“Hânedan-ı Âlevîyye” sevgisi ve Ali bin Ebâ Tâlib’e bağlanan Sünnî tarikât silsileleri,
Ali bin Ebâ Tâlib ve Ehl-i Beyt’e karşı olan muhâbbet duyguları sebebiyle Mevlevîlik ve Kadirîlik gibi aslen Sünnî kimlik gösteren bâtınî-tarikât te kendi silsilelerini Cüneyd Bağdâdî, Serî-i Sekatî, Ma’ruf-u Kerhî’den sonra sırasıyla ya “Davud-u Taî”, “Hâbib-i Acemî”, “Hasan-ı Basrî” ya da Şiîliğin resmen İmâm olarak tanıdığı On İki İmam’dan sekizi olarak bilinen “İmâm Ali er-Rıza”, “İmâm Mûsâ el-Kâzım”, “İmâm Câʿfer-i Sadık”, “Muhammed el-Bakır”, “Ali Zeyn el-Âb-ı Dîn”, “Hüseyin bin Ali”, ve “Hasan el-Mûctebâ” aracılığıyla Ali bin Ebâ Tâlib ile Muhammed Mustafa’ya bağlanmaktaydılar.
Ayrıca, yine Sünnî-Bâtınî Tarikâtı olan Halvetiyye ve Bayramiyye de kendi silsilelerini “Cüneyd Bağdâdî”, “Serî-i Sekatî”, “Ma’ruf-u Kerhî”, “Davud-u Taî”, “Hâbib-i Acemî”, “Hasan-ı Basrî” aracılığıyla, Rufâîlik ise “İmâm Mûsâ el-Kâzım”, “İmâm Câʿfer-i Sadık”, “Muhammed el-Bakır”, “Ali Zeyn el-Âb-ı Dîn”, “Hüseyin Seyyid eş-Şühedâ” aracılığıyla Hazreti Ali ile Hazreti Muhammed’e bağlanmaktaydılar. Bunlardan başka Sühreverdiyye ile Üveys’îyye silsileleriyse Ali el-Mûrtezâ ve Ömer ibn Hattab aracılığıyla Muhammed Mustafa’ya bağlanmaktaydılar.
Ayrıca bakınız: Mevlevîlik, Kadiriye, Halvetiyye, Bayramiyye ile Rufâîlik
Şîʿa-i Bâtın’îyye’nin çıkardığı yeni tarikât ve mezhepler,

Batı İran ile Anadolu’da yedinci hicrî asırdan itibaren dört yüzyıl süresince aralıksız süregelen dinî karışıklıklardan dolayı ortaya birçok tarikât ve zümreler çıkmıştı. Horasan Melâmetîliği’nin kurulduğu yer olan, ve üçüncü hicrî asırdan itibaren birçok mutasavvıfın vatanı olarak bilinen Nişâbur’da Hamdun’el-Kassar’dan sonra daha birçok hulûl inancı ihtivâ eden ve dinîn zâhirî ahkâmına muhalefet eden “İbahiyye” mensûbu “Şîa-i Bâtın’îyye” toplulukları çoğunlukla Melâmîyye’nin içerisine dâhil oldular. Şeyh Cemâl’ed-Dîn Sâdî’den itibaren Suriye, Mısır, Irak, Hindistan, Orta Asya sınırlarına kadar genişleyen ve “İbaha” i’tikadı gereği birçok tavır, tutum ve ibâdetin zâhirî hükümlerinin yerine getirilmesi mevzuunda göstermiş oldukları kayıtsızlıklarıyla dâima şiddetli kınanma ve eleştirilere mâruz kalan Kalenderîler[42] ile eski yazarlar tarafından “Tâife-i Abdalan ve Cevâlika” olarak isimlendirilen çeşitli tarikât mensuplarının, Osmanlı yazarlarınca abdal, âşık, torlak, şeyyâd, Hâydarî, Edhemî, Câmî, Şemsî[43][44] gibi aynı mânaları taşıyan ifadelerle anıldıkları görülmektedir. Bunların hepsi de ortak kanallardan süzülenen benzer i’tikatların çeşitli parçalarını barındırmaktaydılar.[45]
Ayrıca bakınız: Gnostisizm, Horasan Melametîliği, Nakşibendilik, Kalenderîlik ile İbahilik
Kalenderîler’in Anadolu’da Bâtınîlik hareketlerine yaptıkları katkılar,
Kalenderîler en koyu Alevîler olmaları nedeniyle Suriye, Halep Bâtınî merkezinden aldıkları kuvvetlerle, Anadolu’da bulunan ve diğer Bâtınî merkezlerinden ayrı ve bağımsız yaşamakta olan Bâtınîleri takviye ettiler. “Kalenderî – Haydarî” ünvanı taşıyan ve dış görünüşleri itibarıyla tasavvuf kisvesi altında Türkmen boyları arasına yerleşen babalar Anadolu’daki Bâtınîlik hareketlerine olanca güçleriyle destek oldular.
Ayrıca bakınız: Kalenderîlik ile Babâîlik
SosyalSanat Değişmeyen tek şey değişimdir

Bu çeşitli inanç ulemaları bu içi boş ve gereksiz ideolojilere kafa yoracaklarına keşke bilime, gelişmeye ve toplumsal ilerlemeye kafa yorsalardı belki bugün ortadoğu farklı bir noktada olabilirdi