admin

Bolu gölcük gölü ; gizli cennet

Her mevsim ayrı güzelliğe bürünen Aladağlar eteğindeki göllerden biri de Gölcük.
Göknar cinsi çam ormanının ortasında yüzük taşı gibi parıldayan göl, her mevsim bir başka güzel…

GÖLCÜK ORMAN İÇİ DİNLENME YERİ

Yeri: Bolu’nun 13 km. güneyinde ormanlar arasında suni olarak yapılmış küçük ve şirin bir set gölüdür.

Ulaşım: Göle ulaşım şehir merkezinden kalkan Seben ve Kıbrıscık ilçe minibüsleri ile sağlanabilir. Yaz aylarında ise Kaplıca Birlik tarafından seferler düzenlenmektedir.
Özellikleri: Yükseltisi 1206 m. olan gölün alanı 4,5 hektar, çevresi 1.300 metredir.

Etrafı sarıçam ve göknar ağaçları ile kaplı gölün her mevsim görüntüsü muhteşemdir. Doğanın olağan üstü güzelliğiyle kaplı olan gölün hemen kenarında Orman Bakanlığı’nın misafirhanesi olan şirin bir ev bulunmaktadır. Gölün etrafında bu tesisten başka kır gazinosu adıyla bir restaurant vardır. Göl ve etrafı “Orman İçi Dinlenme Yeri” olarak Milli Parklarca koruma altındadır. Çok şirin ve küçük olan bu göl çevresine araçla girilmemektedir. Gölde yılın belirli zamanlarında ücret karşılığı sportif olta balıkçılığı yapılabilmektedir.

Yılın her mevsiminde bölge halkı ve yurdun her yerinden günübirlik gezmek, görmek, dinlenmek ve piknik yapmak amacıyla bir çok ziyaretçi gelmektedir.

Göl çevresinde konaklama imkanı bulunmamaktadır. Ancak yakınlığı nedeniyle Bolu ve Karacasu’daki konaklama tesislerinde kalınabilinir.

Günübirlik veya hafta sonu şehir atmosferinden çarçabuk kurtulmak, bölgesel yemeklerle damak zevkini yaşamak, tertemiz havada yürüyüş yapıp, görsel güzellikleri doyasıya seyretmek isteyenler Bolu Gölcük‘e mutlaka uğramalı.

Yaz aylarında yemyeşil çimenlerin arasında yürüyüş yapmanın zevkini en iyi çıkarabileceğiniz Gölcük‘te, kışın bembeyaz karlar altında pastoral güzellikler sizi bekliyor. Gölcük, günübirlik piknikçilerin yanında, şifalı suya sahip termal kaplıcaları ve turistik dinlenme tesisleriyle de ilgi çekiyor.

Bolu ABANT GÖLÜ doğa harikası, eşsiz manzaraları

Temel Özellikler[değiştir
Abant Gölü, Batı Karadeniz bölümü dağlarının ikici sırasını oluşturan, Abant ve Keremali dağları üzerinde yer alır. Abant Deresinin, vadisinde oluşan bir heyelan gölü oluşturmuştur. Göl çevresinde 1400-1700 metrelere varan tepeler yer alır. Gölden çıkan fazla sular Abant Deresi ile Bolu Çayına dökülür. Göl birkaç kaynak suyu, iki-üç kısmen devamlı olan akarsu ve özellikle de kar ve yağmur suları ile beslenmektedir. Göl ve çevredeki 1196 hektarlık alan Tabiat Parkı olarak işletilmektedir. Göl derinliklerinin görülebileceği kadar durudur.

Doğal Yaşam
Çevrede şu hayvanlar yaşamaktadır: Yabandomuzu, tavşan, karaca, ayı, tilki, yaban ördeği, keklik ve yaban güvercini. Gölden çıkan ve Abant Alabalığı olarak bilinen endemik balık, literatüre Salmo trutta abanticus olarak girmiştir.

Göl çevresinde yayla olarak kullanılan açık alanlarda olsa da, gür ormanlarda yer alır. Köknar, çam, meşe, kayın, gürgen, kestane, yabani meyve ağaçları zengin bir bitki örtüsü oluşturur. Göl kıyılarda sarı ve beyaz nilüferler su yüzeyini kaplarlar.

