Ketojen Diyet

20 yıl önceki çalışmalarda da spor yapan, aktif yaşayan insanlarda kanser riskinin daha az olduğu görülmüştür. Sonraki çalışmalarda da bu durum onaylanmış ve Amerikan Nutrisyon Derneği, fiziksel aktivite yapan insanlarda, kanser gelişim riskinin düşük olduğunu onaylamıştır.
Spor, kan şeker düzeyini olumlu olarak etkiler. Spor yaptığınızda kaslarınızın şekere ihtiyacı vardır ve glikojen depoları boşalır. Kan şekeri düşer. Spor ve ketojenik diyet; kol kola giden iki sağlıklı yaşam disiplinidir.
Kanser hastalarının sağlıkları müsade ettiği sürece, sevdikleri fiziksel aktiviteleri yapmaları şiddetle önerilmektedir. Sabit aktivitenin olduğu daha az yorucu spor programları son derece idealdir. Bisiklet, yürüyüş, jogging bu kapsamda bir profesyonel desteği ile tavsiye edilebilir. Ani, patlayıcı, yüksek enerji gereken aktivitelerden kaçınılmalıdır. En iyisi uzun yürüyüşlerdir.
Diyetinizi, beslenme alışkanlıklarınızı değiştirmek için neler yapabilirsiniz?
Ketojenik diyete uyum sağlamak, tahmin edilenden daha kolaydır ve vücut çok hızlı adapte olur. Yiyecekleri seçerken azıcık dikkat en önemli aşamadır. Temininde güçlük çekilen, market vb satış noktalarında bulunamayan bazı yiyecekleri internet yoluyla da alabilirsiniz. En önemli nokta vitamin ve mineraller açısından vücudun, eksiklik yaşamamasıdır. Eğer yemek yapmayı seviyorsanız, farklı yiyeceklerden hoşlanıyorsanız artık kendiniz için, sağlıklı beslenmek için kolları sıvamalısınız.
Tedaviniz boyunca Onkoklinik ekibi daima yanınızda olacak. Diyetinize yaşamınızı kolaylaştıracak püf noktaları ve yiyecek seçimlerinizi kolaylaştıracak besin listeleri de vereceğiz. Yeni beslenme programınızdaki temeller; Würzburg Üniversitesi’nin klinik deneyimleri ve Onkokliniğin katkıları ile şekillendirilmiştir.
Ketojenik diyetin en önemli noktası; glukoz yani karbonhidrat tüketimini etkin bir şekilde kısıtlarken (maksimum 50 gram/gün), sağlıklı yağları ve proteinleri yeterli düzeyde almaktır.
Daha fazlasına ihtiyacınız yok! Başarabilirsiniz! En önemli değişikliği, tabağın karbonhidratlarla doldurduğumuz tarafında yapıyoruz. Patates, pirinç, makarna, bal, pekmez, ekmek, pasta, börek ve her türlü unlu mamullerden uzak duracağız. Bunların yerine; düşük karbonhidratlı besinleri koyacağız.
Ekmeksiz olur mu?
Neden olmasın? Ekmeksiz de et yenebilir. Enfes bir zeytinyağlı sebze yemeği ya da haşlanmış gıdalar çok daha özgün hale gelebilir. Bütün mesele ezberlerimizi bozmak. Rafine yani saflaştırılmış hiçbir gıdaya ihtiyacınız yok. Öyle ki yemeklerinizi ekmek olmadan tüketmeye başladığınızda çok daha lezzetli olduğunu fark edecek, yiyecekleri gerçek tatlarıyla alacaksınız.
Yağ, iyi kullanıldığında güçlü bir silaha dönüşür!
Yüksek kalitede soğuk sıkılmış bitkisel yağlar, ketojenik diyette çok önemli yer tutar. Bu yağlar; en temel yağ asitlerini (özellikle omega-3) ve yağda eriyen vitaminleri (vitamin D) sağlarlar. Kenevir yağı, keten yağı, kolza tohumu yağı ve balık yağı en nitelikli olanlarıdır. Bu yağlar hava almamalı ve ısıtılmamalıdır.
Salatalarda, özellikle lor peyniriyle, günlük besinlerinizi tatlandırmak için tüketebilirsiniz. Diyetinizde günde 4-6 gram omega-3 bulunmalıdır. Bu 1 gram omega-3 içeren kapsüllerden günde 4-6 adet tüketmek anlamındadır.
Tabiki daha iyisi ve ekonomik olanı taze bezir yağıdır. Bezir yağının 100 ml’sinde 55 gram omega-3 vardır. Başka bir ifadeyle günde 1 çorba kaşığı bezir yağı tüketildiğinde, gereken omega-3 sağlanmış olur. Daha fazlası da tüketilebilir.
Unutmayın, bir şişe yağ açıldığında içindeki omega-3 hızla tükenir. Yağları proteinlerle birlikte tüketmek, daha sağlıklıdır. Kalori açığı konusunda endişe duymanıza gerek yok. Bu besinler kilo kaybını önler.

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.