alınarak yeni iktidar yürüyüşü yapan güdük ve cılız demokrat bile olamayan hareketlere verildi. Mısır’da muhalif olan demokrat bile olamayan Müslüman kardeşler  gibi klikler hemen her yerde iktidara geldiler.

Mısır da  ilkel şeriat kararları alınarak toplumun azınlıklarına kendisinin dışında kim varsa eski iktidardakiler gibi iktidara gelenler zulüm yapmaya başladı. Mısır’da Müslüman kardeşler başka gruplar tarafından çok da zor olmayan bir şekilde iktidardan uzaklaştırıldı.  Bu arada Suudi’lerin içindeki %15 Şii halkının lideri Vahhabi’leri karşı muhalefet yapmaya başladı. Bu arada Yemen de Şii nüfusun çoğunlukta olmasına rağmen Arap baharı ile ayaklanan halkı Suudi Arabistan’ın tankları ile o ülkeye girerek bastırdılar

Torosların zirvesinde karboğazından karbeyaz manzaralar

Karboğazı Tarsus’a bağlı Gülek belediyesi sınırları içindedir.

Gülek Karboğazı, Adana, Mersin ve Niğde’ye 1 saat mesafededir.

Tarsus’tan araçla 30 dk da ulaşılabilmektedir. Mesire alanı Gülek Belediyesince ziyaretçilere en iyi şekilde hizmet vermek amacıyla hazırlanmıştır.

Bolkar Dağları’nın güney yamaçları üzerindeki Karboğazı Kayak Merkezi, 3585 metrelik zirvesi, 2000 ila 3000 metre rakımları arasında bulunan 10 km’lik doğal kayak pisti, kasımdan nisana kadar kaliteli kar tutma özelliğiyle kayakçıların ve piknikçilerin ilgisini çekiyor. Yıl boyunca burada kar var ama kış sporları için uygun kar 6 ay boyunca kalıyor.

Tarsus Gülek’e 20 km uzaklıktaki Karboğazı’nda, Uluslararası Kayak Federasyonu’nun (FIS) Alp disiplini kayak yarışmalarında istediği özelliklerin tamamına sahip olmasına rağmen tesis bulunmuyor. Yine de belediyenin özellikle hafta sonları kapanmaması için kontrol altında tuttuğu yol sayesinde kayak, snowboard ve kızak meraklıları buraya akın ediyor. Çoluk çocuk karda piknik keyfi için bu bölgeyi tercih edenlerin sayısı da az değil. Arabanızla 2000 metreye kadar çıkıp, park ettikten sonra aşağıya kayabiliyorsunuz. En yakın konaklama 40 km mesafede.

MERSİN’in Tarsus İlçesi’ne bağlı Gülek Beldesi’nin Karboğazı Yaylası, Bakanlar Kurulu kararıyla ‘Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ ilan edildi.

Bolkar Dağları’nın güney yamaçları üzerinde 700 hektarlık alanda yer alan ve Mersin’e 120 kilometre uzaklıkta bulunan Gülek- Karboğazı’nın turizme kazındırma çalışmaları sonuçlandı. Bir süre önce Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu kararıyla, ‘Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi’ ilan edilen Gülek- Karboğazı, bölgenin turizm açısından hareketlenmesine ve gelişmesine katkı sağlayacak.

“Karboğazı Turizm Merkezi, bölgemizin ekonomik ve sosyal gelişimine önemli katkı sunacaktır. Adana Havaalanı’na yakınlığı da ulaşım açısından büyük avantaj sağlamaktadır. Bölgeye gelecek yerli ve yabancı turistler, diğer turizm faaliyetlerinden başka, aynı zamanda sadece 1.5 saat sonra denizden bin 900 metre yükseklikteki Karboğazı’na çıkıp kayak yapabilme imkanına sahip olacaklar. Kayak Merkezi, konumu itibariyle Mersin, Adana, Niğde, Kahramanmaraş’ı kapsayan çok geniş bir alana hitap eder. Merkezi çevreleyen 250 kilometrekare alanda 8 milyondan fazla nüfus bulunmaktadır. Devlet Karayolları vasıtasıyla bölgeye kolay ulaşım, günübirlik ziyaretçiler için ayrı bir avantaj sağlamaktadır.”

Çam, ardıç, sedir ve köknar ağaçlarıyla kaplı orman yapısı ile 3 bin metre rakıma sahip bölgede, her yıl mayıs ayının sonuna kadar kar bulunur.