Devamını Oku »

Antalya Perge Fotoğrafları

Antalya şehir merkezinin 17 km. doğusundaki, Aksu sınırları içinde yer alan Perge, sadece bölgenin değil, tüm Anadolu’nun en düzenli Roma dönemi kentlerinden biridir. Mimarisi yanında mermer heykeltıraşlığıyla da ünlüdür. 1946 yılından beri İstanbul Üniversitesince yürütülen kazılar sonucu şehir merkezinin önemli anıtsal yapıları gün ışığına çıkarılmış, ele geçen heykel buluntuları sayesinde Antalya Müzesi dünyanın en zengin Roma Dönemi heykel müzelerinden birisi olma özelliğini kazanmıştır.
Perge’nin kuruluş hikayesini tarihçiler Troia savaşlarının sonrası gibi gösterirler (i.Ö.1275). 1986 yılında bulunan bir Hitit tabletinde Perge’nin adının geçmesi buranın Troia savaşından önce kurulduğunu göstermektedir. Filolojik bilgiler de kentin İ.Ö. 3. binden beri iskan edildiğini gösterirken, bulunan bazı keramik, taş alet ve gömüler iskan tarihini şimdiye kadar bilinenden çok önceye, Erken Tunç Çağma kadar indirmektedir. Şehirde ilk yerleşim kuzeyde tepe düzlüğünde gerçekleşmiştir. Zamanla şehir tepenin güneyindeki düzlükte gelişip genişlemiştir. Bergama’da başlayıp Side’de sona eren antik yolun üzerinde yer alan Perge, coğrafi önemi ve gelişimini özellikle Aksu (Kestros) nehrine borçludur. Bugün ulaşıma uygun olmayan nehir, eski çağda toprağı verimli kılmasından başka, şehirde ulaşımı sağlaması bakımından da çok önemli bir rol oynamıştır. Havari Paulos ve arkadaşlarının Kıbrıs’taki Paphos limanından yelken açıp Perge’ye ulaştıkları bilinmektedir. Bunun da ancak Kestros aracılığıyla olabileceğinden şüphe yoktur. Şehrin nehirle olan bu bütünleşmesi sikkeler, kabartmalar ve akropolisin güney eteğinde bulunan anıtsal nymphaeumdaki nehir tanrısı (kestros) heykelinden de anlaşılmaktadır.
Şehrin tarihe geçmiş şahsiyetleri arasında, astronomi, geometri ve matematikte ünlü “Pergeli Apollonius” ön sırayı alır. Diğer ünlü Pergeli İ.S. 2.y.y.da yaşamış filozof Varus’tur. Perge’de birçok tanrı ve tanrıçanın tapım görmesine rağmen bunların içinde Artemis’in özel bir yeri ve önemi bulunmaktadır. Kökü çok eski devirlere dayanan ve önceleri yerli dilde VVanessa-Preiia (Perge Kraliçesi) olarak geçen Artemis şehrin baş tanrıçasıydı. Şehirde Artemis Pergaia olarak anılan tanrıçanın kültü komşu şehir ve hatta deniz aşırı ülkelere yayılıp tapım görmüştür. Birçok antik yazarın sözünü ettiği büyüklük, güzellik ve inşa bakımından harika olan Artemis tapınağı, şehrin dışında yüksekçe bir tepe üzerinde bulunmaktaydı ki, yeri bugüne değin hala bulunamamıştır. Yapılan kazı ve araştırmalar Perge’nin genel olarak üç parlak dönemden geçtiğini göstermektedir. Birinci dönem İ.Ö. 3. ve 2. y.y. lardaki Helenistik devre ait bulunmakta, bu devir kısmen ayakta kalan muhteşem sur ve kulelerle temsil edilmektedir. İkinci dönem, Roma İmparatorluk devrine (İ.S. 2.-3.y.y.) rastlamakta, bunu da bugün birçoğu ayakta duran anıtsal yapılar (tiyatro, stadyum, hamamlar, anıtsal çeşmeler ve agora) açığa vurmaktadır. Son refah dönemi ise Hıristiyanlık dönemi yani İ.S. 5. ve 6.y.y. lara rastlamaktadır ki, bu dönem şehir kilise teşkilatı içinde bir metropolitlik merkezi olmuş ve birçok kilise inşa edilmiştir.
İ.Ö. 333’de Büyük İskender’in bölgeyi zaptı sırasında Pergelilerin hiç direnme göstermeden İskender kuvvetlerini konuk etmeleri şehri koruyan surların olmamasına bağlanır.

