Geri ülkelerdeki proletarya ekonomileri hem tarihe bir ivme kazandırırken kapitalizm hem anarşik yapısına plancılığa (aklı) hem de sosyal demokratların ekonomiye insan unsurunu katarak humaniter demokrasiyi kapitalizmin içinde var ederek kapitalizmi sosyalist ülkelerden(Sovyetik komünist ülkelerden) hem sanayi hem de sosyal hayatta o kadar geri unsurlarına rağmen sanayileşmede ileri hamle yaparak dünyanın motor gücünü elinde tutarak ileri profil çizebilmişlerdir. Kapitalist ülkelerde işçiler yada zinde güçler her türlü soruna karşılık verebilmekte ve sesini duyurabilmektedir. Kapitalizmde zinde güçlere yanıt verirken kendisini sınıf diktatoryası değil sınıf iktidarı gibi görüp demokratlaşmaya kapitalizm kendi bağlaşık sınıfları ile el değiştirerek taze kan girişini sağlayarak ekonomilerini canlı tutmaktadır. Bu kapitalizmin egemen sınıflar arasındaki çatlakların yada birini diğerine aleyhine gelişimini mali kapitalizm ile sanayi kapitalizmin yarışını alenileştirerek egemen sınıf olmanın asgari gereklerini yerine getirmektedir. Karşıt sınıfın iktidar olma savaşımını yada iktidara yürüyüşünü egemen sınıf olarak her ikisi de birbirinin yerine geçerek toplumun dilek taleplerine yanıt verme onu ideolojik olarak besleyerek toplumu apolitize etmektedir. Böylece iktidarsız proletarya egemen olma iktidar olma hayallerini hem ideolojik olarak doyurularak(demokratize ederek hemde apolitize edilerek siyaset dışı bırakılır.
Batının verdiği işçi hakları ve doyurucu ücreti Sovyetler’in bile uyguladığı Taylorizm (kapitalizm) sayesinde ütopya karnı doyan işçi sınıfı sayesinde hayal ihtiyacının gidermeye hayal görmeyi tarihin ilerisine atmıştır. Onun yerine Globalizme karşı koyan zinde güçler (Anarşist, sosyalist, feminist, komünist çevreci, yeşilci ve bir çok duyarlı tabaka) kendiliğinden karşı koyma talepleri, ileri toplumların hayal görme ve ütopyayı yaşatma çabalarıdır. Tüketim toplumundaki zinde güçler proletaryadan daha az maddecidir. Artık proletarya küçük mülkiyetler ev araba yazlık gibi tüketim toplumunun nimetlerinden faydalanırken tüm gücünü araba ev almaya harcayarak ve geri kalan zamanını a politik ortamlarda yada kendi kurduğu gettolarda (zenci, Asyalı, Afrikalı, şehirli, köylü) kültürü ile Avrupa kültürüne bağlanmadan yaşamaya çalışmaktadır. Kapitalizm Avrupa kapitalizmi de kendisini çekim merkezi olmasını ve merkezi görevini yaparak diğer ülkeler düşüncede bile uydulaştırması alternatif yaratma çabası yerine kendi merkezinin kenarında uydu kent (bağımlı) ekonomileri hem kendi ekonomisinin bozulmasına ( anarşizme) engel olmakta hem de anarşiyi bu bağımlı kentlerde anarşiyi sevk edecek gettolara kısmı özerklik tanıyarak onların anarşik yapılarını korumalarını sağlar. Çevre ülkeler çevre mahaller ( gettolar) hep merkez onların idolünde ideallerinde yaşar, dolayısıyla kendi yaşam pratiklerini ideolojilere çevreye uyduların ideolojik propagandasında alarak yansıtılır. Kendileri ölçüt olarak gösterilir. Çünkü humaniter demokrasiyi vitrine koyarak sömürüsünü haklılaştırır.
SosyalSanat Değişmeyen tek şey değişimdir
2. Dünya savaşında mağlup olmuş nazi almanyası ve 2 atom bombası yemiş japonya bile bilimsel ve teknolojik sıçrama yaparak kendilerini geliştirirken biz yıllarca yok türban, yok sakız çiğnemek orucu bozar mı, tarikatlar, cemaatler ve sonu gelmeyen cehalet çukurunun içinden çıkamadık!