Torosların zirvesinden kış manzaraları

Toros Dağları

Yükseklik   4.000    Çıkıntı 1.000    Konum  Rodos Adası – Suriye sınırı
Sıradağ  4    Koordinatlar   72   Jeoloji    Tür   7
Jeolojik yaş   1052     Son patlama    1000
Tırmanış
İlk çıkış   1750    Oksijensiz ilk çıkış   1373
 Toros Dağları Alpin kuşağın bir parçasıdır
Toroslar üzerinde deniztarağı fosili. Torosların bir zamanlar deniz tabanı olduğuna delildir.
Toros Dağları ya da kısaca Toroslar, Türkiye’nin Akdeniz kıyılarına paralel olarak, Teke Yarımadası’ndan Suriye’ye, hatta iç kesimlere de uzayarak Irak sınırına varan, içinde birçok sıradağı da barındıran bir dağ zinciridir. Bu zincirin en yüksek noktası 3767 metrelik Kızılkaya zirvesidir.
Oluşumu
Toroslar Kuzey Anadolu Dağları gibi 3. jeolojik zamanda Alpin Orojenezi ile oluşmuştur. II. jeolojik zaman boyunca Tetis Okyanusu’nun tabanında bulunan arazi tortul maddelerle dolmuştur. Tetis Okyanusu’nun tabanı karadan dış kuvvetlerin (akarsu, rüzgar, buzul, dalga ve deniz akıntıları) taşıdığı malzeme birikmeye başlamıştır.Deniz tabanında biriken taşınmış malzeme üstten gelen basınçla tortul taşlara dönüşmüştür. Afrika Levhası ve Arap Levhasının kuzeye doğru hareketi bu alana basınç uygulamıştır. Yan basınca uğrayan tabakalar sert ise kırılır(kırık dağları oluşur, Horst-Graben), daha yumuşak ise kıvrılır. Yumuşak olan bu Tortul tabakaların kıvrılarak yükselmesiyle alanda Alpin kuşağın bir parçası olan Toros Dağları oluşmuştur. Kıta hareketleri ile kuzeye hareket eden Afrika ve Arap levhaları Tetis Okyanusu’nun tabanının yok olarak Toros Dağlarının oluşumuna sebep olmuştur. Arap levhası daha hızlı hareket ettiğinden Güneydoğu Toroslar daha dış bükey hale gelmiştir[1].
Toros dağlarının Bölümleri[değiştir
Toroslar 3 kısımda incelenir. Bölümleri ve zincirdeki sıradağlar batıdan doğuya şöyledir;
Batı Toroslar Akdağlar, Bey Dağları, Katrancık Dağı, Geyik Dağları
Orta Toroslar Akçalı Dağları, Bolkar Dağları, Aladağlar, Tahtalı Dağları
Güneydoğu Toroslar Nurhak Dağları, Malatya Dağları, Maden Dağları, Genç Dağları, Bitlis Dağları
Batı Toroslar
Batı Toroslar veya Antalya Toros Dağları, Teke Yarımadasından başlayarak Antalya Körfezi’nin çevresinde bir yay çizer. Doğuda Taşeli Platosu ve Göksu Nehri ile Orta Toroslardan ayrılmaktadır.
Termessos antik kenti Batı Toroslarda, dağlık bir alana kurulmuştur.
Orta Toroslar, kabaca Mersin, Antalya sınırından başlayarak kuzeydoğu yönünde Binboğa Dağlarına kadar devam ede
Vikipedi, özgür ansiklopedi

Zengin sosyalistler ülkesi

“Eşitsizliği gidermek için kapitalizmin ortadan kalkması gerek.”

Ali Koç

“Kapitalizm insanlık için istenilen sonucu vermedi. Vermiyor.”

Bülent Eczacıbaşı

“Kapitalizm bizi iklim değişikliğinden kurtaramaz, çare sosyalist politikalarda.”

Bill Gates

“Kimse emeksiz yaşayamaz, başkasının emeğiyle yaşayanlar hariç.”

King Camp Gillette

King Gillette bir 19. ve 20. yüzyıl Amerikan sanayicisi. Döneminin önde gelen sanayicilerinden ve adından da tahmin edilebileceği gibi kullan-at tıraş bıçağının mucidi. Ama kendisi aynı zamanda yukarıdaki gibi sözler sarf etmiş, döneminde kendi çalışanı emekçi sınıfın en iyi koşullarda geçineni olmuş, kafasındaki ütopyacı toplum tasarısını anlatmak üzere kitaplar yazmış bir sosyalist.