Bugün şehrin en anıtsal yapıları olan ve şehri sembolü haline gelmiş iki yuvarlak planlı kule ve sur duvarları İskender’in zaptından sonra yapılmışlardır. Günümüzde gezilebilen kalıntılar çoğunlukla Roma dönemine aittir. Perge şehir planının ana hatlarını biri kuzey- güney, diğeri doğu-batı doğrultusunda iki ana cadde oluşturur. Şehrin belkemiği olan sütunlu cadde Helenistik kapıdan başlayıp akropolisin eteğindeki anıtsal nymphaeumda (çeşme) son bulur. Yaklaşık 300 metre uzunluğundaki caddenin ortasında iki metre genişliğinde bölmeli bir su kanalı, her iki yanında ise mozaikli portikolar ve dükkanlar yer alır. Kuzeydeki nymphaeumdan beslenen kanal sıcak yaz günlerinde caddenin ve dükkanların hayat kaynağı olmalıydı. Caddelerin kesiştiği şehir merkezinde ise Apollonius Demetrius takı bulunur. Günümüz yerleşiminde şehre giden yol üzerinde ilk karşılaşılan yapı, Yunan-Roma tipinde inşa edilmiş anıtsal tiyatro binasıdır. Yaklaşık 12 bin kişi kapasitesindeki İ.S. 2.y.y.a tarihlenen yapı sahne binasının zengin mermer dekorasyonu ile ünlüdür. Prof. Dr. Jale İNAN ve ekibi tarafından 1985-1993 yılları arasında kazılmış olan tiyatronun heykel buluntuları Antalya Müzesinin “Perge Tiyatrosu Salonunda” sergilenmektedir. Tiyatronun kuzeyinde Anadolu’nun en iyi koruna gelmiş stadyumlarından biri yer alır. Agora, değişik planlı mekanlarıyla şehrin diğer bir sosya merkezi hamamlar ve palaestra görülebilecek diğer yapılardır. Gerek mimari, gerekse heykel buluntularının mükemmelliği Perge’nin heykeltıraşlık konusunda kendine özgü çizgilere sahip ekol kent olduğunu vurgular.

http://www.antalyamuzesi.gov.tr/tr/perge-orenyeri

Antik Aspendos tiyatrosu

Aspendos veya Belkıs Antalya ili Serik ilçesinde bulunan Belkıs köyünde yer alan amfi tiyatrosuyla meşhur bir antik kenttir.

Aspendos, Serik ilçesinin 8 kilometre doğusunda, Köprüçayı’nın dağlık bölgesinden düzlüğe ulaştığı yerde M.Ö. 10. yüzyılda Akalar tarafından kurulmuş ve antik devrin mamur zengin kentlerinden biridir. Buradaki tiyatro M.S. 2. yüzyılda Romalı’lar tarafından inşa edilmiştir. Kent biri büyük, biri küçük iki tepe üzerine kurulmuştur.

Coğrafyacı Strabon ve Pamponrus Mela, Kentin Agruslularca kurulduğunu yazarlar. Bölgeye MÖ 1200’den sonra Yunan göçleri olmuştur oysa Aspendos adının kaynağı Rumlardan önceki yerli Anadolu dilidir. Önemli bir ticaret yolu üzerinde olduğu ve Köprüçay Irmağı ile limana bağlandığı için Aspendos, her çağda ele geçirilmek istenen kentler arasında yer almıştır.

Aspendos’un en önemli yapısı tiyatrosudur. Antik tiyatrolar arasında en iyi şekilde korunanarak gelmiş bir açık hava tiyatrosudur. Bu tiyatro Anadolu’daki Roma Tiyatrolarının günümüze sahnesi ile ulaşabilen en eski ve sağlam bir örneğidir. Mimarı Aspendos’lu Theodorus’un oğlu Zenon’dur. Antonius Piu zamanında yapımına başlanmış Marcus Aurelius zamanında tamamlanmıştır (138-164). Tiyatro, kentin yerli tanrıları ile imparator ailesine sunulmuştur.

