İşçi sınıfı Sömürücü sınıf olmanın gereklerini yerine de getiremezdi, getirmeye çalışsa bile üretimi güçlü kapitalistlerin karşısında üretim araçlarını tümden kamulaştırması hantal bir bürokrasiyi yaratığı ekonomik güç olmanın ötesine kendine ve bürokrasiyi hizmet eden ama topluma mal olmayan ekonomi dışı karakteri ile tüm mülkiyeti kamulaştırması imkansız olduğundan her şeyi devletleştirememiştir. Dolayısıyla Çekoslovakya ve Doğu Almanya deneyimlerinin Batı Almanya kadar ekonomisini geliştirememesi bu nedenledir
Öte yandan çubuğun kamu mülkiyetine bükülmesi zaten mülksüz olan proletaryayı onu mülklendirememiştir. Proletaryayı eline versen fabrikayı mülklenmesi ve sahiplenmesi ve dolayısıyla yönetmeyi bilmeyecektir. Onun yerine kamu mülkiyetini ağırlık verilerek zaten geri kalmış ekonomilerini sosyalleştirerek birikim sağlamak ve sanayileştirmek için akılcılığı ortaya koymuşlardır. Akılcılık ( planlı ekonomi) ekonomide ve diyalektikte yeterli bir kavram değildir.
Piyasa akıldan daha fazla diyalektiktir. Karşıtların çatışmasını ve birliğini sağlayarak mutlak ve en akılcı düşüncelerden daha gerçekçidir. Piyasada da akıl olmadığında işte o zaman anarşi doğar ki bu burjuvazinin kör piyasa kurallarında birikim yaratmak için kriz dönemlerinde kullandığı bizzat kendi kendini yiyerek büyüme sürecidir. Bir taraftan artı emeğe el koyarken akılcı olmayan doğal veya doğal olmayan, (insansal savaşlar) ekonomileri fabrikalar batırmışlardır. Bu batma süreci büyük balığın küçük balığı yemesidir. Topyekun savaşlar gibi yıkıcı değil sadece birikim el değişmesi ve atıl olan akılcı olmayanların bir bir elemesidir. Bir çeşit serbest piyasanın doğal seleksiyonudur. Aynı doğal yaşamdaki hayvanların yaşamı gibi akılcı olmadığı çağda vahşi olduğu gibi pre-kapitalist dönem de kapitalizm akılcı değildi. Akılcılığa vurgu yapmasına rağmen birikim sağlama ihtiyacı sadece birikim üzerinde akıl yürütmeyi ama piyasada vahşi seleksiyon anarşik ekonomiye kadar götürmüştür. 1.2. anarşik dünya savaşına kadar götürüp dünyanyı topyekun savaşa sürüklemiştir
Gelişmiş ülkelerde proletaryanın dolayısıyla sosyalistlerin önü kapalı ve kapatılmıştır. Çünkü sosyalistleri durdurabilecek ve işçilerin elimine edebilecek yeterli güçleri vardır. Dolayısıyla sanayileşmiş ülkelerin sosyalistleri diyalektik felsefeyi üretmekten bir başka bir şey yapmamışlardır. Pratikleri Amerika’da veya Alman sosyalist partisinde İtalyan komünist partisinde olduğu gibi önleri kesilmiş sekteye uğratılmıştır.
Öte yandan daha ekonomik güç yeterli olmayan yeni kapitalistleşen Sovyetler ve doğu Avrupa ülkelerinde sosyalistlerin önü açık olduğundan hep ütopikleşmiş hem de pratiğe dökmede kendilerine zemin bulabilmişlerdir. Sovyetler’in kopuşu birinci savaştan sonra mutlak monarşiler gibi mutlak demokratlar faşizme ve Nazizm’e yaratmışlardır. Kendi içlerinde durdukları sosyalistleri (komünist partileri) Almanya ve İtalya hem dünya hem de Sovyet iktidarına karşı totaliter demokrasiyi (faşizmi) totaliter sosyalizmin (Sovyetik) karşısına dikmişlerdir. Ama dünya kapitalizminin önce birinci savaştaki Pazar savaşı mı ve oradan yenik çıkan totaliter demokratlar dünyayı ele geçirme yutturmacasıyla önce doğu Avrupa’nın ve en sonda Sovyetler’in işgali ile hegemonyasındaki mutlaklık ortaya çıkar ve arkasından doğudan Japonya’nın atom bombasıyla batıda Sovyetler’in zaferiyle mutlak demokratlık totaliter demokrasi (faşizm) tarihe karışır.
SosyalSanat Değişmeyen tek şey değişimdir
2. Dünya savaşında mağlup olmuş nazi almanyası ve 2 atom bombası yemiş japonya bile bilimsel ve teknolojik sıçrama yaparak kendilerini geliştirirken biz yıllarca yok türban, yok sakız çiğnemek orucu bozar mı, tarikatlar, cemaatler ve sonu gelmeyen cehalet çukurunun içinden çıkamadık!