Ali Koç Gezi Direnişinde Divan Otel’in kapılarını açınca dudak bükenlerden biri de bendim. Çünkü haklı olarak Türk sermayesinin bugüne dek bütün yatırımını sağa yaptığını, hep sağı semirttiğini hatırlamıştım. Doksan yıllık sağı besleme sürecinin sonunda yarattığınız AKP canavarını görüp dehşete düştünüz ve iki kıpırdandınız diye bizden kucak mı bekliyorsunuz diye düşünmüştüm. Hâlâ da ikircikli duruşumuzu korumaya inanıyorum. Ama bir şey, daha doğrusu iki küçük detay da kafama takılıyor. Friedrich Engels’in zengin bir fabrikatör oğlu olması ve lise felsefe derslerinde hocalarımızın bize anlattığı ufak bir prensip: “Felsefe için üretim fazlası gereklidir.” Tamam, biraz buyurgan ve pratikte yanlışlanabilir görünebilir, eğitimsiz ve yoksul bilge yok mudur diye sorulabilir. Vardır elbette. Ama topraktan öğrenip kitapsız bilmek de her zaman yeterli olmaz. Felsefe tarihinin ilk önemli düşünürlerinden Miletli Thales’in matematik ve doğa bilimlerindeki donanımını kullanarak tarım yatırımları yaptığını ve böylece büyük bir servet kazandığını unutmayalım.

Onun için de son dönemde dünya ve Türkiye sermayedarının peş peşe yaptığı sosyalizme tekrar göz atma çağrılarına, “Atma Ali, atma Bülent, din kardeşiyiz.” demeden önce iki kere düşünmek gerektiğine inanıyorum. Bu insanlar da kör değil, kapitalizmin üst üste yaşadığı krizleri onlar da görmüyor değil. Evet, sosyalist ve Marksistler olarak bize bir sermayedar ne beyanda bulunursa bulunsun ihtiyatlı yaklaşmak düşer ve devrimci tepkiselliğimizi sosyalizme dönemsel göz kırpmalar gibisinden kapitalist beyan ve akımlarına endeksleyemeyiz. Bir kere çekmediği çile kalmamış ülke solu olarak tuzaklara ve çakallara karşı uyanık olduğumuz için hiç suçlanamayız. Ama bir gün bizim bir King Gillette’imiz, bir sosyalist sermayedarımız olacaksa, ki bu en azından kısa vadede bir mihenk olabilirdi, bunun yeşil sermayeden çıkmasını beklemek de saflık olur. Kapitalizmi kendi silahıyla vuracak, solun başı bozuk akıncısı olabilecek böyle bir zümrenin sanat takipçiliği, sanat destekçiliği, sponsorluk, akademik finansman geleneği olan, gerçek şehirli burjuva sermayedarından çıkma ihtimali, yeşil sermayeden çıkma ihtimalinden çok yüksek.

Ne ütopyacı bir yazı oldu bu böyle! Neyse, King Gillette de ütopyacı bir sosyalistti.

 

Etiketler:507, ali koç, bülent eczacıbaşı, engels, gezi, ilyas salman, kapitalizm, marksizm, sermaye, sosyalizm

İlyas Salman

http://www.turksolu.com.tr/zengin-sosyalistler-ulkesi/

Hasta olmak istemiyorsan duygularını kendine yaşat

Duygularını anlat.

* Saklanan veya baskılanan heyecan ve duygular; gastrit, ülser, bel fıtığı, bel ağrıları gibi hastalıklara yol açar.
* Zamanla, duyguların bastırılması kansere dönüşür.
Öyleyse, sırlarımızı, hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız!
* Diyalog, konuşma, kelime çok güçlü birer ilaç ve mükemmel birer terapidir!

Karar Vermelisin..

* Kararsız kişi güvensiz, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunları, endişeleri ve çatışmaları çoğaltır.
* İnsanlık tarihi kararlardan oluşur.
* Karar vermek, diğerlerinin kazanması için vazgeçmeyi ve avantajları kaybetmeyi kesinlikle bilmektir.
* Kararsız kişiler mide rahatsızlığı, sinir hastalıkları ve cilt sorunlarının kurbanıdırlar.

Olduğundan Farklı Yaşama.

* Gerçeği saklayan, rol yapan, her zaman mutlu olduğu görüntüsü veren, mükemmel görünmek isteyen kişi tonlarca ağırlığı biriktirmektedir. Ayağı kilden olan bronz bir heykeldir.
* Aldatıcı görünerek yaşamak kadar sağlık için kötü bir şey yoktur.Kaderleri ilaç, hastane ve acıdır.

Kabullen.

* Reddedicilik ve kendine saygı eksikliği, kendimizi kendimize yabancılaştırır.
* Kendimizle barışık olmak sağlıklı yaşamın anahtarıdır. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar.
* Eleştirileri kabullen. Bu bilgelik, akıllılık ve terapidir.