Koordinatları : 36 56 20 K – 31 10 20 D

Her yıl binlerce yerli, yabancı turist Aspendos’u gezmektedir. Antik tiyatro ayrıca konserler, etkinlikler için kullanılmaktadır.

Bir de Aspendos Antik Tiyatrosu’nun küçük bir öyküsü var. Aspendos kralının bir zamanlar herkesin evlenmek istediği çok güzel bir kızı vardır. Kral kızını kime vereceğini bilemediği için halka, “Kim halkımız, kentimiz için en yararlı şeyi yaparsa kızımı ona vereceğim” diye duyurur. Bunun üzerine iki ikiz kardeş iki büyük yapı yaparlar. Biri kente çok uzaklardan, karmaşık yolları birçok zorluğu geçerek, su getiren su kemerleri; öteki ortasında yere metal para atıldığında üst sıralardan bile sesinin duyulduğu dünyanın akustik olarak en iyi tiyatrosudur. Kral su kemerlerini gördükten sonra kızını su kemerlerini yapana vermek ister. Bunun üzerine tiyatronun mimarı Zenon krala bir oyun oynar. Kral tiyatronun üst sıralarında gezerken bir fısıltı duyar: “Kral kızını bana vermeli.” Akustiğe hayran kalan kral kızını büyük bir kılıçla ikiye ayırır ve kardeşlere verir.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Kara Derili ve Kara Afrika

Kara Derili ve Kara Afrika

Tarihe bakıyorum karanlık çağlara
Uçsuz bucaksız kavgalara
Kocaman pençeleriyle tarihi
Yıkıp geçerken insanlık seyreder

Sonrasında kavgalar denkleşti
Kan oluk oluk akarken karasevda
Yine karalar içinde
Yıkım gelmiş şehrime
Gözlerinde güneş patlamış çekik gözlümün

Kara derili artık özgürleşmiş
Nafile kara Afrika’sı, hala kara
Açlıkla kavgalı hala

Afrika’nın güneşi yakıp kavuruyor bedeni mi
Amerika fazla yemekten ölürken
Kara Afrika’sı açlıktan ölmekte
İnce çelimsiz kol ve bacakları
Ekmek su dileyen aç kalmış gözleri

Açlıktan ölüyor kara derili

Kara deriliydi dün
Avrupa’da Amerika’da köleydi dün
Şimdi Amerikan köleleri efendi oldu
Kara Afrika ‘ sı hala kara bulutlu
Değişmedi kör talihi kara Afrika’nın
Dünya bakıyor uzaktan Afrika’ya
Her şeyi çarçur ederken
Birkaç popçu vicdanı karın doyuruyor

Çağımız ilerledi çare oldu kapitalizm
Bir açlığa çare olamadı
Atomu parçaladı, bir şehri yoketti

Diktatörleri devirdi uydu yaptı

Hala kara Afrika sı
Kara çarşafı atamadı sırtından
Bir yanda arabın kara, beyaz çarşafı
Öbür yanda kabilenin tamtamlar
Birbiri ile kavga ediyor yamyamları

Elindeki her şey bir bir alınırken
Bir ekmek uğuruna her şeyini feda eder
Toprakları kıraç, gölleri çöl

Tarih yine yüzüne gülmedi
Kara derili dün köleydi
Bu gün köle bile değil
aç be aç  ölümü bekler

köleydi doyurulurdu
Amerika köle istemiyor
Özgürlük getirdi dünyaya
Kara deriliyi başına baş yaptı.
Kara derili Afrika ya
Özgürlüklerden:

Aç kalma özgürlüğü kaldı.

