Ev / Gezi resimleri / Beykoz-Yoros kalesi ve Yuşa tepesi manzaraları

Beykoz-Yoros kalesi ve Yuşa tepesi manzaraları

Yoros kalesi İstanbul’da Anadolukavağı sırtlarındaki Doğu Roma döneminden kalma kaledir. İmparatorluk zayıf düştükten sonra Cenevizlilerin eline geçmiş ve uzun süre onların elinde kalmıştır; bu yüzden bir Ceneviz kalesi olduğu inancı doğmuştur. Kalenin kapladığı alan İstanbul çevresindeki diğer bütün kalelerin kapladığı alandan çok daha büyüktür. İç kesimdeki kulelerin bazıları hâlâ iyi durumdadır ve duvarlarda Yunanca yazıtlar göze çarpar.[1] Adının nereden geldiği kesin olarak bilinmemektedir. “Kutsal yer” anlamına gelen Hieron’dan geldiği görüşü oldukça yaygın olmakla birlikte, antik çağ tanrılarından Zeus’un sıfatı olan “uygun rüzgarlar” anlamına gelen ourios’tan geldiği de iddia ediliyor. Ayrıca Yoros adının doğrudan doğruya “dağ” anlamındaki oros’tan geldiği de düşünülmektedir.[2]

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Yuşâ Peygamber
Türbede gömülü olan zatın Yuşâ (m. ö. 1082-972) olduğunu inanılmaktadır. Yuşâ Peygamber bir rivayate göre Musa Peygamber ile birlikte Mecmeul-Bayreyn’e (Boğaziçi) gelmiş ve vefat ederek bu tepeye gömülmüştür. Çeşitli tefsirlerde Yuşâ’nın Musa’nın vefatından sonra peygamber olarak görevlendirildiği, Hıristiyanların ve Yahudilerin ona Yeşu dedikleri nakledilir.[kaynak belirtilmeli]

Tarih
Burası tarihin ilk dönemlerinden itibaren kutsal bir yer olarak kabul edilmiş ve çeşitli uygarlıklar burada kendi dinlerinin mabet ve tapınaklarını inşa etmişler. İlkçağlarda burada Zeus tapınağının bulunduğu ve Bizans döneminde bu tapınağın Hagios Michael adında bir kiliseye çevrilmiş. Depremde, belki de bu yapıları 1509 yılında yıkılmış.

Osmanlı döneminde bu tepeye, Sadrazam 28. Çelebizade Mehmet Sait Paşa tarafından 1755 tarihinde bir mescit yaptırıldı. Aynı zamanda burada bulunan ve halk arasında Yuşa Peygamber’e ait olduğu düşünülen mezarın etrafına kagir bir duvar çektirmiş ve türbenin bakımını yapmak için görevliler tayin ettirmiş. Tarih boyunca ziyaretçileriyle bütünleşen ve hep insanların ilgi odağı olmayı sürdüren bu tepede, III. Selim (1789- 1807) döneminin bazı yıllarında, izdihamdan dolayı ‘fitneye mahal olmasın’ düşüncesiyle mevlid okunması bile yasaklanmıştır.

Yuşâ Camii bir yangın geçirmiş ve Sultan Abdülaziz döneminde, 1863 senesinde aslına uygun olarak yenilenmiştir. Dahiliye Nezaretinin 1885-86 tarihli istatistik cetvelinde “Yüşa Aleyhisselam Dergahı” olarak zikrolunan bu alana. yuşa tepesi adı verilmiştir.

İsrailoğulları’nı göçebelikten kurtaran ve Arz-Kenan’a yerleştiren Yuşa’nın bir türbesi de Gaziantep’te bulunuyor. Gaziantep’te Boyacı mahallesinde Boyacı Camii’nden Kavaflar Çarşısı’na doğru uzanan sokakta Pirsefa denilen mevkiide bulunan iki türbeden birinin Yuşa Peygamber’e, diğerinin de sahabe olduğuna inanılan Pirsefa’ya ait olduğu kabul edilir.

Şimdiki durum
1990’lardan sonra Beykoz Müftülüğünün öncülüğünde başlayan ve 2000’lerde de devam eden çalışmalarla, görevli lojmanları, kültür evi, kütüphane, yemekhane, şadırvan gibi sosyal ve kültürel amaçlı müştemilat inşa olunmuş, camii ve çevresi önemli ölçüde tadil edilerek ihya ve imar edilmiştir.

Vikipedi, özgür ansiklopedi

Hakkında admin

Check Also

ÖRTÜNMEK ŞART OLDU ——(COVİD 19)—-birinci şartı

OKUMADAN GEÇERSENİZ SİZDE KAYBEDERSİNİZ,,,,,,,,,!!! Bu yazıdan sonra şapka çıkarmayacaksınız Artık şapka takacaksınız (zorunlu)             Artık ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.