Ketojen Diyet

                          Düşük karbonhidrat, yüksek yağ/proteinden oluşan diyetin en önemli avantajı, kan şekerindeki dalgalanmaların önlenmesidir. Buda insülin salgılanmasında ani değişikliklerin önüne geçer. Çünkü insülin sadece glukozu hücre içine sokmakla kalmaz aynı zamanda tümörün büyümesine neden olur. Daha az insülin demek tümörün daha az büyümesi demektir.

                           Düşük karbonhidrat, Yüksek yağ/protein diyetinde, doğru yağ seçimi nasıl olmalıdır ?>
Son zamanlarda yapılan araştırmalarda omega-3 yağ asitlerinin, tümör büyümesini durdurduğu gözlenmiştir. Bu bulgular yağ seçiminde bize yol göstericidir. Özellikle omega 3 açısından zengin olan; keten tohumu yağı, kenevir tohumu yağı ve balık yağını tercih etmemiz yönünde somut sonuçlar vermektedir. Diğer taraftan omega 6 açısından zengin olan ayçiçek yağı, soya yağı, aspir yağı, tahıl tohumu yağlarından kaçınmalıyız.
Çünkü omega 6 vücutta iltihaba yol açarak, immün sistemin etkin görev yapmasını engeller. Bu da kanser dokusunun büyümesine neden olur. Orta zincirli trigliseritler (MCT) vücudumuz tarafından enerji harcanmadan emilirler. MCT’lerin bir çok çalışmada tümör büyümesini engellediği ve kilo kaybına yol açmadığı saptanmıştır. Diyetimizde 1. Derecede tercih edeceğimiz yağ; MCT olmalıdır. Orta zincirli trigliseritler ( MCT) en çok palmiye ve Hindistan cevizi yağında bulunmaktadır.
Ketojenik diyet tedavisi ve tümör kaynaklı aşırı zayıflama (Kaşeksi) arasında ne tür bir ilişki vardır?
Kemoterapi genellikle iştahta azalmaya, karaciğer ve sindirim sisteminde rahatsızlıklara ve kusmaya neden olabilir. Tümöründe etkisiyle beraber hızlı bir zayıflama gelişebilir. Bu duruma tümör kaşeksisi denir.
Şiddetli kilo kaybının en önemli sebebi; tümörün yüksek miktarlardaki glukoz tüketimidir. Eğer hasta diyetle yeteri kadar glukoz alamazsa, tümör kasların ve yağların karaciğerde glukoza dönmesini sağlayarak kendi beslenmesinin devamını sağlar. Ancak hastanın önce yağları sonra da kasları erimeye başlar.
Artan tümör hücresi, artan glukoz tüketimi dolayısıyla artan laktik asite neden olur. Vücutta yüksek düzeyde asidifikasyon oluşur ve bu vücudumuz için tehdit edici bir hal alır. Artan laktik asitin temizlenmesi için karaciğer son enerjisini de laktik asiti; glukoza dönüştürmek için kullanır. Fakat bu glukozu da tümör kullandığı için laktik asit tekrar artar. Bu bir kısır döngü halinde devam eder. Aç tümör hücreleri tüm kontrolü ellerine alıp, organizmayı çöküş noktasına taşırlar.
Düşük karbonhidrat, yüksek yağ/protein diyeti, bu durumu tersine çevirir. Diyetteki yağlar ve ketonları normal hücreler enerji kaynağı olarak kullanır. Yeterli protein tüketilmesi nedeniyle kas kitlesinde kayıp görülmez. Vücut geliştirme yapanlar; kaslarını arttırmak ve güçlendirmek için düşük karbonhidratlı diyetlerle beslenirler. Orta zincirli trigliseritler (MCT) ile vücudumuzun yüksek enerji ihtiyacı karşılanabilir. Ancak diyetlerimiz az miktarda MCT içerir. MCT kolayca ve enerji harcanmadan emilerek direkt mitekondiriye girer ve yakılarak enerji elde edilir.
Çalışmalarda MCT diyetinin tümör kaşeksisini engellediği belirlenmiştir.
Hastaların ketojenik diyete geçmeleri durumunda, çok sevdikleri tatlılarından ve çikolatalarından vazgeçmeleri bir yana yaşam kalitelerinde fark edilir bir artış ve kilo kaybının engellendiği, enerji açığının kapatıldığı görülmüştür. Özetle nitelikli bir vazgeçiş ve beslenme alışkanlıklarında sağlıklı bir planlama ödülünü de sunmaktadır.
Kanser ve spor arasındaki ilişki ne yöndedir?
Sporun, kanser gelişimi ile ilişkisi uzun yıllardır araştırılmaktadır.

Derleyen:İbrahim Can..

Bir yanıt yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.