Afrika’da  üç saniyede bir açlıktan çoçuk (insan yavrusu) ölmekte

İbrahim Gözel
[

 

Sevda Bulutları (Sevda şiirleri)

Nazlım,,, neden naz eder
Ateşlenmiş yüreğim çağlar gider
Etrafım yemyeşil dallarla kaplanmış
Yanı başımda değirmenin sesi

Çağlar gider denize doğru
Gözlerim dalgalarda kayıp giderken
Ben bende değilim artık Yanı başımda çağlayan sesi
Her yanımı saran canlılar

Onlarla beraber yaşarım su konaklarında

Yeni bir dalga daha geldi
Belki senin sesin var içinde
Ayırmaya çalışıyorum ama duyamıyorum
Demek ki çok uzaklarda olmalısın

Oysa yarin sesi, su sesi
Birleşseydi yüreğimde
Ne yalnız gecelerim kalırdı Ne karanlık bulutlar
Mavi gökyüzünü kapladığında beyaz sevda bulutları

Biraz hüzünlenince yağmur olup yağardı
Biraz şenlenince güneş arasından süzülüp
Dünyayı şenlendirirdi
Sevda bulutları en çok baharda yağar yeryüzüne

Çiçekler açar, yavrular doğar, canlar çoğalır
Güneş yakıp kavuruncaya kadar

Yeniden beklenir koca bir kış….
Gelsin sevda bulutları yine hüzünlensin
Yine şenlensin diye
Yeni baharlarda …. Sevda bulutları yağmur olup yağar

Sevdam su olur dere tepe akar gider
Can verir kıyıya köşeye
Ne olur hiç gitme kışa doğru sevda bulutları
Bilirim ateş senide yakar

Güneş senide çarpar
Yeni baharlarda beklerim seni
Yine yağmur yağsın yine çiçekler açsın diye
Benimde baharım geçmeden yağ üstüme üstüme

Yağmur olup yağ,  bereket getir dünyama
Şenlik getir ruhuma, can ver yeniden canıma

Sonbahar gelip ruhuma çökmeden önce………

<İbrahim Gözel-

Twiter yazılarımız

yeni ve yeniden cumhuriyette ve demokraside buluşmak umuduyla değerlerimizi ideologları mızı kör kurşunlarda harcamadan iktidara birleşerek yürümeliyiz

yeniden yeni cumhuriyet yeni beyinlerde var olursa cumhuriyet iğreti ideoloji değil gerçek yaşayan cumhuriyet ideolojisi olur. Atatürk bile geçmişten dersler alarak kimseyi taklit etmeden kendi çağının önüne geçti bu gün bile hala o günlere öykünüyoruz

@ibrahimgozelcan
Baştakilerin ne söylediğine lâf yetiştirmeyin onun ekmeğine yağ sürersiniz .kendi gündeminizi kendiniz yaratın yeni düşünceler yeni fikirler üretin kendinizi yenilemez seniz büyüyemezsiniz eski kafa demokrat ancak eski gericilerin kulvarına düşer orada ikinci sınıf vatandaş olur

Ne çok ölüm günlerini anar olduk. yeni başlangıçlar yapmadan. cumhuriyetin mihenk taşlar birbir sökülüyor eski kafaları ortaya çıkarmak için yeni cumhuriyetin değerlerini böyle tek tek vurdular uyanın ademokratlar birleşin

İslamda aklın mühürlenişi / ihtiyaç aydınlanmayı yaratır. İslam dünyası dün ticaret yolu bu gün petrolün üstüne oturduğu sürece aklı sefil yol göstericilere itibar etmeye devam eder. karnı doyan millet düşünmez her şeye aç,açık olan milletler düşünür.düşünmeyenler düşkün olur