Çözümler Bul.

* Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Üzülmeyi, dedikoduyu ve kötümserliği tercih ederler.
* Karanlığı kovmak için kibrit yakmalı. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir.
* Biz ne düşünüyorsak oyuz.
* Olumsuz düşünce, hastalığa dönüşen negatif enerji üretir.

Güven.

* Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açık değildir, derin ve sağlam ilişkiler geliştiremez, gerçek arkadaşlıkları nasıl kurabileceğini bilemez. Güven olmadan, bir ilişki de olamaz. Güvensizlik sendeki inancın azlığıdır.

Hayatı Üzgün Yaşama.

* Mizah. Kahkaha. Huzur. Mutluluk. Bunlar sağlığa güç verir ve daha uzun bir yaşam getirir.
* Mutlu kişi yaşadığı çevresini geliştirir. “İyi mizah bizi doktorun elinden korur”.
* Mutluluk sağlık ve terapidir.

Dr. Dráuzio Varella (Brezilyalı bir doktor)

Rus uçağının düşürülmesi ile Türk dış politikası yalnızlaşması ve batıya doğru yaklaşması

2001 Türkiye’nin ekonomik krizinden sonra New İslam modelini uygulamaya başlayan Türkiye İslamiyet’in Şii karşıtı özellikle Hanefi mezhebinin ağırlıkta olduğu İktidar kliği hükümet etmeye başladı. İmparatorluktan cumhuriyete geçiş esnasında Türkiye’nin kuruluş Teokratik yönetim biçimini Osmanlının yıkılış nedeni olarak gördü. Bu nedenlerle Teokratik düzenden kopuş yaratmak için Cumhuriyetin ağırlık olarak laik temeller üzerine kuruldu. Cumhuriyetin yeniden restorasyonu mücadelesi veren -New İslam-modeli (yedekli BOP projesi) teokratik klik cumhuriyetin laiklik prangalarından kurtulma mücadelesi içinde önce basınla sonra Üniversiteleri ele geçirme mücadelesi içinde her kulvarda savaş verdi. Sonrasında askerlere emperyal Gülen cemaati ile girilen ortaklıkta özellikle Amerika ve Avrupa’yı da arkasında alarak büyük bir kumpasla (Ergenekon ordusu diyerek) bütünsel bir temizliğe (restorasyona) girildi. Tüm bunlar yapılırken Cumhuriyetle mücadele içindeki cemaatlerin 12 eylül sonrası sağ milliyetçi sol demokrat kadrolar darbeler içinde idam v e ömür boyu hapis ile kıyım yapılırken 12 eylülün darbesinin dokunmadığı hiçbir kadrosunu kıyıma uğramadığı ayakta kalan teokratik gruplar yargı alanındaki kadro yetiştirme birikimlerinden faydalanarak belediyecilik kadrosunda yetişmiş elemanlarla 2001 ekonomik krizinden sonra hükümet etmeye başlayarak süreç içinde; yargı aracılığı ile asker üzerinde darbe yapıldı.

Denizcilikte tüm muvazzaf ve diğer emekli generaller bile darbeci ve darbeye teşebbüs suçlaması ile askerlerin yürütme ve yasama ve basın üzerindeki Cumhuriyetin kurulmasın öncü rolü ile toplumdaki askerin yüksek algısı ile laik kadrolar ve askerin üstünlük imajı kırıldı. Ve siyaset yapma siyasiler üzerindeki hakim imajı yıkıldı. Tüm bunlardan sonra emperyal Gülen cemaati taşeron olarak kullandıktan sonra ve  askerin üstünlük imajı yıkıldıktan sonra cemaate ihtiyaç kalmamıştı. Dünya üzerinde Amerika’nın yeşil kuşak projesine uygun cemaat okulları ile dünya üzerinde belli bir imaja sahip olan cemaat Türkiye’de ki yeni İslam anlayışlı iktidarla ortaklığın zayıflayacağı ve buna tedbir amacı ile aynı zaman miti takibe alarak bilgi toplaması yine başbakanlıklardaki kamera kayıtları ve yine siyasi liderlere kurulan kamera ile şantaj yapılmasıtüm bunlar amerikada yetişmiş kadroların icraatlarıydı.

Zelve hayaller vadisi peri bacaları manzaraları

Zelve Vadisi, Kapadokya

Zelve Kapadokya bölgesinin en eski ve en uzun süre kullanılmış yerleşim yeridir.

