Canlılığın bu dengesini ve biçimini koruma mücadelesi doğanın yasalarına tam anlamıyla uymazken canlı kendi alanlarına yaratıyor. Kendini yaratırken bu seferde çevresini yeniden yaratmaya kendine barınak bulmaya yiyecek ihtiyacı için elverişli ortam ve dengesini bozmaması için hava ve suya ihtiyaç duyuyor.
Canlılık bu ihtiyaçların gereksinimlerinin üstünde karşılarsa rahatlıyor. Ama gereksinimlerinin altına düştüğünde canlılığı yok oluyor. Susuzluktan ölebilir yada suyun çoğalması hayatı öldürebilir
Canlılık ve dolayısıyla insan ihtiyaçlarının gereksinimlerinin altına düştüğünde ihtiyaçlarını gidermek için mücadele etmeye başlıyor. Canlılığını ayakta tutmaya çalışıyor. Doğada canlıdan başka ona müdahale edecek bir güç yoktur. Doğa(madde) kendi içsel yasaları içinde enerjinin sakınımı kanununda olduğu gibi bir enerji bir başka enerjiye dönüşür. Enerji aynı bileşik kaplar gibi ısı enerjisi hareket enerjisine hareket havayı etkileyerek soğumaya başlıyor buda ısıyla karşılaştığında kimyasal enerjilere dönüşerek birbirini takip eden dahası bir birinin yerine geçen süreçler olarak belirmektedir. Isı enerjisi hareket enerjisine hareket ısı enerjisine dönüşürken her birisi maddenin kendi enerji formlarıdır.
Bu enerjilerin dönüşümü esnasında canlılık dengesini ve biçimini koruma mücadelesinde yenik düştüğünde havaların ısınması sellerin oluşması bir kıtlığa bir baskınlara neden olurken bu canlılığı tehdit eden şey biz gazap (ceza) olarak görülmektedir. Aynı zamanda şeylerin paylaşımındaki mücadele birinden birinin yenik düşmesine dolayısıyla cezalanmasına ihtiyaçlarını giderememesine neden olacaktır.
Oysa cansız doğanın büyük bir sorunu yoktur. Ama canlılık ayakta kalma mücadelesi verir. Ceza önce doğanın kendi içinde vardır. Doğayı yönlendirdiği kendine göre uyarladığında doğanın cezası (tanrının gazabı) daha az olacaktır.
SosyalSanat Değişmeyen tek şey değişimdir