Birileri mehdi gelecek ortamı hazırlayalım diyordu ya MEHDİ GELDI hemde kılıçsız, insanları yaratıkları ölüm makinelerini bile inine kapattı adı CORANA MEHDİ kirlettiğimiz dünyayı temizliyor; yeni yılda yeni ve güzel dünya yaratmak umuduyla yeni yıla, yeni dünyaya merhaba
Peçe: orta çağ vebadan cinsi latif korumak kollamak içindir. Dinler kadını tüm siyah örtü ve peçe ile kapatmıştır.Veba geçince üretimin dışında kadına örtünme hem dinler hem gelenek kadına baskı aracı olarak kullanır. Beyaz veba: covid ve kapitalizm cinsi peçeye maskeye sokmuştur.
Üretmek özgürleştirir tüketmek köleleştirir, İçgüdüleri ile yaşayan canlılar sadece tüketir, aklını kullanarak yaşayanlar ürettikçe toplumu özgürleştirir. ibrahim Gözel
İslamda örtünme bence ibn’i Sina dan başlar vebadan korunma mesafe koyun demiştir cinsi korumak için kadını veba bulaşmasın diye peçeye kadar kapatmışlardır.Veba defolduğunda ise İslamiyette bilim uzaklaşınca gelenek haline gelmiş aynı zaman ataerkil toplumun baskı aracı olmuştur
Nizamülmülk ayyaş Ömer Hayyam’a zamanın en büyük rasathanesini kurdurup yeni takvimi ona yaptırmıştır biz bu kafayla o solcu o sağcı diye ayırıp hapislere tıkıyoruz bilim adamlarını daha da olmadı mı kovalıyoruz onlar Avrupa bilim üretiyor. biz kalan artıkları toplama yapıyoruz
@ibrahimgozelcan
bizlerde yeniden cemaatler savaşına başladık. Bilim adamı ve bilim az olunca bilimi Avrupa Amerika sattı biz dökülenler topladık ama yöneticilerimiz kendini padişah sandığından dolayı sarayları yeniden yenilerini inşa etti ve bizde kibir ve şatafat en yüksek seviyesinde en yüce..
@ibrahimgozelcan
22 aralık Sarıkamış 23 binden 90 bin kayıp Osmanlı İmp.’nun askeri taktik hatası büyük bir başarısız bir askeri girişimi: bilimin bitişi Türk ruhunun yok oluşa giden yolda Osmanlı bitik üst kadro liyakatsızlığı, sonuç olarak sevr ile beyliğe dönüş. İyi ki Ata-türk vardır rahat olun

1930 krizinde işçilere iş yaratırken pre kapitalisizim İslamik kapital önce işverenleri kurtarıyor ama 30’da zenginler intihar ederken bizde işsiz proleterler intihar eder ne yaman çelişki demokrat sosyalist ahkam kesiyor liberal seyrediyor ekonomist, hukukçu cezadan korkuyor.

Silah yapma değil petrolü ile silah alma derdinde vahhabilik egemen olacak diye Filistin li eline bıçak ver Allah için ölüme gönder. İslam alemi bu yüzyıldaki kadar naçar olmamıştı İsrail’e Kahhar et nafile bunlar böcek değil insan o gençler yönetemeyen rezil Müslüman yönecitisiniz
@ibrahimgozelcan
Madımak sivas halkının önünde başbağlar pkk önünde,pınarcık jitem önünde bu halka bi kıyım neden ölüm karşı ölümü yaratır. Ölüm yerine üretim yapılsaydı bu gün ölümü değil ürettiğimiz eseri otomobilleri konuşuyor olacaktık.21 yy da yarattığınız eser bu gün konuştuğumuz şeylerdir
Atatürk’e hakareti Sezen … İfade özgürlüğü demiş :hakaret etmek özgürlük olamaz. ifade özgürlüğü değil olsa olsa sadece hakaret etme serbestisi olur özgürlük bir gelişmedir. serbestlik sadece anarşi yaratır
@ibrahimgozelcan
unutMADIMAKaklımda Dün adı yezit bu gün adı Madımak: Dün 12 imamlar bu gün 33 aydın ve ölen-yakılan insanlar. Ne zaman uygarlık gelecek, artık insanımıza zulüm yerine bilimle yükselmelidir. Bu dünya bizim hepimizi yeter. 1,5 m. Çin gibi; Müslümanlar beraber yaşamayı öğrenmelidir.
@ibrahimgozelcan
Dün ve bu gün çalıştıysan yarının en yüksek yerinden kucaklayacaksın. Umudunu yarına bırakma bu gün. Yeni umudunu eline alırsan yarınki bu günlerim dünden daha güzel olur. Başaracağım dersen zirveye ulaşırsın. Havlu atarsan dağın eteklerine ancak çadır kurarsın, zirveye degil.
Yarın yakalanamayan ulaşılamayan olmayan bir gündür. Dün ise bu yaşanmış olan başarı ve başarısızlıklarının somutlaşmış halidir. Bu nedenle yarın hiç yaşanmamış bir gündür bu günde elinde ne varsa yarına taşırsın elinde bir şeyin yoksa yarının bu günden hiç farkı olmaz .
Bugün dünün birikimleri yükselir yarın bu günün hasadıdır. Yarın aslında dünün bu güne ulaşmış halidir yarın olmaz hiçbir zaman bu gün olur. yarın ileri ki zamana ötelenir dolayısıyla başarısız insanlar işlerini yarın bırakılmasından dolayı hep bu günde başarısız olurlar.
lider kendi gündemini kendi belirleyendir. Lider başkasını gündemine laf yetiştiren değil kendinden söz ettiren insanlara yön, yönelim açandır. Bizde muhalefetin iktidarın söylemine takılıp, laf yetiştireni; iktidarsız olan iktidarların çamur atanları halk hep ikinci sıraya atar
@ibrahimgozelcan
‘Neo’ kapitalist dünya taciz tecavüzle nice tomurcukları açmadan dünya güzeli çiçeklerimiz solduruyor. Ne zaman tacize, tecavüze dur diyecek yasaları, dur diyecek ahlakı dünyaya geri getireceğiz. Kapital dünyayı terk edene kadar bu zulüm sürecek mi. Çocuklara güzel dünya dilerim