Bölge hıristiyanlık döneminin sonra ermesinden sonra da 1950’li yıllara kadar köy olarak kullanılmış. O yıllarda kaya evler içinde yaşayan insanlar daha sonra vadiye 2 km uzaklıkta kurulan Zelve Köyü’ne taşınmışlar.  Zelve yolu Avanos-Göreme yolu üzerinden ayrılır ve Paşabağı Vadisi’ne yaklaşık 1 km. kadar uzaklıktadır.

Zelve Ören yeri toplamda 3 vadiden oluşuyor,  1. vadi uzunluğu 250m, ikinci vadi uzunmluğu 800m ve son olarak üçüncü vadidin uzunluğu ise 2 km. Bu bilgiyi ilk gördüğümde 3. vadiyi gezemeyeceğimizi düşünmüştüm ama başlayınca tamamını görmeden çıkamıyorsunuz buradan. Rahat kıyafetler ve ayakkabılar giymeyi unutmayın çünkü biraz tırmanmak ve değişik yerler keşfetmek isteyeceksiniz.

Peri Bacaları
Kapadokya bölgesinin jeolojik oluşumu Erciyes, Hasan, Melendiz ve Göllüdağı ile daha birçok küçük volkanik dağların, patlamaları ile başlamıştır. Bölgeye yayılan lavlar, göller, akarsular üzerinde 100-150 metreyi bulan değişik sertlikte tüf tabakasından oluşan yüksek bir plato meydana getirmişlerdir. Zamanla erozyonun etkisiyle inanılmaz derecede aşınması sonucu bugünkü vadiler ortaya çıkmış, peri bacası adı verilen üzerinde daha sert ve geniş bir kaya tabakasının bulunduğu konik ve mantar şekilleri oluşmuştur. Dünyanın birkaç bölgesinde de görülen Peri Bacaları, hiçbir yerde Kapadokya’da olduğu kadar yoğun bir şekilde bulunmamaktadır bu yüzden dünyanın 7 harikasıdan biri olarak bilinir.

Vadi yamaçlarından inen sel sularının ve rüzgârın, tüflerden oluşan yapıyı aşındırmasıyla ‘Peribacası’ adı verilen ilginç oluşumlar ortaya çıkmıştır. Sel sularının dik yamaçlarda kendine yol bulması, sert kayaların çatlamasına ve kopmasına neden olmuş, alt kısımlarda bulunan ve daha kolay aşınan malzemelerin derin bir şekilde oyulması ile yamaç gerilemiş, böylece üst kısımlarda yer alan şapka ile aşınmadan korunan konik biçimli gövdeler ortaya çıkmıştır. Daha çok Nevşehir-Avanos-Ürgüp civarında bulunan şapkalı peribacaları konik gövdeli olup, tepe kısımlarında bir kaya bloğu bulunmaktadır. Gövde tüf, tüffit ve volkan külünden oluşmuş kayaçtan; şapka kısmı ise lahar ve ignimbirit gibi sert kayaçlardan oluşmaktadır. Yani şapkayı oluşturan kaya türü, gövdeyi oluşturan kaya topluluğuna oranla daha dayanıklıdır.
Bu peribacasının oluşumu için ilk koşuldur. Şapkadaki kayanın direncine bağlı olarak, peribacaları uzun veya kısa ömürlü olmaktadır. Kapadokya Bölgesi’nde erozyonun oluşturduğu peribacası tipleri; şapkalı, konili, mantar biçimli, sütunlu ve sivri kayalardır. Peribacaları en yoğun şekilde Avanos, Ürgüp, Uçhisar üçgeni arasında kalan vadilerde, Ürgüp Şahinefendi arasındaki bölgede Nevşehir Çat kasabası civarında, Kayseri Soğanlı vadisinde ve Aksaray Selime köyü civarında bulunmaktadır.

Peribacalarının dışında vadi yamaçlarında yağmur sularının oluşturduğu ilginç kıvrımlar bölgeye ayrı bir özellik katmaktadır. Bazı yamaçlarda görülen renk armonisi lav tabakalarının ısı farkından dolayıdır. Bu oluşumlar Uçhisar, Çavuşin, Güllüdere, Göreme, Meskendir, Ortahisar Kızılçukur ve Pancarlı vadilerinde gözlenir. Tabiatın bu cömertliğinden yararlanan insanoğlu ise, oyulmaya çok elverişli olan bu kalın kaya kütlesini oyarak, günün şartlarına göre evler, manastırlar, kiliseler ve yeraltı sığınakları yapmışlardır. Kapadokya’nın jeolojik yapısının verdiği bu avantajla manastır ve kilise sayısı binlerle ifade edilen sayıya ulaşmıştır.