Osmanlının varisi çürümüş kadroları cumhuriyet içinde yeniden var oldu ama bu kadrolar ne padişahı ne meşrutiyeti geri getirebilir Osmanlı romanını yazarak geleceğe ışık tutabilirler.Yeni kadrolar ancak eskiyi yeniden yaşatmayı değil.kendi tarihlerini ve talihlerini yazabilirler

Tarihte bir kazanan varsa birde kaybeden vardır.Selçuklu imp. beyliklere bölündüğünde nasıl tarihin kazananı Osmanlı beyliği Türkleri birleştirdiyse; Osmanlı kaybedince tekrar kazanmayacaktı, bir kazanan bir beylik olacaktı hiçbir zaman eski Osmanlı olamayacaktı tarihe bak yeter.
@ibrahimgozelcan
@ibrahimgozelcan
İstersen, önüne hedefini (amacını)koyarsan ayakların seni istediğin yere götürür. İstemeyi ve arzulamayı bırakırsan yerinde sayarsın ve birde bakmışsın hep aynı yerde zamanı,farkına varmadan hayatını boşa harcamış olursun.Hedefine doğru ilerleki yarına elinde güzel şeyler kalsın
@ibrahimgozelcan
mısırlılar ilk haçlılar(avro) geldiğinde kendi silahlarınız ve ordularınızla savaştınız ve o haçlılar açlıktan kendi etini yediler. Bu gün bilimsiz hurafe yaşıyorsunuz tepenizde Avrupa İsrail bekçisi var ve artık tüm makineleriniz avrupadan Koyun gibi boş-beleş yaşıyorsunu
@ibrahimgozelcan
Hiç bir İslam ülkesinin bir tane kendi yaptığı bir uçağı yok; hiç İslam ülkesinin kendi yaptığı otomobili ve motoru yok. Hiç bir İslam ülkesi uzaya gidebilmiş değil. Hiç bir İslam ülkesi ekonomik olarak gelişememiş hala sömürülmektedir. Sonuç: Kudüs için 60 ölü binlerce yaralı

Tarih bir kez yaşanır ikinci kez yaşanan şey sadece kopyasıdır (onun adına komedya denir; acıyı yaşatırlarsa tragedya olur)

Kaybedenler kulübü acil dağıtılmalıdır.

Bir seçimi daha geride bıraktık ama sosyal demokrat-larda iktidarın peşini bırakmadı. Oy vemekten bıkan bir teokratlarınız olduğu sürece teorilerniz hep çöker. İktidar iyi hesap yaptı. Tatilciler ve sağa oy vemeyen demokratlar ve solla beraber  yürümek istemeyen milliyetçiler bir kez daha kaybetti ve iktidardakiler çok çalışmadan yine kazandı. Muhalefet kendi reislerinin elmayla armudu birleştirmesi gibi ek-le—me -din olamadan bir hezimet daha yaşadılar. Her ne hassa bunlar kazanmış gibi yollarına aynen devam ediyorlar

Az olsun benim olsun diyor;  kötü muhalefet., Büyük götüren benden değil hür-süz, hır-sız, ar-sız diye diye ülkeyi  demokratlıktan el birliği ile uzaklaştırmaktasınız. Tek adam dönemine geçilirken  fiili başkanlıkta yaptırırsınız siz.

Yavru vatandan sonra yavru-kurt muhalefetimizde  oldu ama oda kaybetti. Kaybedenler ne zaman tarihten ve liderlikten çekilecekler  (siz çekilmezseniz onlar hep kazanacak); artık bilmiyorum:

Ama herhalde iktidarın zalimleşmesini bekliyorlar. Üstelik altımızda işid ateş yakmışken kim kimi tutuşturur.

 Başarısız olan muhalefetten çekilmelidir ve başkalarını da başarısız  olma fırsatı verilmelidir. Yoksa tek adamla birlikte sizde iktidarın küçük  ortağımısınız. Açıklayın öğrenelim kaybedenler kulübü.

İbrahim Gozel

Ne yapmalı ? ne yapma malı?

İktidardayken 300 kişi bombayla olür faili bulunmaz,
hızlı tren kazasında 65 kişi ölür hiçbir bakan ve bürokrat istifa etmez iki suçlu bulunur, herşey ona yuklenir
Muhalefetteyken iktidar ne isterse tersi istenir ne yapıyorsa yaptırmamak için uğraşır ve Muhalefet 10 seçim kaybeder ama hiçbir zaman ne istifa eder nede makamı bırakır. Suç şartlara yüklenir, iktidardaymış gibi yola devam eder; Muhalif mağlup ama bi kaç puanla kendini galip ilan eder. Mağlup ama bu yola baş koymuş galiptir.

Önce muhalefetin istifa makamını çalıştırması ve Gelenek yaratması gerekir
Muhalefet mağlubiyetin tüm sorumlulukları alıp istifa etmelidir ki iktadarı da istifaya zorlayabilsin.
İstifa etmemek için İktidardakiler eli daha güçlüdür hem suçu yönetmek ve lehine şartları üretmede elleri her şeye daha mahirdir

Biri iyi kurt bir kötü kurt hangisi kazanır sizce

bir dünya hayal ediyorum gerçekleri görecek kendi geleceğini kuracak kendi dünyasının kurup yaşatacak ama hep birlikte el ele vererek

olaylara verdiğimiz anlamları değiştirirsen hayatını da değiştirirsin
bir olay vuku bulur olay karşısında bir duygu ortaya çıkar ve biz duyguyu olayla bağlantılı anlam yükleriz
bu anlama gore hareket ederiz ne anlam verdiysek  eylem ve  eylemsizlik içine gireriz  hayatımız ona göre şekillenir o şekilde yönlenir

Çok kazanırsan o çok kaybeder  yürüyen duran kişiden ilerdedir geriye gidenden duran kişi öndedir koşanı kim gecer hızlı koşan kişi

hep karşı taraftakiler kaybederse bu sefer karşıtlar yok olur  karşıtını yok eden kedinin var oluşunu kaybeder ve kendi kendini yok eder

Mutlu ve ümitli olan insan hem kendine hem çevresine güzel insandır

Ve tabi okurken düşünmek lazım hayatla okuduklarını karşılaştırmak insan yaşarken ve çalışırken düşününce yeni şeyler yaratır

Hayatın resmi herşeyi anlatıyor başlamak bitirmek. herşey başlar ve sona erer ama sen her zaman  yeni başlangıcın olmalı hayat bir arayıştır

Gelgitler okyanusta olur  önce dere ol nehir ol sonra sırası gelir herseyin sonrasında deniz .Herkes zekidir ama kullanmasını bilmek lazım
Herkes zekidir  zekayı kulanmak için herşeyin  içine bakmak anlamak  ve bilinçlenmek gerekiyor

Bende bir iyi kurt var birde kotu kurt hangisi kazanır demiş. Kızılderili bilge hangisini beslersen o kazanır demiş

Enerji sevyeni yuksek tut olumsuz şeyler zarar veremez
vücudun zayıf düştüğü zamanlar mikroplar seni  hasta ederse duşuncesi zayıf olanı  olumsuz  düşünceler mikrop gibi   düşünceyi hasta eder

sadece güçlü dur gelgitler seni surukleyemez herşeyden yeni birşeyler yaratabilirsin olumsuzluklar içinde bile
düşün kendin ol kişilik sahibi ol yeter herkes gibi iyiyi kötüyü yasayacaksın  hepsinden faydalanırsın sen yeterli  yaşa ve zekaya sahipsin